"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Küreselcilerin gücü, AB’yi dağıtmaya yetmedi…

Şükrü BULUT
01 Ağustos 2025, Cuma
Okuyucularımız, “küreselci” tavsifimizle, global sivil Marksizm cereyanını kastettiğimizi biliyorlar.

Mesleklerinin icabı, çok isimleri var… “Neoliberaller” başta olmak üzere; “İkinci dinsizlik cereyanı,” “zındıka,” “demokrasinin münâfıkları,” “Açık Toplumcular,” “Renkli Devrimciler” ve bir zamanların “Soros’çular”ı… Hakikat değişmiyor. İhtilâlci enternasyonal sosyalistlerden farklı olarak; liberalizm, kapitalizm ve hedonizm ile barışıktırlar. Pazar ekonomisiyle hayatın merkezine kapitali aldırmışlardır. İnsan ve her türlü varlık, paraya/bankaya hizmet ettiği derecede önemlidir.

İkinci Dünya Savaşı’yla Avrupa’ya boca edilen düşmanlığı hürriyet ve demokrasi ile temizlemek maksadıyla 1951’de kurulan Avrupa Birliği’nin mahiyetini, neşriyatımız arasından çıkan “Hangi Avrupa” çalışmasına havale ediyoruz. Ekseriyeti Nazilerden kaçan Yahudilerden oluşan Mont Pelerin cemiyetinin (Açık Toplum’cular) üyelerinin teşkil ettiği bu münâfık Marksistlerin İngiltere üzerinden dünya hâkimiyetine giden yolculuğu başlattıklarını, yine yayınlarımız arasındaki “Neoliberaller” kitabından öğrenebiliriz. Sovyetler’e ve diğer komünist bloklara karşı; demokrasiyi, semavî din/ahlâkı ve fıtratı korumayı esas almış Avrupa Birliği’ni; maksatlarına giden yolda en büyük engel gören bu gizli yeni Marksistlerin 1970’lerin başında Enternasyonalcilerin (Leo Strauss/Troçki grubunun) yardımıyla, yine İsviçre (Davos) üzerinden; Bediüzzaman’ın ifadesiyle “Hıristiyan Avrupa” ile girişecekleri yarım asırlık açık mücadeleyi başlattıklarını biliyoruz.

Bu hareketin en tipik özelliği, karda yürürken izini belli etmemek… İcraatlarını; hürriyetler, ekonomi, Yeni Dünya Düzeni, bankacılık sistemleri, Dünya Bankası ve IMF’deki çalışmalarıyla “şiddet-i zuhurlarından” görünmeyen bir yapı olarak Avrupa’da çalışmışlar. Demokrasi ve insaniyet sevdalısı bazı Avrupalı siyasiler (Müntefering, Klaus Kinkel, Clinton, Martin Schulz, Putin, Schrirack, Möllemann, Schröder gibileri) bozguncu hareketi hissetmişlerse de, mahiyetini tarif edemediklerinden, Davos’un organizeli AB savaşına  karşı duramadılar. Birliğin motoru konumundaki Fransa-Almanya ikilisinin idarecilerini, Brüksel’de olup biteni ve bilhassa Birliğin Frankfurt’taki Merkez Bankasını bu cihetleriyle araştıranlar, AB’ye can düşmanı küresel liberal geçinen Marksistlerin hem 2008 Ekonomi Krizi’yle, hem de Covid-19 bitmeden başlattıkları Ukrayna Savaşı’yla AB’yi zayıflatarak bitirmeye çalıştıklarını göreceklerdir.

Kissenger’ın şakirdi Klaus Schwab, küresel sermayenin tetikçileri konumundaki Von den Leyen, sâbık Danimarka başbakanı Rasmussen, Kohl/Merkel, Sarkozy/Macron gibi neoliberal siyasetçilere rağmen; Küreselcilerin AB’de mağlubiyete sürüklendiklerini hadiseler gösteriyor. Yarım asırdır çeşitli perdeler arkasındaki Çin-İngiliz ittifakları, sermayenin Neoliberallerin girişimleriyle Çin’e taşınması, AB ülkelerindeki üretime getirilen zorluklar ve finans çevrelerinin ekseriyetle Çin’e yönelmeleri, Avrupa Birliği’ni iktisaden zaafa uğratmıştı. Bu süreçteki 12 Eylül partilerinin (ANAP ile AKP) AB ve Euro düşmanlıklarını da, geçmiş zamanlardaki gazete arşivlerinden çıkarabilirsiniz. 

Avrupa Birliği’nin üzerinde yükseldiği demokrasi ve semavî dinler temellerine düşman küresel sivil dinsizlerin birlik karşısındaki durumları belliydi. Fakat Batı Asya’da ve kısmen Avrupa’da ağırlığı olan Türkiye’nin 12 Eylül İhtilâli’yle Neoliberallerin tarafına geçtiğini, münâfık Kemalizm’in bekçiliğini yapan ANAP ile AKP temsilcileri, geçmişte hissettirmedikleri gibi günümüzde de hissettirmiyorlar. Hileyle, desiseyle ve iğfalle seçimleri alan 12 Eylül partilerinin; renkli devrimciler, global sermaye, fıtrat tahripçileri ve sefahet ile İslâm’ı bitirmeye çalışanlarla birlikte hareket ettiklerini, sıradan ilmî çalışmalarla da anlayabiliriz. Fakat şimdiye kadar fırtına karşıdan esiyordu, demokrasi sevdalılarına göz açtırmıyorlardı.

Artık dönem değişiyor, Birlik’teki “millî kimlik”çiler öne çıkıyorlar. Neoliberallerin medyalarında; bu “millî kimlik”çileri “sağcı”, “ırkçı”, “milliyetçi” hatta “diktatör” olarak yaftalamalarıyla, neticeyi değiştirmeyecekler. AB devletleri kendi renkleriyle sahneye çıkıyorlar. İlginçtir ki; demokrasi ve insanlık karşıtı Macron, Von den Leyen, Klaus Schwab ve yoldaşlarının başları belâya girerek; bunlar hırsızlık, ihanet ve ahlâksızlıklarla boğuşuyorlar. Cehennem çukurlarının kenarında debelenenlerin hali, bir başka yazının konusu olmalı. 

ABD ve İngiltere üzerinden insanlığı Covid-19 ile hizaya getirmeye çalışanların içler acısı halleri de Marksist sivil Küreselcilerin perişaniyetini tarif ediyor. Yukarıdaki kahramanları ve hadiseleri, sosyal medyayı da içine alan arama motorlarına sorduğunuzda, neyi kastettiğimizi daha güzel anlayacaksınız...

Okunma Sayısı: 1852
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yıldız AVCI

    6.08.2025 02:22:59

    İfrat ve tefrikten uzak olacaktik.yorumcular münsif olunuz.

  • A. Kılıç

    2.08.2025 11:21:12

    4. Yazı bilimsel mantık açısından oldukça hatalı. Bu yazının bir yerinde "sıradan ilmi çalışmalar " ifadesi ile taçlandırılmış. Bilimin ya da ilmin sıradanı olmaz. Kendi içinde bir metodoloji takip eder ve argümanları bu metodoloji ile test eder.. Sonuç bilimsel bir veridir artık. Sıradan falan değil. 5. Demokrasi, insaniyet, global sivil Marksizm, neolibaralizm vb. Kavramlar yeni bir anlam verilerek literatür ile uyumsuz şekilde kullanılırsa yazı tutarsız olur. 6.... uzatılabilir ama...... Yourm kısımlarına baktığımda özellikle demokrasi kavramı üzerinden açıklamalar demokrasi ile ilgili olarak ne risale i nurda daki "meşveret, adadal, kanunda inhisarı kuvvet" ölçütlerine uyuyor ne de bilimsel olarak literarürde yer alan" hukukun üstünlüğü, adalet, şeffaflık, denetlenebilirlik, muhalefet, vb." Gibi özelikleri içeriyor. Kavramlar, terimler bilinmeden kurulan cümleler zehirden güzel görünebilir ama içerik açısından tutarsızlığı netice verir.

  • A. Kılıç

    2.08.2025 11:17:36

    Demokrasi kavramı yanlış bilinince onunla ilgili doğru cümle kurmak mümkün değildir. Risale i nurda demokrasi/ Meşrutiyet manasında net olarak tanımlanmıştır. Bu tanım bilimsel çalışmalar ile ortaya konulan demokrasi tanımı ve muhtevasıyla uyumludur. Buna göre, sana bana göre demokrasi diye bir şey olmayacağı gibi, batı tipi, Rus tipi, Türkiye tipi diye bir tanımlama son derece gerçeklikten kopuk ve anlamsızdır. Kavramı bilmemek anlamına gelir. Dolayısı ile tamamen tutarsız bir anlatım ortaya çıkar. Bu hem yazıda hem de aşağıda yapılan yorumlarda açıkça görülmektedir. Merak eden münazaratı dikkatli olarak mütalaa etmeli, biraz vakit ayırarak demokrasi ile ilgili bilimsel çalışmalara da bakarak doğru terminolojiye ulaşabilir.

  • A. Kılıç

    2.08.2025 10:46:23

    tebrik ederim. Yazıda çok ciddi problemler var 1. Uslup akla değil, duygulara hitap ediyor. 'Mazi adamı' tarzı hakim. 2. İddialar temelsiz ve varsayım ve zanlara dayalı. Bu bağlamda cümleler zahirde akıcı bir uslüp gösterse de içerik olarak yanlış ve tutarsız. 3. Yazı ana fikir bulanıklığı içeriyor. Kişi isimleri üzerinden yapılan açıklama ve yorumlar risale i nur metinlerinde görmediğimiz bir tarz. Yani risale i nur bakış açısı ve tarzı dışında bir anlatım. Zaman şahıs zamanı değil ama yazıda beklenti ve rol şahıslarda.. Türkiye ölçeğinde bazılarının risale nur üzerinden mevcut siyasi rol tanımlamasını küresel ölçeği..

  • S.topuz

    2.08.2025 00:24:40

    ..."İki dehşetli harb-i umumînin neticesinde beşerde hasıl o-lan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle kat'iy-yen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikata dayanan ve hüccet ve delile istinad e-den ve aklı ve kalbi ikna' eden Kur'an ile bir musalaha veya tâbi' olabilir. O vakit dörtyüz milyon ehl-i Kur'ana kılınç çe-kemez." ..."el-bette nev'-i beşer bütün bütün aklını kaybetmez-se,maddî veya manevî bir kı-yamet başlarına kopmazsa; İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere'nin Kur'anı kabul etmeğe çalışan meşhur hatibleri ve Amerika'nın din-i hakkı arayan ehemmiyetli cem'iyeti gibi rûy-i zeminin ge-niş kıt'aları ve büyük hükûmet-leri Kur'an-ı Mu'cizü'l Beyan'ı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlarıyla sarılacaklar. Çünki bu hakikat noktasında kat'iy-yen Kur'anın misli yoktur ve olamaz ve hiçbir şey bu mu'ci-ze-i ekberin yerini tu-tamaz." Sözler-154

  • Semanur Tunoğlu

    1.08.2025 23:36:50

    Rusya bir ayıdır. Yabanidir. Çojk yaklaşmamak gerekir Suriye'de öldürülen Müslümanların akıtılan oluk oluk kanını unuttunuz mu?

  • Hüseyin T

    1.08.2025 23:13:13

    (4)4. Seçimlerin Düzenli Yapılması ve Halk Desteği Her ne kadar Batı'da eleştiriler olsa da, Putin seçimle iş başına gelmiş ve yıllarca yüksek halk desteğini korumuştur. Muhalefete karşı sert tutumu eleştirilebilir; ancak Rusya gibi büyük bir federasyonda istikrar ve kamu düzeni sağlamak, Batı tarzı çok-partili sistemden daha öncelikli görülmüştür. Bu da “Rus tarzı demokrasi” anlayışının bir tezahürüdür. Sonuç olarak, Putin’in “demokrasi ve insaniyet sevdalısı” olarak tanımlanması, eğer Batı merkezli dar demokrasi kalıplarının dışına çıkılarak bakılırsa, temelsiz bir ifade değildir. Onun liderliğinde devlet yeniden işler hâle gelmiş, toplumsal yapı güçlenmiş ve Batı’nın tek yönlü küresel tahakkümüne karşı alternatif bir duruş inşa edilmiştir. Bu bağlamda Putin’in hem halkına hem de küresel sisteme karşı duyduğu sorumluluk, geniş anlamda bir “insaniyet” ve “demokrasi” anlayışına işaret etmektedir.

  • Nahit Topaloğlu

    1.08.2025 23:12:17

    Şükrü kardeşim, Putin'i "Demokrasi ve insaniyet sevdalısı" şahısların arasına sokmak yazını çökertir. Adam Rusya'nın en büyük mafya babası. Müstebit bir insan için hem de bu kadar mubalağalı övgünün gazetede neşri talihsizlik! Yanılıyorsam müstakil bir yazı ile Putin'in sandığımız gibi bir müstebit olmadığını tam aksine demokrasi ve insaniyet SEVDALISI olduğunu izah eden bir yazı lütfediniz. Fî emânillah kardeşim

  • Hüseyin T

    1.08.2025 23:12:14

    (3)2. Batı'nın Çifte Standartlarına Karşı Duruş Putin, özellikle 2000’li yılların ortasından itibaren ABD ve Batı’nın müdahaleci dış politikasına karşı çıkarak, çok kutuplu bir dünya düzenini savunmuştur. Irak, Libya ve Suriye gibi ülkelerde “insani müdahale” adı altında yapılan Batı kaynaklı yıkımlara karşı çıkmış; kendi jeopolitik bölgesinde bağımsız bir duruş sergilemiştir. Bu, her ne kadar sert yöntemlerle olsa da, “insaniyet” kavramını yalnızca Batı merkezli değil, daha kapsayıcı bir şekilde yorumladığını gösterir. 3. Kültürel Egemenlik ve Toplumsal Bütünlük Vurgusu Putin, aile yapısı, geleneksel değerler ve dini kimliğe verdiği önemle Rus halkının kültürel bütünlüğünü savunmuştur. Batı’da son dönemde yükselen kimlik krizlerine karşı, Putin’in toplumu koruma çabası, bazı çevrelerce “otoriter” olarak nitelendirilse de, Rusya içinde bu insaniyetle – yani toplumun yozlaşmasına karşı bir koruma refleksiyle – açıklanmaktadır.

  • Hüseyin T

    1.08.2025 23:10:09

    (2)1. Rusya’nın Çöküşten Çıkışı: Devletin Ayağa Kalkışı Putin göreve geldiğinde (1999–2000), Sovyet sonrası Rusya derin bir ekonomik kriz, mafya düzeni, siyasi kaos ve toplumsal çöküş yaşıyordu. Putin’in öncülüğünde yapılan reformlarla ekonomi toparlandı, gelirler arttı, devlet yeniden işler hâle geldi. Rus halkının büyük bölümü için bu süreç, “devletin halk için yeniden çalıştığı” ve “istikrarın geri geldiği” bir dönemdir. Bu da onun halk nezdindeki meşruiyetini açıklamaktadır. Demokrasi yalnızca seçim değil, aynı zamanda halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

  • Yıldız Göksel

    1.08.2025 23:09:23

    Şükür abi.daha önce Ukrayna da Almanya'nın hedefleri olduğunu yazdı.Şükür abi Almanya'nın kendini gizlediğini yani sırren tenevveret gittiğini neden gizliyor.Ukrayna ordusunda Alman bahtiyarlarinin neonazi yapilanmasi olduğunu Putin kendisi söyledi.Rus ordusuda kızıl ordu bayraği takmadimi tanklara.Üstad Hitler'in beyaz ordusuna dua etmedimi.Dolayisiyla şuanki AB ve NATO'nun dahili neoconlara rağmen kendi toplumlarini anarşiden ve komunizden koruduğu vaki değilmi.Ahmet Necdet Ablaya katılıyorum.Çünkü Putin demokrasi yanlisı olmadiği gibi demokrasi yanlisı olmayan hristiyanliğin geçirdiği evrimsel süreçleri geçirmemiş demektir.bu durumda intifa etme hakkı kalmıstir.müslümanliğa hizmet konumu yoktur.çünkü ilmi bir siyaseti yok.

  • Hüseyin T

    1.08.2025 23:05:27

    (1)Ahmet Necdet pehlivan hocama cevaben: Putin Neden “Demokrasi ve İnsaniyet Sevdalısı” Olarak Nitelendirilebilir? Günümüz siyasetinde lider figürleri çoğu zaman tek boyutlu, siyah-beyaz kalıplar içinde değerlendirilmekte; bu da karmaşık gerçeklikleri gözden kaçırmamıza neden olmaktadır. Vladimir Putin hakkında kullanılan “demokrasi ve insaniyet sevdalısı” ifadesi ilk bakışta tepki çekse de, bu nitelemenin temelsiz olduğu söylenemez. Aksine, bu ifadenin dayandığı bazı tarihî, sosyolojik ve politik gerçeklikler vardır.

  • Muttalip

    1.08.2025 22:33:47

    Yazılarınızı merakla takip ediyoruz. Teşekkür ediyoruz mühim bir icraat yapıyorsunuz. Müstebit hâkimleri bu derece Medh u Sena etmeniz nurun mesleğine muvafık düşmemekte. Bu şekilde bir yazı arzu ettiğimiz bir şey değildir. Ne dahilde ne hariçte müstebit hâkimleri Sena etmeyelim. Selametle.

  • Enes

    1.08.2025 22:11:59

    AB evet ekonomik bir birlik ama arkasında maalesef bir sömürü düzeni var. Ağ gibi dünyayı sarmışlar. Afrikanın ve Asyanın hammaddesini sömürüyorlar. Çöplerini dahi gariban ülkelere yığıyorlar. Bu medeniyet bizim medeniyetimiz değil.

  • Hikmet Günaydın

    1.08.2025 21:48:00

    Şükrü abi Putin ne zaman demokrasi sevdalısı oldu? Adam halis muhlis diktatördür. Bize sizin yeniden diktatör ve demokrasi sevdalısı tanımlarını yapmanız lazım ki; biz de öğrenelim. Fikir olarak çok savrulmadan bir istikamet takip etmek lazım.

  • Murat Uyar

    1.08.2025 20:55:03

    @Ahmet Necdet Pehlivan: Putin ideal bir demokrat olmayabilir; ancak Sovyet enkazından çıkan bir ülkenin lideri olarak, Batı’nın 70 yılda dahi başaramadığı ölçüde bir toplumsal düzen ve görece siyasi istikrar kurmuştur. Karşısında küreselci troçkist ve neoliberal blok varken, bunlara karşı milli, geleneksel ve manevî değerleri önceleyen bir duruş sergilemektedir. İslâm dünyasına karşı tavrı, Batı’ya kıyasla çok daha dostane ve saygılıdır. Çeçenistan’dan Tataristan’a kadar Müslümanların dinî özgürlükleri dikkate değerdir. AB normlarında bir demokrasi beklentisi ise, henüz çocuk yaşta olan Rus demokrasisinin şartlarına uygun düşmez. Bu yönleriyle “insaniyet ve demokrasi sevdalısı” ifadesi, bir mutlak yargı değil, Batı’nın çifte standardına karşı oluşan dengeyi anlatan nitelikli bir tespittir.

  • Demokrat Avrupa

    1.08.2025 20:01:46

    @AhmetNecdetPehlivan. Rusya’nın komünizmden yeni kurtulduğunu, karşısında organize olmuş küreselci troçkiler ve neoliberallerle savaştığını çoktandır taakip ediyoruz. Putin’in yetmiş senedir demokrasiye geçiş yapmış bazı ülkelerden daha ileriye demokrasisini götürdüğünü, soldaki insaniyet ve islamiyet düşmanlarıyla mücadele ettiğini, iyi bir islam dostu olduğunu, AB kriterlerinde bir demokrasinin günümüz Rusya’sında mümkün olmadığını, zira çocuk gibi büyüyen demokrasiye zaman ve imkan gerektiğini unutmamalıyız…

  • S.topuz

    1.08.2025 17:42:00

    ..."Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir teselli kalbime geliyor ki: Bu geniş boğuşmaların neticesinde eski harb-i umumîden (1. Cıhan Harbinden) çıkan zarardan daha büyük bir zarar, medeniyetin istinadı, menbaı olan Avrupa'da deccalane bir vahşet doğurmasıdır. Bu endişeyi teselliye medar; Âlem-i İslâm'ın tam intibahıyla ve Yeni Dünya'nın, Hristiyanlığın hakikî dinini düstur-u hareket ittihaz etmesiyle ve Âlem-i İslâmla ittifak etmesi ve İncil, Kur'ana ittihad edip tâbi' olması, o dehşetli gelecek iki cereyana karşı semavî bir muavenetle dayanıp inşâallah galebe eder. Umum kardeşlerime birer birer selâm. Gelen veya geçen Leyle-i Kadirlerinizi tebrik ederiz." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ-1 - 58 - 🙌🌹🤲🌹❤☝️🌙🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸🇵🇸🇵🇸

  • S.topuz

    1.08.2025 17:38:34

    ..."Nasılki sarhoşluk, hakikî vazifelerden gelen elemleri ve ihtiyaçları sarhoşlukla muvakkaten unutturduğu cihetle, menhus ve kısa bir zevk verir; öyle de: Böyle fâni boğuşmaları ve hâdiseleri merakla takib etmek, bir nevi sarhoşluktur ki; hakikî vazifelerden gelen ihtiyacat ve yapmamaktan gelen teellümatı muvakkaten unutturduğu için, menhus bir zevk verir veya tehlikeli bir ye'se düşüp لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ (Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin!) âyetindeki emr-i İlahîye muhalefet eder, tokada müstehak olur. Veya لَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ (Zâlimlere en küçük bir meyil göstermeyin, yoksa CEHENNEM azâbı Size de dokunur!) olan şiddetli tehdid-i İlahî tokadına mazhar olur; zalimlerin zulümlerine hasbî olarak manen iştirak eder; bil'istihkak cezasını da dünyada, âhirette çeker."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ-1 - 58 - 🙌🌹🤲🌹❤☝️🌙🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸🇵🇸🇵🇸

  • Ahmet Necdet Pehlivan

    1.08.2025 16:18:21

    Yazıyı okurken bir cümledeki ifade dikkatimi çekti ve hayretimi múcib oldu. ' Demokrasi ve insaniyet sevdalısı......PUTİN...." Seçimlerde rakiplerini acımasızca akarte eden, muhalif fikirlere tahammül edemeyen, Kırım'a Ukrayna' ya saldırarak binlerce insanın hakkına, hukuna ve kanına giren diktatör Putin, ne zaman 'demokrasi ve insaniyet sevdalısı oldu? Ve bu ifade demokrasi; adalet, meşveret, hürriyet ve hukuk müdafii olan gazetemizde nasıl yer bulabildi?

  • Ahmet

    1.08.2025 14:44:44

    Diplomasideki bilgi ve haber yoğunluğu çok ağır bir makale olmuş. Belki on yazıyla yazılacak bahisler bir sayfaya sıkıştırılmış. Fakat ifade biçimi yoğunluğun ağırlığını kurtarıyor. Yine de tebrikler.

  • Mehmet

    1.08.2025 10:37:31

    AB’nin içindeki küresel marksist sivil devrimcilerin elemanlarının deşifre olmasıyla AB asli vazifesine dönecektir.Küreselcilerin tahribatını sermayenin Çin’e kaçırılması Ukrayna savaşı birliği zor durumlara düşürmüştü.Deşifreden sonra toparlanma zamanı.Sıra 1980 ihtilaliyle içimizdeki ANAP/AKP eliyle yaptırdıkları tahribatın anlaşılıp tamir edilmesinde.küresel Marksistlerin Münafıkca olan icraatlarının perdelerinin yırtılma zamanı.İnsanlık demokrasi partisi paydasında birleşmek zorunda.

  • Yıldız Çilingir

    1.08.2025 10:04:41

    Yazıdan anladığım kadarıyla AB de neoliberaller bile nizamın esiri.

  • Abdullah

    1.08.2025 06:58:42

    İngilizlerin Avrupa Birliğine düşman olmalarının temeldeki sebebi, birliğin onların sömürgecilik, savaş tamtamlığı ve barı karşıtlığından ileri geliyor. Türk kamuoyu bu noktayı bilemiyor. Bilseydi, ingilizin emrinde çalışan AKP nin hakkından gelirdi.

  • Nihad

    1.08.2025 06:54:42

    AB ile alakalı hem aktüel, hem tarihi ve hem de sitratejik bir bakış olmuş. Kaleminize sağlık ağabey.

  • İbrahim

    1.08.2025 06:52:06

    Aşağdaki müjdenin çıkmasını bekliyoruz. “Artık dönem değişiyor, Birlik’teki “millî kimlik”çiler öne çıkıyorlar. Neoliberallerin medyalarında; bu “millî kimlik”çileri “sağcı”, “ırkçı”, “milliyetçi” hatta “diktatör” olarak yaftalamalarıyla, neticeyi değiştirmeyecekler. AB devletleri kendi renkleriyle sahneye çıkıyorlar. İlginçtir ki; demokrasi ve insanlık karşıtı Macron, Von den Leyen, Klaus Schwab ve yoldaşlarının başları belâya girerek; bunlar hırsızlık, ihanet ve ahlâksızlıklarla boğuşuyorlar”.

  • Nevzat

    1.08.2025 06:48:11

    Bahsettiğiniz doğru çizgileri bilinse siyasetin, dinsizler bize karşı asla kullanamazlardı. Ah be hocam, ah.

  • Demokrat Avrupa

    1.08.2025 01:56:05

    Birinci Avrupa’ya, İsevi ruhanilere ve Mesih’in talebelerine destek verip yanlarında olmak gerekir neoliberal ve neoconlardan oluşan Deccaliyet’e ve ondan beslenen Süfyaniyete galip gelmek için. Tarafsız kalındığında veya destek verilmediğinde dolayısıyla deccaliyetin tarafında yer alınmış olunuyor…

  • Mustafa coban

    1.08.2025 00:25:50

    Ab bir günde kurulmadi.yillarin birikimi.ab kutsal romanin devami.ab ucurumun önündeki settir.ab yokken ne vardi.savaṣ,yokluk,aclik,ṣiddet

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı