"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Berzahta ölüm var mıdır?

Süleyman KÖSMENE
06 Aralık 2017, Çarşamba

DİRİLİŞ ÖLÜM DEMEK DEĞİLDİR

Mustafa Taş: “Bir defa ölüm var ve öldükten sonra berzah âleminde hayat devam ediyor. Peki, kıyamet koparken berzah âleminde tekrar mı öleceğiz? Beni bu konuda aydınlatırsanız sevinirim.” 

İnsan bir defa ölür; başka ölmez. Başka bir ölümden haber verilmemiştir. 

Esasen dünya hayatından berzah hayatına geçmeye ölüm diyoruz. Başka bir ifadeyle insan ruhunun, bedeni terk etmesine ölüm diyoruz.  Başka bir ifadeyle insanın dünyadan ahirete göçmesine ölüm diyoruz. 

Ruhun tekrar bedenine dönmesine ve bedenin bu dönüşle ihya ve inşa edilmesine ise diriliş diyoruz. Kur’ân ruhun bedenden çıkmasına ölüm; ruhun bedenine geri dönmesine ba’s diyor. “Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölü iken o size hayat verdi. Sonra sizi öldürecektir. Sonra size tekrar hayat verecektir. Sonra da O’na döndürüleceksiniz.”1

Dolayısıyla kıyamet koptuktan sonra insan berzah âleminde dirilecek, ardından mahşer meydanına gidecektir. Buradaki diriliş ölüm demek değil, hayat bulmaktır.      

ALLAH ADALET EDER

Adana’dan Sinan Gengeç:  “Kabirde yargılama olmadan kabir azabı olmaz diyenler var. Bu konunun aslı esası nedir?” 

Ameli ilgilendiren bazı hususlarda kabirde mükâfat veya azap olduğuna dair rivayetler vardır. 

Bazılarına yer verelim: Peygamber Efendimiz (asm) kabirlerin yanından geçerken azap görenleri görürdü. Onlara şefaat etmek ister, azapları hafiflesin veya sona ersin diye kabirlere ağaç dikerdi. 

Buyururdu ki: “Azap gören kabirlerin yanından geçtim. Kabirlere ağaç diktim. Bu dallar yaş durdukça şefaatimle onlardan azabın hafifletilmesini diledim.”2

İsrailoğulları geçmişte idrarın elbiseye bulaşmamasına öylesine özen gösteriyorlardı ki, çamaşıra bir damla idrar bulaşmış olsa, o kısmı kesip atmak adetleri olmuştu. Bir gün bir genç bunu yasakladı. Fakat yıkamayı da önermedi. Neticede insanların çamaşırları necaset bulaşığından geçilmez oldu. Bu sebeple bu gencin kabirde azap gördüğünü Peygamber Efendimiz (asm) bildiriyor.3 

Bediüzzaman Hazretleri de, gençlikte gayr-ı meşrû eğlencelerin ve davranışların kabirde ve berzahta azapla neticeleneceğini haber veriyor.4  

Kabirde amelî sorgu olmamasına rağmen, amelî azabın olması adalete zıt değildir. Yani Allah sormadan da hükmeder ve hükümlerinde adalet eder, zulmetmez.     

DÜNYA MUSÎBETLERİNDE DE SORGU SUAL YOKTUR    

Dünyada başımıza gelen öyle amelî cezalar ve musîbetler vardır ki, vicdanî bir muhasebe ile kendimizi sorgulasak, bu cezanın bir amelimize karşılık geldiğini anlamakta gecikmeyiz. Hiç şüphesiz böyle amelimize karşılık başımıza gelen musîbetler ister dünyada olsun, ister kabirde olsun, zulüm değildir; günahlarımıza kefarettir, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olur.

Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) şöyle bildiriyor: “Kabrin kişiyi sıkması, kişinin bağışlanmamış günahlarına kefarettir. Böylece günahları bağışlanır.”5 

KABİR SUALİ HAKTIR

Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki: “Müslüman, kabrinde Rabb’inden ve Peygamberinden sorulduğunda Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in (asm) Allah’ın elçisi olduğuna şahâdet eder. Bu şahâdet, Allah’ın, “Allah îmân edenlere dünya hayatında da, âhiret hayatında da sabit sözlerinde dâimâ sebat ihsan eder.”6 Meâlindeki yüksek âyetinin gerçekleşmesidir.”7 

Bu hadiste dünyada iman üzere sebat eden bir kulun kabir suali sırasında da iman üzere bulunacağı müjdelenmiştir. Cenâb-ı Hak dilerse bu kuluna Cennetini gösterir. 

Esas olan Allah’ın haksızlık yapmayacağını ve zulmetmeyeceğini bilmek ve buna iman etmektir. Dünyada verilen haberlerle yetinmek, âhireti görmeyi ise âhirete bırakmaktır.  

GÜNÜN DUÂSI

Ey merhametine sınır olmayan! Ey rahmetine sınır olmayan! Ey iyilik ve ihsanına sınır olmayan! Ey kullarının az ameline bol lütuflarla karşılık veren Allah’ım! Dünya belâsından, kabir azabından, mahşer hicranından Sana sığınıyoruz. Hatalarımızı ört! Tövbemizi kabul buyur! Âmin.

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 28. 2- Müslim, Zühd 74. 3- Nesâî, Tahâre 25; İbn Mace, Tahâre 26; Ahmed b. Hanbel, IV. 196; VI, 27. 4-Sözler, s. 133, 135; Kastamonu Lâhikası, s. 117; Şuâlar, s. 181. 5- Cami’ü-s-Sağir, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2002, c. 3, s.1150. 6- İbrâhîm Sûresi: 27. 7- Riyâzu’s-Sâlihîn, 426.

Okunma Sayısı: 1980
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı