"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kimlik düşmanlığı nereden ve nasıl kaynaklanıyor?

Şükrü BULUT
19 Şubat 2018, Pazartesi
Multi-Kultiyi, karşıt kimlikleri tarihe gömmek isteyenler, bundan 15-20 sene önce aktifçe kullanmışlardı.

Hâlbuki globalleşmede insanı merkeze alan medeniyet görüşleri, çok kültürlülüğü farklı yeni yeni kimlikleri tanıma fırsatı olarak değerlendirmişlerdi. Önceden hazırlıklı organize olmuş küresel dinsizlik cereyanları, arkalarına aldıkları belli bir sermaye ile farklı kimlikleri yok etme sahasında hayli mesafe almışlardı. Bu yıkıcı faaliyetlere karşı insaniyetperverlerin, dindar çevrelerin veya bilim dünyasının harekete geçişleri henüz çok olmadı. Diyebiliriz ki; daha önceki global savaşlarda olduğu gibi; insaniyet karşıtı, demokrasi düşmanı veya hasis menfaatlerini toplumun zararında arayan küresel çatışmacı çıkar grupları ve ideolojik cereyanlar, önden hareketle dünyanın sıkıntısını arttırdılar.

Biz bu yazımızda her bir paragrafı belki geniş bir çalışma ile ifade edilecek geniş bir mevzuyu bir makaleye sığıştırmaya çalışacağız. Umudumuz ilgililerin işaretlerle değinmeye çalıştığımız başlıkları, doyurucu araştırmalarla bize sunmaları olacaktır. İn- sanların milliyetlerini, dinlerini, tarihlerini, kültürlerini, estetiği ve bütün zevklerini eşitlemek isteyen materyalizmin dünyamızın yedi kıt’asında, kahredici kızıl alevlerle tutuşturduğunu biliyoruz. Dolaylı da olsa iki dünya savaşında insanlık 80-90 milyona yakın evlâdı vefat ettiği halde, sınıf savaşçıları nifakla kimlik düşmanlıklarını devam ettiriyorlar. Durup dururken böyle bir mücadeleye elbette girişmiyorlar. Marksist kapitalistlerin dev sermayeleriyle, bilhassa Avrupa’da ve yeni dünyada kurdukları sosyal labaratuvarlar da insanı inceliyorlar. Çevresiyle, diniyle, dilleriyle, tarih ve kültürleriyle.... Önce kimliklerin mahiyetlerini keşfediyorlar. Sonra karşı hareketin kodlarını ve aksiyonunu belirliyorlar. Eski sağ-sol çatışmasında, solculara sağcıların kimlikleri “üst kimlik” olarak hedef gösterilip imhası esas alınıyordu. Karşılığı Faşizm, Burjuvazi ve Kapitalizm idi. Nihayet alt kimlik, üst kimliği yok etmeye çalışıyordu. Tıpkı medeniyetler kurmuş, tarihe parmak ısırtan çok eserler inşa etmiş ve çok zengin bir kültürün her türlü şubesini o coğrafyada açmış, medeni bir millete gücünü ve kuvvetini zamanın sunduğu fırsatlardan alan çapulcu bir milletin düşmanlığı gibi... Tarihe bakalım. Maveraünnehir, Orta Anadolu ve Irak medeniyetlerini tahrip eden Moğollar kadar Palermo, Kurtuba, Sevilla ve Gırnata’daki milyonlarca tarihî eseri paramparça eden vahşi Avrupa da, bir önceki kimlikleri yok etmekte vahşetlerini ispatlamışlardı. Bunu yalnızca kıskançlık, tarihe düşmanlık veya galibiyeti ilân ile açıklayamayız. Belki de, vehmi iktidarını ebedileştirme hayali uğruna yapılan bir hareket olarak tanımlayabiliriz... Kemalizm bin senelik Müslüman Türk Tarihini yok sayarak, TTK’nu Ergenekon, Ötüken, Bilgekaan ve Kızılelma masalları etrafında toplanmasını da yukarıdaki kimlik düşmanlığı karesine dahil edebiliriz. Bütün dinî ve millî kimliklerine dayatılan sembol, imge, nakış ve şehirlerin çeyrek asır boyunca Türkiye’de yasak edilmiş olmasını başka psikolojiyle açıklayamayız.

Kemalistlerin Müslüman kimliği düşmanlıklarına ırkçılık hastalığı da bulaşmıştır. Bütün ırkları, milletleri kendi ırkının altında gören ve kendisini seçilmiş kabul eden anlayış biçimi de yaşadığı çevredeki başka kimlikleri yok etmeye yönelebilir. Bu çerçevede Batımızda Helenizm, Güneyimizde Baas Arapçılığı bu coğrafyanın kimliklerini bütün isim ve aidiyetleriyle değiştirmeye gitmişlerdir. Jivkov’un Şumnu, Kırcaali ve Varna’daki şahıs isimlerini zorla değiştirmeye kalkışması ile Miloseviç’in eski Yugoslavya’daki Müslüman mezar taşlarını parçalattırması, kimlik düşmanlığının Balkanlardaki çıldırmış haliydi.

ŞEHİR KİMLİKLERİNE DÜŞMANLIK

Çobanlar çok iyi bilirler... Güttüğü sürüdeki her bir hayvanın ismi vardır. O hayvanları otlattığı meranın çoğu taşlarının, büyük ağaçların, tepelerin, derelerin, çeşmelerin ve rüzgârlı havalarda duldunda yattığı çalıların kimlikleri vardır. Böyle olunca köyler, kasaba ve şehirler ihtişamlı kimlikleriyle şiire, destana, hikâyeye, romana, resim ve musıkîye girmişlerdir. Hangi beldemiz var ki uğruna yüzlerce şarkı bestelenmemiş ve türkü yakılmamış olsun. Bundan yarım asır önce İstanbul’u, Bursa’yı, Erzurum’u ve Malatya’yı terk etmiş, bir daha bu şehirlerle hiç münasebeti olmamış bir insan, bahsettiğim şehirleri bugün tanıyabilir mi? Mutlaka Ashab-ı Kehf’in en zeki insanı Maximilyan gibi şehrin ortasında yönünü kaybeder. En az Moğollar ve vahşi İspanyollar kadar günümüz şehir kimliklerine düşmanlık edenlerin vatan, millet ve dinimizi sevenlerce alkışlanmaları, kıyametin ayak seslerini getiriyor bize. Şehirleri Hulagu ve Çingizce bilerek veya bilmeyerek katledenleri, kimlik düşmanlığı bir yerlerinden yakalamış olmalı. Siyasetçinin yapılanma üzerinden kazanma, diğerleri de yapılar üzerinden hasis kazanma, duygularını tatmin etme girişimleri hem şehirlerin, hem semtlerin ve hem de evlerin yalnızca kimliklerini değil, ruhlarını da çekip aldılar. Gulyabanilerden korkunç, devasa kulelerde ruhsuz ve kimliksizce yaşayan binlerce insan... Bu hırs köylere değil, köyleri çevreleyen arazilere de yansıyarak yediği sebze ve meyveleri kimliksizleştirdi. Tadı gitmiş, kokusu uçmuş çocukluğumuzun aromasını kaybetmiş sebzeler ve meyveler, yetim ve öksüz yığınlara dönüştüler. Bu konuyu teknolojik gelişme ve imalatta da ele almamız daha hayırlı olurdu, fakat nerede...

SİYASÎ VE İDEOLOJİK KİMLİKSİZLİK

Avrupa’da ve Amerika’da siyasî partilerin kimlikleri onların mevcut yapılarından daha büyüktür. Avrupa sosyal demokratları 19. yy başlarında ortaya çıkmış Prens Bismark ile kendilerini ifade ederler. Kemalizm illeti bizde yalnız isimlere ve tarihe musallat olup kimliksizlik hastalığını zerk etmiyor, siyasî hareketleri de takip ederek istibdat ile onları budayarak kimliksizleştiriyor. Sultan Abdülhamid’in demokrat yeğenini veya Osmanlı orduları Başkumandanı şehit Enver Paşa’nın isimlerine hangi siyasî parti sahip çıkabilir ki... Genel başkanlarının siyasî ömürleri kadar tarihleri olan bu GDO’lu partiler, medenî dünya karşısında bizi çok mahcup ediyorlar. Bukalemunvari renkten renge girip bütün siyasî görüşleri temsil iddiasındaki populist partilere maalesef coğrafyamızdan başka yerde rastlayamıyorsunuz.

İdeolojilerin başlarına kimlik noktasından gelmiş felâketler siyasî kimlik krizlerini aratmıyor. Dünyanın en kimliksiz sivil toplum örgütlerinin ülkesi Türkiye’de, kimlik düşmanlarının korkutmasıyla çocuğunun ismini, tarikatının şeyhini ve hatta hayatının bütün zahirisini değiştiren milyonların varlığını hep birlikte itiraf etmek zorundayız. İslâmiyet’i temelden inkâr eden ideoloji ve din kurucusu Peygamber’e hayâsızca iftirada bulunarak tarikat kurabilenlerin konuşabildiği bir Türkiye’de kimliksizliğinin nereden kaynaklandığını artık siz de az çok anlayabiliyorsunuz.

Okunma Sayısı: 1942
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeliha ozpamukcu

    23.2.2018 20:39:18

    Müslüman aldatma ve aldanmaz buyuruyor Efendimiz(s.a.v.)Burada kaybolan kimligimizi acaba yine burada mi bulacağız o zaman.kuran a ve sünnete düşman dinsizlik bizim şifrelerimizi çözüp tahrip için karşı formül geliştirsede herhalde şunu hesaba katamıyor insanın kimlik kodları da Allah tarafından fıtrat adı altında korunmuş olmuyor mu?Onlar ancak kendi sonlarına hazırlıyor. Çok istifade ettim yazınızda Allah razı olsun

  • Mualla

    20.2.2018 21:45:34

    Böyle önemli bir konuyu ele alış şekliniz pürüzsüz ve çok açıklayıcı olmuş çok teşekkürler. Devamını bekliyoruz.

  • Abdurrahman KOÇAK

    19.2.2018 14:50:48

    Kimliksizlik, jacoben eğitim sisteminin neticesidir.demokrasinin kamil manada uygulanmadığı sistemlerde kaçınılmaz bir davranış biçimidir.Demokrasinin işlemediği STK lardan kimliklerinin ifade edilmesini beklemek mümkün değildir.Hz.Bediüzzaman akıl terazimizi kullanmamızı tavsiye etmiştir.Üzümün kuru çubuğu misali.

  • yusuf said

    19.2.2018 08:08:58

    Geniş,girift ve de çok önemli bir konuyu işlemişsiniz. Devamını diliyoruz. Tebrik ederim.

  • Cemal özkaya

    19.2.2018 06:46:26

    Kimliksizliğimizin sebebi süfyan ve yardımcısı olan 4 arkadaşı ve onların siyasetini takip edenler ve bunların dünyadaki en büyük yardımcıları Yahudiler olabilir mi

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı