"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sarı Yelekliler ve Paris...

Şükrü BULUT
07 Aralık 2018, Cuma
İhtilâlci solun nostaljiye boyanmış duygularla, Fransa’da olup biteni ekranlarda nasıl takip ettiğini müşahede edebiliyor musunuz?

Varsın bu hareket, Marksizm’den, Büyük İhtilâl’den veya Ekim İhtilâli’nden hiç, ama hiç bahsetmesin. Bilâkis tanımamazlıktan gelsin… Mevcut hareketi, bundan önceki sosyal nümayişlerle entegre edemeyenler, Sarı Yeleklilere kimlik bulmada zorlanıyorlar. Hatta mevcut hükümetin İçişleri Bakanı bir adım ileriye çıkıp, bu hareketlenmenin ırkçı sağdan, yani Le Pen’den kaynaklandığını iddia ederek, zihin coğrafyamızı iyice kargaşaya sürükledi.

Hareketin muharrikini bir-iki müşahede ile tanımanın zorluğu ortada… Zira, Sarı Yeleklilerin sıradan bir organizasyon olmadığını, yalnızca hükümetin (Macron’un) hayatı orta sınıfının omuzlarında taşınamaz hale getirmesi gibi şuurlu bir şekilde yaptığı yanlışlara tepki ile nitelenemeyeceğini kısa bir zaman sonra birlikte göreceğiz.

Bu hareketin köklerini otuz beş yıl önceye götüremeyenler, Marksist neoliberal dalganın dünya ekonomisine tasallutundan ve Macron’un da diğer Avrupalı selefleri gibi aynı vadide yürüyen; halka değil, organizeli belli bir sermayeye dayandığını anlayamayanlar, AB’nin fıtrî yürüyüşünün de engellenmek istendiğini bu siyasetlerden çıkaramazlar. 

Söz konusu meşhur küresel cereyanın Paris’teki yargı darbesiyle Fillon’u uzaklaştırırken, çok kısa bir zaman zarfında eski bir Rothschild çalışanı olan Macron’u sahneye çıkarmasını normal karşılayanların, Sarı Yeleklilere şaşırmasına biz de şaşarız.

Sarı Yeleklilerin durduğu yerin doğru olduğunu iddia edenler, zahiren haklıdırlar. Hele bütün hürriyet ve demokrasi ilhamlarını Fransız İhtilâli’nden alanlar, Şanzelize’deki manzarayı elbette alkışlayacaklardır. Neoliberal Macron’un bilinçli olarak Fransız halkını sıkıştırmasını da siyasî bir hata, bilgisizlik veya beceriksizlik kabul ederseniz, işte o zaman itiraz ederiz. Bizim Doğunun dağlarına ve yol güzergâhlarına “Türkçülük” sloganlarını yazanlar bölgeye Kürtçülük fitnesinin ithal edilmesine sebep olmamış mıydı? Cameron’dan Sarkozy’ye, Merkel ve Berlusconi’ye… Avrupa halklarına reva gördükleri siyasetin elbette bir hedefi vardı… Avrupa Birliği’ni durdurmak, büyük partileri parçalamak, siyaseti itibarsızlaştırarak demokrasiyi güçsüz bırakmak… Almanya’da bunu kısmen başardılar. Önce Pegida tiyatrosu ve sonra da meşhur sermayedarlarca finanse edilen AfD Partisi. İtalya’daki Beş Yıldız Hareketi de aynı yerden doğmadı mı? Bu hareket daha da ileriye gidip çizmede koalisyona bile ortak oldu. Şimdi sırada Fransa var… Hükümetin zamlarından hareketle ortaya çıkan bu protestocuların ülkedeki hiçbir sivil toplum hareketine yer vermemesi de gösteriyor ki, bunlar bağımsız partileşecekler. Hükümetin akaryakıta mantık dışı yaptığı zamlarla protestocuların zamanlamaları arasındaki ilgiyi ileride daha net anlayacağız.

Bu hareketin kimliğini ele vermemesine taaccüp edenler, bu organizenin çok derin enstitülerde ve büyük masraflarla hazırlandığını bilmiyorlar mı? Dünyanın yapay zekâ ile idaresinin konuşulduğu bir zamanda, Sarı Yeleklilerin çok ince hesaplarla, kontrollü bir şekilde perdeli yönlendirmelerle neocon ve neoliberal ittifakın labirentlerinde yol aldıklarını herkes göremeyebilir. Belki de hareket, kendisinden beklenen neticeyi verir vermez nisyan deposuna kaldırılarak hemencecik unutulması sağlanacaktır.

Fransa halkının millî iradesini devre dışı bırakarak bir Rothchild elemanını Paris’e başkan yapabilen irade, AB’yi tamamen yıkabileceğini düşünüyor. Birliğin önce Avrupa’da ve daha sonra küresel manada, demokrasi içinde sermayeyi kontrol projesine mani olmak üzere dönen dolapların bir sahnesini teşkil eden Sarı Yelekliler hareketinin dünya halklarınca anlaşılması hakikaten zor. 

Evvelâ halkların AB’nin bir barış ve medeniyet projesi olduğunu öğrenmeleri ve inanmaları gerekiyor. Bunun için de herşeyden önce birinci ve ikinci Dünya Savaşlarının hazırlık süreçlerini, aktörlerini ve insanlığın yüz karası bu harplerin neticelerini doğru bilmeleri lazım. Protestocuların renkleri, giyimleri, sloganları ve formatları açığa çıktıkça, yeni kostümlerle sahne alacaklar. Onları doğru tanımanın bir tek yolu var: Demokrasiyi unsurlarıyla doğru tanımak… Yakın zamana kadar turuncuydu da ne oldu? Soros ve ekibinin mahiyetleri anlaşılınca Berlin de kabul etmedi Açık Toplumcuları. PEGİDA’ya verdiği destek veya en azından vize ile hem kendisinin ve hem de rüfekasının siyasî kariyerlerini sonlandırdı Angela Merkel. Sarı Yeleklilerin “Halk meclisleri” isteği ile onların demokrasilerin en önemli rüknü olan “Senatoyu ilga” arzuları, onları 1871’deki yoldaşlarına yaklaştırır mı acaba? Halbuki bu zamanlarda Karl Marks’ın bizzat kendisi de Paris’i “kızıl”a boyayanlar arasındaydı. Fakat ancak seksen gün dayanabildiler Prens Bismark karşısında… AB’ye yapılan ihanetleri kader karşılıksız bırakmıyor. 

Merkel’in durumunu gören Macron, Sarı Yeleklilerin partileşmesine müsaade etmeyebilir de… Bu noktayı da nazarda tutarak olayları takip edeceğiz. Gönül ister ki, endişelerimizde haksız çıkalım.

Okunma Sayısı: 818
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet

    7.12.2018 19:38:24

    Dün ile bugün öyle sentezlenmiş ki...Tarih ile aktüalite hakikati dünyaya duyurmak için omuz omuza vermişler.Tebrikler...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı