"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi, devleti parçalanmaktan ve hükümeti batmaktan kurtaracak yegâne çaredir…

Şükrü BULUT
03 Aralık 2018, Pazartesi
Tarafgirlik hastalığına yakalanmadan olayları objektif olarak değerlendirebilenlerin, ilmi istatistik ve neticelere göre konuşanların ve yazanların söyledikleri ortada…

Mevcut hükümetin, hemen hemen hiçbir meselede sağlam temele oturtulmuş ve kalıcı bir çözüm bulamadığını, palyatif tedbirlerle günleri birbirlerine aktardığını objektif ve bilimsel tesbitlere dayandırarak söyleyenlerin sayısı (bilimsel çoğunlukta… Mevcut hükümet devletin verdiği güç ile medyanın kahir ekseriyetini kontrolü altına aldığı halde, ‘şiraze’ye girmeyen birkaç mevkute ile elektronik medyadan ortaya sızan birkaç bilgi kralın çıplaklığını ilân etmeye yetiyor. Zira bir taraftan hak ve hürriyetlerin gelişmesi, diğer taraftan elektronik medyanın sınır tanımazlığı, kontrollü televizyon ve gazetenin halkı tek taraflı bilgilendirmesine izin vermiyor. Burada mevcut hükümetin bütün gayretlerine rağmen bir türlü çıkış yolu bulamadığı veya çözemediği nice meseleyi detaylandırmamız mümkün değil. Temel meseleleri veya ana başlıkları vermeye kalkışsak, çok uzunca onlarca makale yazmamız gerekebilir. 

Bu yazımızda yalnızca demokrasiyi vurgulamak istiyoruz. Yazı başlığımızdaki tesbit, Bediüzzaman Said Nursî’ye aittir.

Türkiye’nin bunca yıldır boğuştuğu devasa problemlerin çözümü için demokrasiyi istemeyi, sakın “ille de şu hükümet gitsin” manasında anlamayalım. Zira böyle bir istek, zaten demokrasiye aykırıdır. İdarecilerimiz çok ağır bir yükün altında eziliyorlarsa, elbette başka kuvvetli el ve omuzların yardım ve desteğini isteyeceklerdir. Onların kendileriyle aynı partide olmasını şart koşmak, demokrasiye ters düşer. Globalleşme ile birlikte “AB düşmanlığının” sıkıştırdığı Almanya’nın, yıllardır rakip olanların bugünkü koalisyonlarıyla idare edildiğini biliyoruz. AKP’nin idarecileri, kendileriyle birlikte ülkemizi de şu labirentlere hapsetmiş global ekonomi sihirbazları karşısında partililerini yeterli göremiyorlarsa, bu meselede bilgilerine, beceri ve tecrübelerine ihtiyaç duydukları farklı görüşteki insanları yardıma çağırmayacaklar mı? 

Demokrasi; muhalefete yardım ve onu iktidar yapmak için istenilmez. Adaleti temin için istenir. Herkesin insanca yaşaması, zulüm ve savaşların bitirilmesi için istenir.

Şartlar mahkûm etmeden, hükümet kendi iradesiyle demokrasiye dönebilirse hem kendisi ve hem de millet kazançlı çıkar. Ekonomik durumunu düzeltmiş, komşularıyla barış içinde ve AB’de saygı gören bir Türkiye bunun en büyük faydasını öncelikle hem kendisi görür; hem Yemen’e, hem Myanmar’a, hem Afrika ülkelerine ve hem de Libya’ya büyük yararı dokunur. AB ile ortaklaşa yapacağı çalışmalarla hem PKK fitnesini kalıcı olarak bitirir ve hem de yıllar sonra Bağdat ve Şam-ı Şerif’e barışın bir daha kaybolmamak üzere dönüşünü sağlar. 

Okunma Sayısı: 989
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Demokrat Avrupa

    5.12.2018 03:02:28

    "Adalet mülkün temelidir" (Hz. Ömer) veya "Devlet`in dini adalettir" (Hz. Ali) ölcülerinden "Ekmeksiz yasarim hürriyetsiz yasayamam" ölcülerine kadar....Adalet ve hürriyet...Önce adalet mi, yoksa önce hürriyet mi? Hür olmayan bir yargi adaletli olabilir mi? Demek ki demokrasinin ve hürriyetin olmadigi yerde adalette olmuyor.

  • Gündüz Alp-3

    3.12.2018 16:33:37

    Hemen nerede ise toplumsal kesimlerle birlikte kurum ve kuruluşların ikiye bölündüğü tuhaf ve acayip bir süreçten geçiyoruz. Bu bölünmüşlüğün birinci derecede sorumlusu ülkeyi yönetme konumunda bulunanlardır. Aksini iddia etmek, gerçeklerin ters yüz edilmesi anlamına gelir. Derdimiz, bir suçlu aramak değil durum ve hasar tespiti yapmaktır. Her eleştiri ya da sorgulamaya "iktidar karşıtı" anlamı yükleyerek baskı ve korku ortamı oluşturmak, hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünden adım adım uzaklaşmak, otoriter sisteme bir adım yaklaşmak olur. Bu paranoya hali terk edilmelidir. Her iktidarın muhalif ve muarızları bulunur. İktidar da "ele bakar" kalbe bakmaz/bakmamalı, niyet okuması yapmaz/yapmamalıdır. Son sözümüz; ülkenin ikbali de istikbali de hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğündedir, vesselâm.

  • Gündüz Alp-2

    3.12.2018 16:22:13

    İkinci ve önemli bir konu da, iktidarın ifrat-tefrit gelgitlerinden kurtulması gerekir. İyilikleri kendinden kötülükleri hep başkasından bilmek sağlıklı bir politika ve yönetim anlayışı değildir. İktidar ve hükümetler gidici, devletler ise kalıcıdır. Mülkün ya da devletin kalıcılığı da adalet ile daim ve kaimdir. Zira mülkün temelinde adaletin olduğunu dünyada bilmeyen yoktur. Hiç bir hata ve kusuru üzerine almamak, sorumluluk kabul etmemek de bir başka illettir. Mesela, vatandaşın cebi yakan ekonomik kriz ile birlikte hayat pahalılığı devam edip duruyorken ısrarla ve inatla yokmuş gibi davranmak ya da red ve inkar etmek ekonomik sorunları çözüyor mu? Asıl böyle bir yönetim anlayışı ve politikası sorunları çözülmez hale getiriyor. Yerine göre muhalefetin de yardım ve desteğini istemek hürriyetçi demokrasiye halel getirmez. "Aklınıza ihtiyacımız yok" sözü, parlamenter demokrasinin özüyle örtüşmez. Hoş, "parlamenter demokrasi mi kaldı?" diyeceksiniz.

  • Gündüz Alp

    3.12.2018 15:28:09

    Sayın Bulut, yerinde tespitinizle; birincisi, ülkenin "himmete muhtaç bir dede" konumundan, ikincisi de, iktidarı eleştirmek ve sorgulamak isteyenler ile iktidara muhalefet ve muarız olanların "hükümeti yıkmak" istedikleri paranoyasından acilen çıkması lazımdır. Ki hem kendisine hem bölgesine yararı olsun Türkiye olarak siyasal, sosyal ve ekonomik hayatın güven ve istikrar içinde devamı ve toplumsal barış ve huzurun, refah ve mutluluğun sağlanması için sistemin, hürriyetçi demokrasi olması elzemdir. Aksini görüyor ve yaşıyoruz. Özgürlük ve şahsı maneviler çağında; çağın gerisinde, çağı ıskalayan bir yönetimle güçlü ve saygın, hür, medeni ve demokrat ülkeler arasında yer edinmek oldukça zor olacaktır. Bunu bile bile ülkede tekçi sistemi hakim kılmak, hürriyetçi demokrasiyi istemiyoruz, demektir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı