"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Âhiretimizi nasıl kurtaracağız?

Süleyman KÖSMENE
10 Nisan 2018, Salı
Hatice Hanım: “13. Söz’ün İkinci Makamında Üstad Hazretleri kabre üç tarz ile girildiğini ifade ettikten sonra, ‘Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor, göz ile görünür.” diyor. Bu şıklar nelerdir? Bu meseleyi açar mısınız?”

Herkes, İster İstemez Oraya Girecek

Bazı gençler “Âhiretimizi ne suretle kurtaracağız?” diye sormuşlar; Bediüzzaman hazretleri de gençlerin sorularına cevap olarak On Üçüncü Sözün İkinci Makamını yazmıştır.

Bediüzzaman ahiretin ilk durağı kabri hatırlatıyor. Diyor ki: “Kabir var; hiç kimse inkâr edemez. Herkes, ister istemez oraya girecek.”

“Ve oraya girmek için de, üç tarzda, üç yoldan başka yol yok.” 

Bediüzzaman, bu üç farklı yolu şöyle açıklıyor:

1-Ehl-i İmanın yolu: Ehl-imana göre kabir bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.

2-Âhireti tasdik eden, fakat günahta aşırı gidenlerin yolu: 

Günahta aşırı gidenlere göre kabir bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferit, yalnız başına bir hapis kapısıdır. 

Öyle gördüğü için ve inancını yaşamadığı için, öyle muamele görecek. 

3-Âhirete inanmayanların yolu: 

Âhirete inanmayanlara göre kabir bir idam-ı ebedî kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. 

Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek.1

Bediüzzaman, son iki şık için diyor ki: “Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor, göz ile görünür.”

Bu üç şıktan açık olanı, delil istemeyeni, yani göz ile görüneni son ikisidir. 

Ölüm zahir nazarda, yani dış görünüşe göre, ya haps-i ebedîdir, ya da idam-ı ebedîdir. 

Ölümü ve kabri bu iki dış görünüşün vahşetinden kurtarmak imanla mümkündür. 

İman taklidî ise bu asırda insan kendini kurtaramıyor.

İmanın tahkikî olması ise bir gayret, bir çaba istiyor; delille ve bürhanla oluyor. 

Risale-i Nur bu bürhanı bu asrın eline veriyor. 

İmanla kabre girmek için bu bürhana ulaşmak önemlidir.  

İman Zafiyetinin Getirdiği Sıkıntılar

Günahta aşırı gidenler ahirete inanıyorlar; fakat inandıklarını yaşamıyorlar. Ahireti düşünmeden günahlara ve sefahete dalmışlar. Kendi kendilerini iman zafiyetine atmışlar. Bu nedenle de kabri yalnız başına bir hapis kapısı görmeye başlamışlar. Bunlar gördükleri gibi kabirde cezaya uğrayacaklar, yani ceza olarak kabirde yalnız başına kalacaklar. 

Âhirete inanmayanlara gelince, bunlar kabri sırf yokluk kapısı görüyorlar. 

Böyle inanan birisine ceza olarak kabirde sırf yokluk cezası gelmesi, ‘ceza amel cinsinden gelir’ kuralına uygundur. Öyle ki, madem ki âhirete inanmadılar, kabri sırf yokluk gördüler, öyleyse ölünce sırf yokmuş gibi olacaklar.

Aslında yok olmayacaklar herkesle beraber haşirde elbette dirilip mahşer mahkemesinde bunların hesabını verecekler.

Fakat sen mutlak yokluğa inandın. Mutlak yokluk cezasını kabirde görmeyi hak ettin. Başka bir ifadeyle, “sen unuttun ve unutulmaya mahkûm oldun”

Kur’ân buna iki ayetiyle işaret ediyor:

*“Onlara şöyle denir: ‘Bugün sizi unutacağız! Nasıl ki siz bu gününüze kavuşacağınızı unutmuştunuz. Sizin yurdunuz ateştir ve sizin yardımcılarınız da yoktur.’2

*“Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.”3

Bu ayetlerde geçen “unutulma” cezası mahşer ötesi için cehennemde bırakılma ve rahmetten istifade noksanlığı olarak tecelli eder; mahşer öncesi kabir hayatında ise “idam-ı ebedi” olarak, yani sırf yokluk olarak tecelli eder. 

Yoksa bu kavram, bu inançsızların dirilmeyecekleri manasına gelmez.

Dipnotlar:

1-Sözler, s. 131

2-Casiye Suresi: 34

3-Araf Suresi: 51

***

Günün Duâsı

Rabbim! Dünyada yardım ettiğin gibi, kabirde de, mahşerde de, sıratta da yardım et! Günahlarımı bağışla! Beni günahlarımın hacaletiyle bırakma! Beni günahlarımın ağarlığı altında bırakma! Âmin.

Okunma Sayısı: 3580
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı