"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İrade kimin elinde?

Sebahattin YAŞAR
16 Mayıs 2018, Çarşamba
Gençlerle, Ramazan’a dair 29. Mektup’u okurken, mideye hakim olamamanın, manen bozulmaya da etkisi gündeme geldi. Ders, suda erimiş hap gibi ilerledikçe sorulara da cevap oluyordu.

Yemek içmekte nefse hakim olamayanın, manevî alanlarda iradesinin dizginini akla ve kalbe vermesinin zor olduğu anlaşılıyordu. 

Midesine, ‘fazla yeme’ diyemeyen; gözüne, ‘harama bakma’ diyebilecek miydi? İrade zafiyetinin ilk görünür hale geldiği yer insanın yeme içmesi gibiydi.

Sekizinci Nükte’de, ‘Oruç vasıtasıyla bir nev’î perhize alışır, riyazete çalışır ve emir dinlemeyi öğrenir’ deniyordu. Bu bir irade eğitimiydi. Öyle ki insanlar sigara gibi, diyet gibi küçük yeme-içmek alışkanlıklarını değiştirmek veya terk etmek için Ramazan ayını atacağı adımı kolaylaştıran bir ibadet mevsimi olarak da görmekteydi. Ya da haramlara mesafe koymak için…

Dersin devamında, ‘Ve emir vasıtasıyla helâli terk ettiği cihetle, haramdan çekinmek için akıl ve şeraitten gelen emirleri dinlemeye kabiliyet peyda eder; hayat-ı maneviyeyi bozmamaya çalışır’ deniyor.

İnsanın oruçla, helâl olan yiyecekleri yiyememesi; aynı zamanda manevî olarak da haramdan çekinmek için dinin emirlerini yerine getirmeye ve manevî hayatı bozmamaya kabiliyeti gelişmiş olmaktadır.

Yine oruçla insan, kendisine verilen cihazatın süflî eğlencelere dönük olmadığını öğreniyor. Böylece insan bu otokontrolle, iradeyi ibadetullahta kullanmakla, derecesine göre, ayrı ayrı Nurlar’a, feyizlere, manevî sürurlara; kalp ve ruh, akıl, sır gibi letaifin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat ve telezzüzlerine mazhar oluyor. Midenin ağlamasına bedel, onlar masumane gülüyorlar.

Onun için Ramazanda, oruçlu halleriyle lezzet alarak Kur’ân okuyanlar, dinleyenler ile; oruçtan şikâyetçi olanlar, midenin ağlamasına takılıp kalanlar, Kur’ân’la lezzetlenmeyenler, ibadetlerinin hakkını vermeyenler şeklinde iki insan tipi görünür hale geliyor.

Maddî-manevî kaybımız, emir tahtında yaşamayı öğrenemememizdir. Emir tahtında yaşamayı, kul olmayı öğrenmeliyiz. Ramazan bunun için güzel bir fırsattır. 

Mademki bu ayda şeytanlar bağlanıyor, o zaman nefsin istemediği adımları atmak noktasında iradeyi akıl ve kalbin eline teslim etmeliyiz.

Orucumuz, ibadetlerde kullanılan güçlü iradelere, duâlarımız da, Müslümanların başındaki belâların def’ine vesile olsun inşallah.

Okunma Sayısı: 2111
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı