"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İzzet ve zillet dengesi

Sebahattin YAŞAR
17 Ekim 2016, Pazartesi
İnsanın kime karşı nasıl bir duruş sergilediği aynı zamanda kalite düzeyinin de bir belirtisidir.

‘İzzet’, insanı düşüklükten, alçaklıktan alıkoyan bütün üstünlükler, yücelikler ve sahip olunan yetenekler anlamında iken; ‘zillet’, ‘alçalma, küçülme, aşağı düşme, hor görülme, hakir olma ve miskinlik’ gibi anlamlardadır.

İzzet, insanın Rabbine karşı boyun bükmeyi ifade ederken; zillet, insanın Rabbi dışındakilere boyun eğmesi anlamındadır.

Acizliğe, zayıflığa meydan okuyan güç kuvvet sahipleri yüce hükümler karşısında aciz kalmışlar, boyun bükmüşlerdir. Zahiren izzet ve güç sahibi gözükürken, gerçekte zilletini sergilemişlerdir. Ki, zayıf mahlûk sivrisinek gücü devirerek, gücün, kuvvetin çok da cisimle alâkalı olmadığını âleme ilân etmiştir.

Güce dayanınca zayıf güçlü hale geliyor, sivrisinek emir alınca devleşiyor.

İnsan da öyle değil mi?

Evet, insan cismen zayıf, güçsüz, ama şuurluca Yaratıcısına dayandığı takdirde kâinata meydan okur hale geliyor. Aynı insan acizliğini unutmasın diye o kadar çok şeylere muhtaç hale getirilmiş ki. Bir yudum nefese muhtaç insan. Bir damla suya, bir lokma ekmeye muhtaç. Muhtaç da muhtaç.

Nasihate de muhtaç insan. Onun için ölüm güçlü bir nasihatçı. Bütün dünyevî kanunları, kuralları, bilimi diz çöktürüyor önünde. İnsana sadece, ‘İnna lillahı ve inna ileyhi raciun’ demek düşüyor.

Ne kadar keskin bir ifade değil mi? “Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O’nadır.” cümlesi tam bir terapi cümlesidir.

Her gün pek çok insan bu ebedî yolculuğun içinde buluyor kendini. Sanki neşeyle, saadetle koşarak ölüme gidiyor insanlar. Sanırım, dersine iyi çalışan öğrenci gibi, ameli güzel insan için imtihanın, ölümün korkunç bir tarafı kalmıyor.

Herkesi bağlayan kesin dönüş, bir şekilde kendine bir vesile buluyor.

Kim, hangi hali daha çok yaşıyorsa, muhtemel ki o gidişinin de vesilesi oluyor. Nasıl yaşıyorsa, öyle ölüyor insan.

Ameli güzel olanları Rabbimiz, ölümüne kısa bir zaman kala akrabaları, eş ve dostları şöyle bir ziyaret ettiriyor, vedalaştırıyor sanki. Ölümde bile rahmeti, merhameti galip geliyor Rabbimizin.

İnsanın Rabbine karşı, O’nun emir ve yasaklarına karşı boynu büküktür.

Rabbine karşı o boynu bükük insan, hak ve hukukunu kimselere karşı çiğnetmez, ama kimsenin de hak ve hukukuna müdahale etmez.

Ne kimsenin zilletine girer, ne de kimseyi zilleti altına alır.

Zaten gerçek hürriyet de bu değil midir? Gerçek kulluk da bu değil midir?

İnsan kul oldukça izzet ve şeref sahibi oluyor. Hadisatın karşısında ezilmekten kurtuluyor. Kulluktan uzaklaştıkça da zillete, dilenciliğe, hakarete uğruyor.

Onun için, O’na yakınlığı arttıkça şerefi artıyor insanın.

Ne mutlu izzet ve şeref sahiplerine!

Ve hakikati incitmeyenlere!

Okunma Sayısı: 1089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı