"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP ve Atatürkçülük

Şükrü BULUT
10 Kasım 2017, Cuma
Bu konuya geçmiş zamanlarda temas ettiğimizden, okuyucularımız aşinadırlar. Fakat son zamanlarda şartlar değişti...

AKP’nin Kemalizmi kurtarma veya ömrünü uzatma misyonuna karşın, zamanın tehdit ettiği AKP´nin Atatürkçülükten medet istediği bir mevsime girmiş bulunuyoruz.

Bu tartışmanın durup dururken çıkmadığını herkes biliyor. Müteharrik-i bizzat olmayan siyasetimizi etkileyen “dış kuvvetlerin” mahiyetleri doğru bilinmediğinden, AKP kurmaylarının bizzat bu ipe sarıldıklarını, beyanlarından anlıyoruz. AKP sözcüsü, Atatürkçülük ile bir problemlerinin olmadığını açıklayınca, süreci tasdik eden bu beyanın yeni bir açılım olmadığını anladık. Türkiye’nin bağımsızlığını istemeyen dış dinamiklerle Kemalistlerin ortaklaşa tertipledikleri bütün açık ve gizli müdahalelerden sonra kurulan siyasî yapıların en büyük vazifeleri Kemalizmi tahkim etmektir. Bilhassa demokrasinin kısmî olarak ülkemize geldiği 1950’lerden günümüze kadarki askerî müdahaleler sonrasında... Kemalist askerlerin bin sene devam etme niyetiyle başlattıkları 28 Şubat sürecinin neticesi olan AKP’nin misyonu, 12 Eylül’ün ANAP’ıyla aynıydı. Halkın bunu anlayamaması ve siyasî parti hüviyetine bürünmüş son iki hareketten  fayda beklemesinin sebebi; bu hareketleri dizayn edenlerdeki dehşetli nifaktan başka birşey değildi. 

Bu nifak da halkın bilgisizliğinden istifade ediyor. Buna bağlı dejenere sürecini ister NLP tekniklerinin kullanımı, ister hipnoz, magazinleşme ve isterseniz kitaptan kopma olarak değerlendirin; Türkiye’nin okuma oranlarındaki 86. sırası tereddiyi net bir şekilde gösteriyor.

İlimle, medeniyetle, demokrasi ve insanî değerlerle çelişen Kemalizmin millî iradeyi bastırmak ve saptırmak için başka seçeneği yoktu. Cehalete mahkûm edilmiş halklar üzerinde; her türlü manipule, hipnoz, sanal gündem bağımlılığı ve hissiyatı yanlışa yöneltme deneylerinin yapılmakta olduğunu medyadan izleyebiliyoruz.

DEMOKRASİYE KARŞI İTTİFAK...

Kemalizmin taşeronluğunu üstlenenler için önemli olan, bu ideolojinin hayatiyeti uğruna çizdiği hatlarına zarar vermemek... Demokrasi ile yaptıkları köklü mücadelede hürriyetten yana olanlara göz açtırmamak... Komünizm dönemindeki Sovyetler ve Çin’de olduğu gibi dışımızdaki medeniyetleri ve ülkeleri mütemadiyen karalamak. Müslüman halkın doğru bilgi kaynaklarına ulaşmasını engellemek... Türkiye’de yapılanlar da bunlar değil mi?

Şu gerçeğin altını kalınca çizelim bir kere... Avrupa ve ABD’deki Marksist liberallerle Troçkistler çoktan inişe geçtiler. Çok yakın zamanda, dünya milletlerinin sermaye piyasalarında varacakları ortak anlaşmalarla, onların Türkiye Kemalistlerine yaptıkları yardımlar kesilecek. BOP’un tetiklediği Arap Baharıyla zulüm ve kana bulanan dünyanın durulmasına da az zaman kaldı. Hadiseler berraklaştığında; nifakın, yeni yeni düşmanlar ihdas etmenin, komşulardaki iç çatışmanın bize verdiği tesirin ve sun’î AB düşmanlığının Türkiye Kemalistlerinin yelkenlerine artık rüzgâr taşıyamadığını  birlikte seyredeceğiz.

ATATÜRKÇÜLÜK DEĞİL, DEMOKRASİ

AB üzerinden yükselerek mazlum coğrafyaları ısıtmaya başlayan demokrasi güneşi, Kemalistleri çoktan bunaltmaya başladı. Farkındaysanız yeni pozisyon arayışlarına girdiler.

Ayrıca Kemalizmin tarihi tamamen bir çöplüktür. Kullandıkları siyasetçi, asker, din adamı, bürokrat, tüccar, gazeteci, cemaat lideri ve prof´ların çeşitliğini ve çokluğunu merak edenler, yakın tarih arşivlerine girebilirler. Bunca tecrübeden sonra, iktidarın Atatürkçülerin yardımını beklemesi, bu gerçeklerle çelişiyor. Bu hürriyet asrında demokrasiden başka çare olmadığını artık AKP de anlamalı ve Atatürkçülüğe daha çok sığınmak yerine dümeni demokrasiye kırmalı. Aksi halde kendi sonunu daha da hızlandırmaktan başka birşey yapmış olmaz.

Okunma Sayısı: 2135
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Demokrat Avrupa

    10.11.2017 17:21:24

    Dün demokrasiye küfür rejimi diyen birisinin bugün demokrasiye inanmasi mümkün degil. Demokrasiyi savunmak icin demokrat olmak gerekir. Maalesef demokrat ta sonradan olunmuyor. Sayet demokrasiyi savunsa bile inandirici olmaz. Zaten ülke öyle bir duruma geldi ki, kimse kalkip devletin basindaki demokrat mi, degil mi diye tartismaya girmiyor. Su anda aktuel olan soru su: "Devlet`in basindaki diktatör mü, degil mi?". Gerci insanin fitrati geregi, her insan sevdigi kisi gibi olmak ister.

  • Doğu Batı

    10.11.2017 17:11:30

    Kendisinden başkasını tanımayan, sadece kendisinin seçimle gidebileceğine inanan, kendisi hariç herkesin tartışabileceğine inanan, kendi dışındakileri tayinle görevden alma yetkisini kendinde gören, hayatını kavgaya proğramlamış, hoşgörüden mahsun, maneviyat deyip maddeden bahseden birisinden demokrasiyi istemesini bekleyebilir miyiz?

  • Ramazan ÇALIŞAN

    10.11.2017 16:49:20

    Her yazınızda fikir dünyasıda devrimler yapacak,yeni pencereler açıyorsunuz.bundan önceki"Kosturma Medresetüzzehrası..." başlıklı yazınızın beynimizdeki yankıları geçmeden buğün "AKP ve Atatürkçülük"başlıklı yazınız,ezberleri bozan,doğmaları eleştiren ve tabuları yıkan bir mahiyette olmuş.iki mağdur kesimin biririnden medet umması,yaşanan süreçlerin 28 şubatın bin yıllık poroğramı olduğu,Cehalete mahkûm edilmiş halklar üzerinde böyle oyunlar oynamanın kolay olduğu, bütün bu olumsuzluklara rağmen, AB üzerinden yüksen demokrasi güneşinin bir ümit ışığı olduğu, Bu hürriyet asrında demokrasiden başka çare olmadığı. Bu tesbit ve iddalarınız üzerinde ciddiyetle durulması ve düşünülmesi gerekiyor. Tarihe baktığımızda Bir devrin kapanıp, yeni bir devrin açıldığı dönemlerde,böyle büyük hadiseler yaşanmış.

  • zeliha

    10.11.2017 15:50:35

    Demokrasinin ışıkları daha kuvvetli gözlere girmeye başladı sanırım.Yazının bu müjdeyi verdiğini düşünüyorum.Zaten bu kadar yanlışlar ve zulümler bazı demokratik refleksleri harekete geçirmesi fıtri olan değil mi?Bütün nifak perdelerini kaldıracak şeffaf bir sisteme geçme sancıları yaşayan güzelim türkiyemizde buna kim menfaati için mani olmuşşa o da tabi ki sonucuna katlanacak.(kemalistlerin eliyle de olsa)Ama ümit ve dua edelim ki yine demokratik hukuk çerçevesinde hallolsun herşey yoksa yine bir karışıklık çıkarmasınlar.

  • Nur

    10.11.2017 12:23:24

    Hakikatleri zamanı anlayışına göre ve Risale-i Nur'daki pencerelerden bakarak anlatmaya çalışıyorsunuz Rabbim istikametten ayırmasın. Kaleminize kuvvet duasıyla...

  • Abdullah TUNÇ

    10.11.2017 11:27:04

    Bu yazı ufuk açıyor,istikbala dair ümit veriyor. Bilinmeyenleri ve realiteleri nazara veriyor.Dünya üzerindeki dengeleri ve siyasi gelişmeleri,siyaset sahnesinde oynanan oyunları zamanında fark ederek önümüze getiriyor. Dahili ve harici muhtemel tehlikelere karşı uyarı vazifesini yapıyor.Tebrikler şükrü hocam,eline yüreğine sağlık...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı