"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Katalonya’dan Kuzey Irak’a

Şükrü BULUT
02 Ekim 2017, Pazartesi
İspanya’nın, AB düşmanlarınca bağımsızlık yönünde kışkırtılan bu bölgesinin yeniden ısıtıldığını biliyorsunuz. Burada tezgâhlanan terörle hem-güya bölge halkının bağımsızlık arzusu- ve hem de İslâm dünyasından bazı ülkelerin buraya maddî destekte bulundukları iddiası, neoliberal basında yazıldı ve çizildi.

İspanyol La Vanguardia, 16 Ağustos 2016 tarihli nüshasında, Open Society inciative for Europa’nın bu bölgedeki hangi kuruluşlara para aktardığını yazıyor. Yazar bu para akışının 2014’ten bu yana devam ettiğini de ilâve ediyor.

Şimdi, zamanı burada durdurarak, AKP’nin ilk zamanlarına, vazifesini ifa ettikten sonra sırra kadem basmış Nimet Hanımın aileden sorumlu olduğu günlere gidelim. Soros’un Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye temsilcisi Can Paker’in başında bulunduğu TESEV aracılığıyla doğudaki yüzlerce sözde sivil toplum kuruluşuna para aktardığı dönemde, Nimet Çubukçu, neoliberallerin yardımlarını Meclis kürsüsünde itiraf etmişti. Bu paralarla, Türkiye’nin doğusunda “Kürtlük adına” hazırlanan projeler organize edilirken, bazı kuruluşlara  verilen paralarla da kadın fıtratının tahribi sağlanacaktı. Hükümet kaymakamlıklara varıncaya kadar bu paralara postacılık yaparken; kaynağını merak edenlere AB fonlarından diyecekti. Nereden nereye... Bir eliyle “Kürt ayrılıkçılığını” teşvik ederken, diğer eliyle Barselona’daki ayrılıkçıları organizeye kalkışan bu sermayedarların hedefi yalnızca İspanya ve Türkiye olamazdı. Asıl hedefleri demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, adalete dayalı sosyal devlet ve çevre gibi hayati meselelerimize ölçü getiren Avrupa Birliği’ni bitirmekti. Son 15-20 sene zarfında AB’ye musallat olan neocon ve neoliberal siyasetçilerin esas maksatları AB’yi çökertmek ve euro’yu da parçalamak...

Şu hatırlatmayı da yapmak zorundayız. Almanya’nın dışişleri bakanları Klaus Kinkel ile Joschka Fisher (zıt partilerde oldukları halde) AB’nin sınırını Şemdinli’den başlatıyorlardı. AKP’nin Türkiye-AB münasebetlerini hangi noktaya getirdiğini sormayacağız. Yalnızca, AKP’nin tıpkı neocon ve neoliberal ittifakına çalışan selefleri gibi AB düşmanlığını yaygınlaştırdığını vurgulamakla yetineceğiz. 

İNSANLIK VE BARIŞ KARŞITI SERMAYE... DÜNYAMIZIN ZAYIF HALKALARINI ARIYOR...

İspanya’daki sivil toplum üzerinden ayrılıkçıları beslemek ve terörü finanse etmek... Türkiye’deki “Kürtçü” partileri ve sözde STK’ları beslemek... Bu olmadı, milyarlarca dolarlık silâhı YPG’ye ve Peşmerge’ye göndererek, onları çağdaş ordular düzeyine çıkarmaya çalışmak. Düne kadar IŞİD’in kumanda heyetine verdiği yüksek maaşları EL-Kaide ve artıklarına sağlamaya devam etmek. 

Gazetelerimiz bu paraları, silâhları ve maaşları Batılı devletlere fatura ediyorlar... Diğer yandan Tillerson’dan Gabriel’e kadar önemli devletlerin hariciye bakanları Barzani’nin referandumunu tanımadıklarını söylüyorlar. Bu tabloyu doğru okuyabilmek için yine Bediüzzaman’a müracaat etmemiz gerekiyor. Ortada savaşanlar devletler ve milletler değil, hasis menfaatleri uğruna neocon ve neoliberaller, malûm sermayelere dayanarak devletleri yıkmak ve engel gördükleri sınırları kaldırmak istiyorlar. Bu arada olan da cehalete mahkûm edilmiş, fukaralaştırılmış ve nihayet inançları sarsıntıya uğramış bir kısım halklara olacak. Türkiye’nin gücü Kemalistlere ne kadar yetiyor ve bu münafık cereyanı ne denli durdurabiliyorsa, Batılılar da küresel tahripkâr cereyanlara o denli tesir edebiliyorlar. Suriye’de iki Amerika’nın varlığını kabul ettiğimiz gibi, İslâm dünyası ile, bilhassa Türkiye ile daima dost kalmış Almanya’yı da içindeki bize karşı olanlardan ayırmak zorundayız. Devletleri ele geçirmeye yeltenen bu dehşetli global cereyanların varlığını kabul etmeyip, kendilerince meseleyi basitleştirmek için işi topyekûn Amerika veya Avrupa düşmanlığına indirgeyenlerin de neoliberallerden maaş aldıkları iddia edilse şaşırmayacağız...

Bizdeki Kürt ırkçılığının babalığını Kemalistler yapmıştı. Avrupa’daki ırkçılığı besleyen cereyanların tarih boyunca Kemalistlerle birlikte hareket ettiklerini düşündüğümüzde; hem Ispanya’daki ayrılıkçıların, hem de barış karşıtı Kürtçülerin kimin yardımıyla hangi hedefe yürüdükleri açıkça ortaya çıkıyor, değil mi...

Okunma Sayısı: 1342
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • zeliha

    2.10.2017 15:13:48

    önce cehaletle mücadele etmemiz lazım, kalben ruhen iyi olmayanlar çıkış yolu aramaya başladı sanıyorum.Bu türden yazılara daha çok ihtiyaç var ve çok çalışmamız lazım inşaallah.

  • Dogu Bati

    2.10.2017 12:13:37

    Daha neler olmasi gerek insanlarin uyanmasi icin? Uyanmak icin musibetlere davetiye mi cikarmak gerekiyor?

  • Demokrat Avrupa

    2.10.2017 11:13:21

    Evet hersey acikca ortada, yalniz cehaletin icinde bogulmus, daha dün ne oldugunu hatirla(ya)mayan halkimiz bütün bunlara ragmen oynanan oyunu bozmaya hazir degil. Zira felaketi istikrar olarak gören veya görmek isteyen halkimiz AKP ve Erdogan`a olan desteginden vaz gecmeye hazir degil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı