"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müsbet hareket (3)

Şemseddin ÇAKIR
07 Temmuz 2017, Cuma
Müsbet hareketin diğer bir anlamı da san’attaki mükemmellik anlamındaki “altın oran”dır denilebilir.

Yani yaptığımız herşeyi en güzeli ile yapmak. Meselâ Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’inde “Ahsen’ül Hâlıkîn” olduğunu haber verir, yani yarattıklarını en güzel yarattığını ve insana daha güzeli için tabir-i caizse müsabaka meydanı açtığını ya daha güzelini yapmasını ya da mertlik yapıp böyle bir san’atkâra teslim olmasını ister. Onun için de Bediüzzaman Mesnevî-i Nuriye isimli eserinde “Vücudunu mu’cidine feda et, karşılığında ebedî bir vücut bulursun” der. İşte müsbet düşünce. 

Amerika’da yapılan müsabakada hiçbir san’atkârın hiçbir mahlûku geçemediği bir yarışmadan bahsedilir. İşte bu da müsabakanın müsbet şeklidir, yani herkesin iddia ile değil delille konuşması istenir. Bediüzzaman “Tasvir-i müddea zihnimizi işbaa etmiyor, delil isteriz” demektedir.

Bir de şekil şartlarına uyma meselesi vardır, fakat her şekil şartına uyan da müsbet demek değildir. Çünkü o şekil bir maske olabilir, zehri altın kupa içinde sunmak gibi... Yani her papaz kılığına giren papaz olmayabilir. O halde bu meselenin çözümü ne olabilir, ancak Efendimizin (asm) “İnnemel amâlü binniyat” hadisi ile durum anlatılabilir.

Müsbet hareket, aslında âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerin bize verdiği insanlık dersidir. Bediüzzaman Hazretleri dersini bu gibi naslardan almıştır. Meselâ; “Kötülüğü iyiliğin en güzeli ile savın”, yine “Onlar boş söz ve çirkin davranışlarla karşılaştıklarında iyilikle geçip giderler” ve bir örnek daha verecek olursak “Allah’tan sabır ve kurtuluş isteyin, zira Allah sabredenlerle beraberdir” buyrulmakla sabrın da ne kadar önemli bir müsbet hareket olduğu bize haber verilmektedir. 

Sabrın veya müsbet hareketin en güzel modeli de Asr-ı Saadettir. Meselâ; Zulme karşı en geçerli çare sabırdır, zira zalime karşı menfî mücadele kırık kolla döğüşmeye benzer, aklî de, ilmî de değildir. İşte peygamberler ve bilhassa Efendimiz’in(asm) Ebu Cehil, Ebu Leheb ve Taif meselesindeki sabır, metanet ve fedakârlıkları fevkalbeşer bir hadisedir. Yani sabır teslimiyet değil, bilâkis diklenmeden dik durmaktır. Zira “İlim insanın cesaretini, cehalet küstahlığını arttırır.” Diğer bir ifade ile meşrû yollardan hakkını aramaktır müsbet hareket. “İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrah, doğruların yardımcısıdır Hz. Allah” denilmiştir.

Müsbet hareket; Doğruluğu her yönden isbat edilebilir hareketler manzumesidir. Meselâ; başta din, ilim, bilim, örf ve adetler, hukuk, tıp, v.s. gibi hiçbir doğruya ters olmayan hareketler demektir. Onun için Bediüzzaman bu devrin menfîliklerini ifade etmek için “Medâr-ı iftiharım olan mehasinim şimdi suç addediliyor, ben dahi şaştım” diyor. Yani bunların uğruna sabretmeyi, yine bir mukaddes dâvâ uğruna cihad yapmak olarak kabul eder. Elbette nefsi için değil, çünkü Cenâb-ı Allah sabrı emrediyor. 

ÂLEM-İ İSLÂM

Âlem-i İslâm menfî anlayış ve sistemlerinin felâketlerini yaşıyor. O menfî anlayış ve sistem ise tek adam zihniyet ve sistemidir. Evet, dinimizin ve akl-ı selimin emri olan meşverete karşı, şahıscılık  menfîdir, çünkü şahsın illa ki bir yumuşak karnı vardır, insanlar da bilhassa o zaafın esiri olur. İşte Irak, işte Suriye, Libya, Mısır v.s. Ve Bediüzzamanın Abdülhamid ve Seyit Kutub’a itiraz edip gösterdiģi çareler de budur. Çünkü ikisine de meşrûtiyet veya demokrasiyi tavsiye etmiş, ikisi de uymayıp birisi âlem-i İslâmı, öbürü de Mısır’ı felâketlere maruz bırakmıştır. Yani Abdülhamid’e saltanatı değil, Hülefa-i Râşidîn’in uyguladığı seçim sistemini tavsiye etmiş, o saltanattan vazgeçmemiş. Öbürüne “İslâm’ı bu menfî siyasete bulaştırma, Demokratları destekle, yoksa aranızdaki ihtilâftan Nâsır gibi bir firavun faydalanır” demiş. O da inatlaşıp hem kellesini, hem de Mısır halkını bir hırs uğruna feda etmiş ve Üstadın sözleri de tek tek tahakkuk etmiş.

“Tarihi tekerrür diye tarif ederler, hiç ibret alınsa tekerrür mü ederdi?” “Bin yıllık kıssa yarım hisse mi verdi?” gibi acı gerçekler tekrar tekrar yaşanmış, yaşanıyor ve hem de ikaza raģmen.

Meselâ; Adâlet müsbet, zulüm menfîdir. Şefkat müsbet nefret menfîdir. İlim müsbet, cehil menfîdir v.s. işte bütün menfîlerin hükümran olduğu ortamlar ise, cehaletin hâkim olduğu yerlerdir. Onun için “Ey cehalet sen bir püsküllü belâsın, nerede felâket işte sen oradasın” denilmiş.

Gandi’nin dediği gibi “Adaletsizliği adâletle yenmek” de müsbet harekettir.

Amerika’nın kurucusu Washington ise, “Mesele düşmanı yok etmekse, bunun en insanî ve müsbet olanı sempatik ikmalle dost yapmaktır, ben de onu yapıyorum” demiş. 

Netice olarak en büyük müsbet hareket; hakperestliktir ve Bediüzzaman “Dünyada hak bildiğim meslekte korku elimi tutamamış. En büyük ders; Hak uğruna hayatı hakîr görme dersidir ve bu hayat, yerinde feda etmek için verilmiştir” diyor ve kurallarını da vazediyor vesselâm!

Kur’ânî ifâde ile “Fa’tebiru yâ ülül elbâb” (Ey akıl sahipleri ibret alın!)

Okunma Sayısı: 1022
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı