"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstikamet

Şemseddin ÇAKIR
16 Kasım 2018, Cuma
Bu tabir Kur’ân-ı Kerîm’in bir çok yerinde “sıratı müstakim” terkibiyle kullanılır ve “dosdoğru yol” anlamına gelir.

Bütün insanlığın en mühim meselesi istikametli yol olsa gerektir, çünkü netice itibâriyle; ya saadet ya da felâket olacaktır. Ancak insan istikamette olursa saadet, yoksa felâket olacağına göre, bütün hesapların buna göre yapılması gerekir. İşte bunun içindir ki Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Azimüşşanın da,  “sırat-ı müstakim”i’  32 yerde bu tamlamayla tekrar etmektedir. Birinci sûre olan Fatiha-i Şerife de duâ formatında zikrederek günde en az 40 defa namazlarda tekrarlatmaktadır ve Bediüzzaman, “Bu âyetin Risale-i Nur’daki bütün muvazenelerin menbaı ve esası ve üstadı” olduğunu ifâde eder. Efendimiz de (asm) işte bu gibi sebeplerden olsa gerek Hadis-i şeriflerin de, bu meseleye dikkat çekerek, “Hut Sûresi beni ihtiyarlattı” buyuruyor ve sahabeler sebebini merak edince “Cenâb-ı Hak o sûrede (Festekim kema ümirt)  ‘emrolunduğun gibi dosdoğru ol!’ emrediyor, ben de acaba emrolunduğum gibi miyim yoksa kendime göre miyim diye merak ediyorum” buyuruyor.

Şimdi bizde kendimizi bir test edelim bakalım bu gerçeğin neresindeyiz?

Birazda bu terimin anlam ve önemine dikkat çekecek olursak:

Sıratı müstakimdeki istikamet, genel anlamıyla her ne kadar; her türlü aşırılık ve yanlışlıklardan azade, haddi vasat diye tabir edilse de, bu sıratı müstakim meselesi nitelikli bir istikameti ifade eder. Herhangi bir yol veya tarikatteki istikamete benzemeyip, “minel ezeli ilel ebed” olan; en düz, en geniş, en emin, en saadetli ve selâmetli yol demektir. Zira Cenâb-ı Hak “Haberiniz olsun kalpler ancak Allahı zikirle tatmin olur” buyurmakla, 750 civarında yerde “ibret alınız düşününüz, tezekkür, taakkul ediniz,”  buyurarak bu yolun saadet ve selâmetine dikkat çekmekte, bütün nebilerini, sıddıkin, şüheda ve sâlihini bu sıratı müstakim üzerine gönderdiğini haber vermektedir.    

Müfessir-i A’zam Bediüzzaman bu gerçeğe İşâratü’l- İ’caz nam eserinde Fatihanın tefsiriyle de dikkat çekerek sırat-ı müstakimi; şeceat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsâsından hasıl olan adl ve adâlete işârettir” diye tarif eder. Üç ana kuvvet olan; Kuvve-i akliye, Kuvve-i gadabiye ve  Kuvve-i şeheviyenin ifrat, tefrit vasat olarak üçerden dokuz mertebesinin altısının zulüm, üçünün adl ve adalet veya sırat-ı müstakim olduğunu tahlilleriyle tesbit eder.

Ubudiyetin kemâli istikametten geçer. İstikamet ise hidâyet-i İlâhiyedir.

Bu asrın istikameti de siyasetle özdeşleşmiştir. Zira bir kısım siyasiler dini istismar ederek siyaset efkârını kalbin batınına kadar iras etmeye çalışınca, “dünya için din feda edilmez” prensibiyle hamiyet-i diniye namına yapılan “taallümü siyaset” ve gayretlerde, ister istemez siyasetle ilişkilendirilmektedir. Onun için Risale-i Nur’un formulü de; iman, hayat ve şeriat denklemi üzere kurulmuş olunca, otomatikman hayat ve şeriat, siyaseti intac edecektir. Zira hayat ve şeriat; şeâiri ihya şeriatı icra demektir. Fakat birileri Bediüzzaman’ın şeriatı iktiza eden siyasî hizmetten feragat ettiğini iddia ederler, halbuki Bediüzzaman; siyasetteki vazifeden değil, vaziyetten feragat ettim” demektedir. Yani hayat-ı içtimaî ve siyasiyede Risale-i Nur’un görevi vardır ve kıyamete kadar görevine devam edecektir, vazgeçmek söz konusu olamaz. Yalnız Bediüzzaman’ın tarzı; Seyyit Kutup  gibi doğrudan iktidara tâlip olmakla değil, dolayısıyla siyasiyyunu adalet namazında kıbleye irşat etmek tarzında olmuş, olmakta ve olacaktır.

İnsanın asıl sıratköprüsü dünyadaki hayatıdır  ve doğruluğun zirvesi imanla desteklenmiş, vahiyle beslenmiş akıl ve istikamettir. O da her kişinin değil er kişinin kârıdır.

 İlmin gayesi tevhid, amel, ibadet ve istikamettir, ikisi birden sırât-ı müstakimi oluşturur.

Bediüzzaman’ın tefsirleri: “Tavrı esasiyi bozmadan ve ruhu aslıyı rencide etmeden yeni izah tarzları şeklinde, zamanın fehmine uygun yeni ikna usûlleri, yeni tevcihat ve tafsilat ile irşad etmektir. 

Risale-i Nur bu asırda istikamette imtiyaz kesbetmiştir. İfrat ve tefritten azade olup sıratı müstakimin teminatıdır, akl-ı selim bunu böyle bilmelidir.

Allah (cc), bütün insanlığı böyle bir sıratı müstakime nail eylesin.  Amin!    

Okunma Sayısı: 1165
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı