"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Emperyalizme karşı Avrupa Birliği...

Şükrü BULUT
28 Ocak 2019, Pazartesi
Zaman ihtiyarladıkça Kur’ân gençleştiği gibi, Kur’ân’ın zamanımıza ışık tutan tefsiri Risale-i Nur’un haber verdiği hadiseler de bir bir çıkıyor.

Dünyamızın bahsetmeye çalıştığımız aktüel sayfalarındaki turfanda hadiseleri doğru okuyabilmek için ve insanlığın yararına teşhis koyabilmek için, hem Risale-i Nur tefsirini ve hem de müellifi Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatını yakından takip etmemiz gerekir.

Cehaletlerinden ötürü Avrupa Birliği’ni, klâsik Avrupa ve Amerika’dan ayıramayanların, zamanın olayları aydınlatmasını biraz daha beklemeleri lâzım. Fakat Yeni Asya’yı takip edenler, AB’nin bir barış ve medeniyet projesi olduğunu başından beri biliyorlar. Bu barış ve medeniyet projesine dahil olanların, bilmecburiye emperyalizm geleneklerinden sıyrılmaları gerektiğini “Hangi Avrupa” kitabında da yazmıştık. Hatta İngiltere’nin bu sömürgecilik nostaljisini istismar eden Neocon-Neoliberal ittifakının, büyük gayret ve masraflarla İngilizleri Brexit çukuruna yuvarladıklarını Yeni Asya yazmıştı. Bir taraftan dünyanın kara para aklama merkeziliğini yüklenme, diğer taraftan istediği gibi geleneksel sömürü ve talanına devam edebilmek için AB’den ayrılan Büyük Biritanya, çıkışından sonra dünyanın globalleşme sürecinde ne kadar küçüldüğünü ve dünde olduğu gibi dünyada artık eşkıyalık yapamayacağını anladı. Bir adaya sıkışmış büyük devletin içine düştüğü şu son sıkıntılarda, Amerika’nın açıktan açığa emperyalizme vedasının da tesiri olduğunu unutmamamız lâzım.

AFRİKA’DAKİ EMPERYALİZMİ, BATI’NIN BAŞINA BELÂ OLDU

Nasrettin Hoca merhumun, evine giren hırsızla macerasını biliyorsunuz. Önemli eşyalarını yüklenip –güya- gizlice evine taşıyan hırsızın peşi sıra, hocada, geriye kalmış bir kaç eşya ile hırsızın evine yerleşir. Hayretler içinde bu durumu istifhamlarla seyreden hırsıza merhum ”buraya taşındık ya, bir kısım eşyayı sen getirdin, geri kalanı da ben…” der. Afrikalılar, kıt’alarını sömüren Avrupa’ya, arda kalan eşyalarını yanlarına alamadan yollandılar. Zira evlerine emperyalistler Bokoharam ve Eşşebab gibi terör örgütlerini kullanarak yakmışlardı. Avrupalılar bu sömürüyü zaten Rönesans’tan bu yana yapıyorlardı. Bundan bir müddet önce Yeni Asya yazmıştı. Africom çatısı altında, son zamanlarda ortaklaşa bu masum ve mağdurları sömüren Amerika, İngiltere ve Fransa’nın ileri teknoloji ile yaptıkları garat, musîbetzedelere hayat hakkı tanımayacak seviyeye gelmişti. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi on dört ülkenin paralarını bastıran Fransa, malî yönden de bu fukara devletleri soymaya devam edince, Afrikalılar soluğu Akdeniz kıyılarında aldılar. Yediden yetmişe Avrupa kapılarına dayanan siyahilerin bir kısmı denizlerde boğuldular, kurtulanlar da İspanya ve İtalya üzerinden Avrupa sahillerine ulaştılar.

İşte bu noktada iken vaziyet, İtalya Maliye Bakanı hem ülkesi ve hem de AB devletleri adına dünyaya bir duyuruda bulundu: Fransa’nın Afrika’yı sömürmesi ve CFA-Franc üzerinden on dört ülkenin parasına el koymasından dolayı, bu kıt’a insanları ya denizlerde boğularak can veriyorlar veya yaşayabilmek için Avrupa sahillerine koşuyorlar. Maliye Bakanı Di Maio‘nun bu çıkışı bütün AB ülkelerince alkışlandığına göre noekon-neoliberal ittifakının hizmetçisi Makro’nun işi biraz daha zorlaşacak. Ve bundan böyle, AB ülkeleri, Afrikalıların coğrafyalarında ve evlerinde oturup Avrupa’ya göç etmemeleri istikametinde çalışacaklarından kimsenin şüphesi olmasın.

Makron ve ekibini küplere bindiren bu itiraf her ne kadar iki AB ülkesini karşı karşıya getirse de, sonucun mağdurlar için hayırlı olacağını ümit ediyoruz. Yeni döneme yeni nazarlarla bakamayanlar, İtalya’nın da Afrika’daki talan ve zulmünü hatırlatacaklardır. Gel gör ki, İkinci Dünya Savaşı’nın doğurduğu Dünya’ya, Bediüzzaman’ın Kur’ânî adesesinden bakmak zorundayız. İtalyan asıllı papa XII. Pius ile o dönemin İtalya Dışişleri Bakanı hukukçu Alcide de Casperi’nin bin bir gayretlerle kurdukları Avrupa Birliği’nin, yirmi sekiz devlet adına Fransa’yı ikazının, henüz işin başlangıcı olduğunu da kaydedelim. Bu arada; buldukları her şeyi siyasetlerine alet eden “Sarı Yelekliler hareketinin”, Fransa’nın Afrika’daki sömürü ve mezalimini hem Fransız kamuoyuna ve hem de AB halklarına anlatmaya devam edeceklerini de hatırlatalım. Gelişen hürriyetlerin Amerika ve İngiliz ordularını evlerine göndermeye başladığı bir zamanda, Fransa’nın tam yirmi sekiz ülkenin gözlerinin içine baka baka Afrika’yı sömürmesine, bundan böyle Avrupa Birliği müsaade etmeyecektir. Zira zararı bütün üye ülkelere dokunuyor.

Okunma Sayısı: 1370
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeliha ozpamukcu

    31.1.2019 00:00:18

    Her geçen gün dünya gittikçe daha da küçülüyor. Kötüler kötülükleri gizleme şansıda kalmadı anlaşılan. Şeffaflık ve Hürriyet o kadar fıtri bir halde gelişiyor ki adeta her hadise bu gelişime katkı sağlıyor. Ustadimiz da bunu görüp 70-80 yıl önce bu müjdeleri vermemiş miydi?

  • Demokrat Avrupa

    28.1.2019 15:57:03

    Ikinci Dünya savasindan sonra AB`nin kurulusunda önemli rol alan Italya tekrar devreye girerek Fransa`yi ikaz ediyor. Bunu da asiri ve populist bir iktidar döneminde yapiyor. Manidar....

  • Ali Tam

    28.1.2019 14:41:36

    Ingiliz'den de 2. Avrupa'ya ve hatta Islam'a tevessül edecekler icin ehlen ve sehlen deriz, lakin "dessas " sifati devlet politikasi ile kesbetmisler bir türlü vazgecemez hatta daha da sedid teveccüh ile daha gizli ve sirrli bir yol takip ediyorlar. Islam Cografyasina en büyük zarar onlarin icten ice yaydiklari FITNE ve FESAD yoluyla yapilmaktadir. ABD ye her serrde ortak olmaya mecbur biliyorlar kendilerini. DEAS'in vücudu icin en az ABD kadar efor sarfettiler. Brexit den dönüs teoride mümkün devlet politikasinda muhaldir.

  • Suad

    28.1.2019 14:13:19

    Düşüncelerinize katılıyorum,yalnız İngilizlerin de ikiye ayrılabileceklerini de hesaba katamaz mıyız.Saygılarımla

  • Ali Tam

    28.1.2019 13:10:53

    Küfür bir millettir, zaman ve mekana bagli mahiyet degisikligi olabilir ama esasta hicbirsey degismez. Seytan ile Melek barismaz. 1. Avrupa veya Bati'nin müsbet kismi ile bizim de sorunumuz yok, bilakis bir nevî hedefte ittifak icerisideyiz. Kemalizmi ve PKK yi bize musallat eden Ingilizdir. Görünüste karsit cepheleri nasil Ingiliz te'sis eder dersiniz ama öyle. Tipki Iblisin övmesi de sövmesi de KÜFRÜ hedeflemesi gibi. Dessaslik böyle.

  • Suad

    28.1.2019 10:54:26

    Dessas ingiliz zihniyeti ikinci dünya savaşıyla birlikte ıı avrupaya dönüştü yani deccal oldu ve tüm dünyayı dolaşıyor üstadımız ingilizlerin tarziyesinden bahsediyor bakarız yeni bir referandum ile GB özür diler AB den. Olmaz mı?

  • Ali Tam

    28.1.2019 01:28:01

    "Dessas Ingiliz" tabiri Merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine aittir. Ve bu zanninda hic yanilmadi.! 1894 Avam Kamarasi Gladstone 40 küsür senelik siyaset hayatinin sonunda elinde Kur'ani almis " Ya biz bu Kur'ani imha edecegiz veya Müslümanlari bundan sogunduracagiz, baska türlü biz Müslümanlara galip gelemeyiz. Dessas Ingiliz bunu unutur mu? Ceyrek yüzyil sonra LOZAN da masa alti sartname bu seytani plandir! Ve Türkiye ye harfi harfine kabul ettirilir. Halifelik kaldirilir, Kur'an ögreten yerler kapatilir, Kur'an yazisi degistirilir, Ezan sarkiya cevrilir. vs vs. Euro-Alanina girmeyis Brexit'in habercisiydi. ABD de ne oluyorsa Dessas Ingiliz hep arka planda

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı