"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beşerden bin yıl önden giden kitap

Süleyman KÖSMENE
04 Aralık 2017, Pazartesi
Rumeysa Hanım: “Dünyanın dümdüz yayılıp serildiğini söyleyen âyet bilimsel gerçeklere uyuyor mu?”

KUR’ÂN İLMÎ BİR MU’CİZEDİR     

Bediüzzaman’ın ifadesiyle “zaman ihtiyarlandıkça gençleşen”1 ve bozulmamış tek İlâhî kitap olan Kur’ân’ın binden fazla âyetinde, 1400 sene sonra bu gün yeni keşfedilmiş bir çok ilmî gerçeğin şifresini bulmak mümkündür.   

Bahsettiğiniz dünyanın dümdüz yayılıp döşendiği2  ile ilgili âyetlerden siz dünyanın yuvarlak olmadığı ile ilgili sonuçlar çıkarıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu âyetler dünyanın bu gün bilinen yuvarlak şekliyle hayat için yayılıp döşendiğini ifade ederler.

Nitekim aynı âyetlerden Naziat Sûresi 30. Âyet, “Yeryüzünü yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.” Manasını “dehâhâ” kelimesi ile veriyor ki, tam bir ilmî mu’cizedir. Bu âyet indiğinde Avrupalılar dünyanın dümdüz bir tepsi biçiminde olduğuna inanıyordu.

Keza Kur’ân güneşin de sistemiyle birlikte döndüğünü3, dünyanın, güneşin ve ayın bir yörüngede yüzdüğünü4 bildirdiği asırda, insanlık dünyanın dönmediğini sanıyordu.       

KUR’ÂN BİR İLİM DERYASIDIR

Ateist felsefe elli-altmış yıl öncesine kadar bütün tezlerini kâinatın ezelî olduğu varsayımına dayandırıyordu. Kâinat ezelî olunca güya bir yaratıcıya ihtiyaç kalmayacaktı. Oysa şimdi yeni anlaşıldı ki, kâinat ezelî değildir, bir başlangıcı vardır. Başlangıçta her şey bir kozmik çorba halinde, bir çekirdek-i aslî içindedir ve Big Bang denilen bir büyük patlama ile yaratılış ağacı var edilmeye başlanmıştır. 

Ateist felsefe böylece asrımızda en önemli tezini savunamaz hale düşmüş ve aslında çökmüştür.

 İnsanlığın henüz asrımızda keşfettiği kâinatın bitişik bir çekirdekten yaratıldığı meselesini Kur’ân 1400 yıl önce Enbiya Sûresinin 30. Âyetinde bildirmişti. 

Keza gezegenlerin ve yıldızların boşlukta nasıl döndüklerini fizik ilmi asrımızda “çekim kanunu” ile izah etmiştir. Oysa çekim kanunu 1400 yıl önce Kur’ân’ın âyetlerine “biğayri amedin” (direksiz olarak) ifadesiyle girmiştir.5 

Keza insanoğlu bundan yüz yıl öncesine kadar ayın nurdan ibaret olduğunu sanıyordu. Oysa Kur’ân 1400 yıl önce ayın ışığı olmadığını, sadece ışığı yansıtıcı bir özelliği bulunduğunu bildiriyordu.6       

KUR’AB 1400 YIL ÖNDEN GİDİYOR       

Astronomide ve fizikte asrımız ilimlerinden 1400 yıl önden giden Kur’ân, Biyoloji, Ekoloji, Jeoloji, Coğrafya, Zooloji, Embriyoloji, Kimya, Matematik gibi nice ilimlerde de asrımızdan 1400 yıl önden gidiyor. 

Meselâ, Biyoloji yeryüzü ile bulutlar arasındaki su döngüsünü asrımızda keşfetmiştir. Mü’minun Sûresinin 18. Âyeti, Nur Sûresi’nin 43. Âyeti, Zümer Sûresi’nin 21. Âyeti gibi nice âyetler su döngüsünü 1400 yıl öncesinden bildiriyor. 

Biyoloji bitkilerin erkekli dişili çiftler halinde bulunduğunu asrımızda keşfetmiştir. Oysa Kur’ân 1400 sene öncesinden bitkilerin erkekli dişili yaratıldığını7 ve dişilerin erkek bitkilerin spermleri ile aşılandığını ve bunun için rüzgârların aşılayıcı8 olduğunu bildiriyor.   

Coğrafya’nın yeni keşiflerinden olan dağların yeryüzünü iç hareketlerin sarsıntısından koruyucu fonksiyonunu, Kur’ân 1400 yıl önceden bildiriyor.9  

Örümcek, karınca, arı, sinek gibi nice hayvanlar ilim boyutunda Zooloji’nin gündemine asrımızda girerken, Kur’ân 1400 yıl öncesinden bu hayvanlarla ilgili zoolojik bilgiler aktarıyor.10 

İnsanın zigot denilen aşılanmış bir yumurta hücresinden yaratıldığı Embriyoloji ve Tıp ilimlerinin yeni keşiflerindendir. Oysa Kur’ân bu konuda da 1400 sene önden gidiyor, Embriyoloji’nin zigot dediği aşılanmış hücreyi “alak” tabiriyle insanlığın gündemine taşıyor ve bir ilmî anahtar olan “alak” tabiri sureye de ad oluyor.11  

Örnekler çoktur. Ancak sayfamız sınırlıdır.

Piyasada silik sözler çok geziyor. Sizden ricamız, silik sözlere değer vermeyiniz ve Kur’ân’ı silik sözlere feda etmeyiniz.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2004, s.1195. 2- Meselâ bakınız: Şems Sûresi: 6; Ra’d Sûresi: 3; Naziat Sûresi: 30; Kaf Sûresi: 7; Zariyet Sûresi: 48. 3- Yasin Sûresi: 38. 4- Enbiya Sûresi: 33. 5- Ra’d Sûresi: 2; Lokman Sûresi: 10; Hac Sûresi: 65. 6- Furkan Sûresi: 61. 7- Taha Sûresi: 53. 8- Hicr Sûresi: 22. 9- Nebe Sûresi: 7. 10- Bakınız: Ankebut Sûresi: 41; Neml Sûresi: 18; Nahl Sûresi: 68, 69; Bakara Sûresi: 26. 11- Alak Sûresi: 2; keza bakınız: Mü’minun Sûresi: 13, 14.

Okunma Sayısı: 1436
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    4.12.2017 09:57:09

    Süleyman hocam," bozulmamış tek İlâhî kitap olan Kur’ân’ın binden fazla âyetinde, 1400 sene sonra bu gün yeni keşfedilmiş bir çok ilmî gerçeğin şifresini bulmak mümkündür." diye ifade ettiginiz bu inkarı mümkün olmayan gerçege,Bediüzzaman hazratleri "Akıl ve ilim ve fen hükmetttigi istikbalde elbette bürhan-ı akliye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur'an hükmedecek"sözleri ile bu konuya,materyalist felsefeyi iflas ettiren son noktayı koymuştur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı