"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Akıl yoldan nasıl sapar?

Süleyman KÖSMENE
26 Kasım 2016, Cumartesi
Hamdi Bey: İman için, “dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik” ettik deriz. Neden akıl ile tasdik değil? Kalbin tasdik ettiğini niye akıl tasdik etmiyor? Kalp ile akıl arasında ne fark vardır?”

Kalp İhmal Edilirse…  

Kur’ân, “Allah, kişi ile kalbi arasına girer.”  Buyuruyor. Peygamber Efendimiz (asm) de “Rahmân’ın iki parmağı arasında olmayan bir kalp yoktur.”  Buyuruyor. 

Bedîüzzaman diyor ki, latîfe-i Rabbaniye olan kalbin insanın ruhuna ve maneviyatına yaptığı hizmet, çam kozalağı kadar bir cisimden ibaret olan beden kalbinin bedene yaptığı hizmet gibidir.  Kalp imanla hayat bulur ve duygularımızın tamamını hakiki bir hayat nuru ile canlandırır ve ışıklandırır.

Kalbimize bu hayat iksirini veren imandır. İmanın mahalli kalptir. Eğer iman olmazsa, kalbimiz ve duygularımız manevi olarak söner; beden de ölü gibi bir kuru heykelden ibaret kalır.  Kalp ihmal edilirse tahkiki imana ulaşamaz.

Akıl Ruhun Gözüdür

Akıl ise; anlama ve bilme kabiliyeti, kavrayış ve zekâ kuvveti demektir. Akıl, ruhun dış olaylardaki gözüdür. Olaylar arasında irtibat kurma, akıl erdirme ve düşünme burada meydana gelir. Akıl, beş duyudan gelen bilgileri kendi süzgecinden geçirir, potasında yoğurur ve kalbe gönderir. Kalp tasdik ederse bu bilgiler, ilme ve doğru bilgiye dönüşür. Bu manada akıl ile kalp bir bütün olarak çalışırlar, omuz omuza hareket ederler ve birlikte işlem yaparlar. Yani, akıl ile kalp, insan ruhunun bilgi-işlem dairesidir.

Ruhumuz; hadiselerin perde arkasını, hakiki yüzünü, beş duyu ile görünmeyen tarafını ve iman cephesini kalp ile görür; dış yüzünü, görünen tarafını, beş duygunun algıladığı cepheyi ise akıl ile görür, anlar, bilir, kavrar ve yorumlar. 

Akıl kalpsiz olmadığı gibi, kalp de akılsız olmaz. Kalp, kendi gözüyle maneviyattan devşirdiği bilgileri akla doğrulatmak ihtiyacını duyar. Akıl da, beş duyu ile maddiyattan edindiği bilgileri kalbe doğrulatmak zorundadır. Akıl ve kalp birbirini terk ettikleri zaman; akıl, tüm bilgileri ile birlikte cehalet içinde bocalamaktan kendisini kurtaramaz. Kalp de tüm marifetleri ile birlikte taassuptan ve taklitten yakasını koparamaz. 

Akıl Kalpten Uzaklaşırsa Yoldan Sapar

Aklın ifrat derecesini, kalpten uzaklaştığı hal olarak tanımlamak mümkündür. Çünkü akıl bu mertebede kendi kalbi ile çelişir, kalbin kabul etmeyeceği tasarruflara girişir. Kalbinden gelen sesi ve doğru sinyalleri algılamaz, işitmez ve dinlemez. Aldatıcı zekâsı ile kendi başına yanlış bir yol çizer ve şaşırır. Hakkı bâtıl ve bâtılı hak görmeye başlar. 

Demek, akıl kalpten uzaklaşırsa sapıtır, dalâlete düşer, hakkı ve istikameti kaybeder. Üstelik yanlışa düştüğünün farkında olmaz; batılı ve yanlışı hak diye benimsemeye başlar. Demek, kalbin nuru olmadan, aklın ışığı aydınlatamaz, akıl zulüm ve cehaletten kurtulamaz. Demek, dimağ haritasında kalbe yer verilmediğinde, ilim ve basiret olmaz. 

Yani, kalpsiz akıl hakikat ifade etmez. 

Kalp Bir Kumandandır

Kalp de akıldan uzaklaşırsa yanlışa düşer şüphesiz; en azından kontrol ve denetim mekanizmasını kaybeder. Fakat bu durumdaki kalp en azından safi niyetini muhafaza ettiğinden, yanlışında muaf sayılabilir ve affa uğrayabilir.  

Kalp tek başına hareket etmeyip; akıl, ruh, sır, nefis gibi manevi merkezleri de kendisiyle birlikte ibadete ve Allah’a kulluğa sevk etmeyi başarırsa, dairesini genişletmiş olur. Bu durumdaki kalp, kendisi bir kumandan olur; tüm diğer manevi merkezlere kumanda eder, onları sevk ve idare eder, onları yönlendirir ve onlarla birlikte manevi maksadına yürür.  

İşte böyle bir kalbin manevi gözü açıktır, basireti uyanıktır, feraseti yüksektir, alıcısı güçlüdür. Çünkü tüm duyguları ile birlikte bir manevi güç ve kuvvet merkezi haline gelmiştir. Allah’tan ilham alır, gelen ilhamları denetler, yanlışları ayıklar ve şeytandan gelen vesveseleri kalbine almaz, aklı kontrol eder, kendisi kontrolden çıkmaz. Allah’ın Samed ayinesi olduğunu bu birliktelikle gösterir ve Allah’ın tecellîsine ve feyzine mazhar olur.  

Okunma Sayısı: 1246
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı