"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyada Allah’ı tanımayan, ahirette tanır mı?

Süleyman KÖSMENE
07 Şubat 2019, Perşembe
İsmail Ünsal: “Kâfirler âhirette Rablerini bilip iman ederler mi?”

RABLERİNE DOĞRU KOŞARLAR 

Dünyada inanmış olsun, olmasın; âhirette herkes Rabb’ini bilecek, Rabb’i ile konuşacak ve dünyadaki gafletine milyonlar defa pişman olacak! Rabb-i Rahîm ile konuşurken hitap cümlesi hiç şüphesiz, kişinin içinde bulunduğu psikolojiyi yansıtacaktır.

İnkâr veya îmânla imtihan olduğumuz yer dünyâdır. Âhiret ise yakîn, yani kesin bilgi yeridir. Orada inkâr etmek ne mümkün? “Sur üflendiği zaman kabirlerinden Rab’lerine doğru koşarak çıkarlar.” 1

Nitekim Kur’ân’da çok sayıda “Ve ileyhi türceûn” 2 (O’na döndürüleceksiniz) “Ve ileyke’l-masîr” 3 (Dönüş Sanadır) manasını ihtiva eden âyet vardır. Âyetlerin manası mutlaktır. Herkesi kapsamı içine alır. Yani Müslüman kâfir fark etmeden herkes Allah’a döndürülecektir. Dolayısıyla kâfir Allah’a döndüğü zaman Allah’ı elbette bilecektir.

Nitekim Bediüzzaman Hazretleri “Ve ileyhi türceûn” (O’na döndürüleceksiniz) âyetinin tefsirinde, sebeplerin ve vasıtaların olmadığı ahiret âleminde, herkesin Sâniini görüp, hakikî Malikini bileceğini 4; dünyada Saniin ve Malikin bilinmesine perde olan sebeplerin ve vasıtaların ahirette olmayacağını, ahirette yeniden yaratılışın sebepsiz ve vasıtasız olarak bizzat dest-i kudretten çıkacağını beyan ediyor. Bu sebeple herkesin Malikini bileceğini, rücuun da bu olduğunu ifade ediyor. 5

KEŞKE RABBİMİZİN ÂYETLERİNİ YALANLAMASAYDIK!

Nitekim ahirette kâfirler Cenab-ı Hakk’a bazen “Rabb’im!”, bazen “Rabb’imiz!”, bazen “Rabb’in!” tarzında hitap ediyorlar. Bu hitap biçimi kâfirlerin mahcubiyetlerini, utançlarını, azap psikolojilerini, pişmanlıklarını ve çaresizliklerini yansıtıyor.

Meselâ Kur’ân, salihlerden olmayan kimi insanların ölüm anı yakarışlarını şu ifâdelerle yansıtır: “Ölüm gelmezden önce, size verdiğimiz rızıklardan sarf edin. Birinize ölüm geldiğinde, “Rabb’im! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadâka versem, salihlerden olsam!” der. Bir canın eceli gelip çatınca, Allah onu aslâ geri almaz. Allah yaptıklarınızdan haberdârdır.” 6

Putperestlerin çâresizlik içinde söyledikleri şu yalana ne demeli?

* “Bir gün hepsini toplarız. Sonra puta tapanlara, ‘İddiâ ettiğiniz ortaklarınız nerede?’ deriz. Sonra, ‘Rabb’imiz! Vallahi biz puta tapanlardan değildik!’ demekten başka çâre bulamazlar. Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak! Uydurdukları putlar da onlardan uzaklaştı.” 7 “Ateşin kenarında durduklarında, ‘Keşke dünyaya tekrar döndürülseydik! Keşke Rabb’imizin âyetlerini yalanlamasaydık! Keşke inananlardan olsaydık!’ dediklerini bir görsen! Hayır! Daha önce gizledikleri onlara göründü. Eğer geri döndürülseler yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Doğrusu onlar yalancıdırlar. ‘Hayat ancak bu dünyadakinden ibârettir. Biz dirilecek değiliz!’ demişlerdi. Onları, Rab’lerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! 

Allah: ‘Bu gerçek değil mi?’ der.

Onlar: ‘Evet! Rabb’imiz hakkı için gerçektir!’ derler.

Allah da: ‘Öyleyse, inkâr etmenizden ötürü azâbı tadın!’ der. Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir... ” 8

ALLAH’IN HÜKMÜNE TESLİM OLURLAR 

* “Allah: ‘Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle berâber ateşe girin!’ der. Her ümmet girdikçe, kendi yoldaşına lânet eder. Hepsi birbiri ardından Cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için: ‘Rabb’imiz! Bizi saptıranlar işte bunlardır! Onlara ateş azabını kat kat ver!’ derler.” 9

* “Zulmedenler azâb görürlerken azâpları hafifletilmez de, geciktirilmez de! Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde:

‘Rabb’imiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır!’ derler. Koştukları ortaklar, onlara: ‘Doğrusu siz yalancısınız!’ diye söz atarlar. Onlar o gün Allah’ın hükmüne teslim olurlar. Uydurdukları şeylerse onlardan uzaklaşırlar.” 10

Âyetler bu minval üzere devam etmektedir. Demek Rabb-i Rahîm, kullarının Kendi Zât-ı Muallâsına, “Rabb’im” demelerini elbet ister.

Orada kâfirler de Rab’lerini tanırlar. Ama dünya artık gerilerde kalmıştır. Fırsat kaçmıştır. Kâfirler ağır pişmanlık ve perişanlık içinde ne dediklerinin farkındalar mı ki? Orada Rabbi tanımak hiç kimseyi kurtarmaz. Dünyada tanımak ve inanmak ise iki cihanı kurtarıyor.

“Rabb’imiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver! Bizi Cehennem azâbından koru!” 11 Âmin.

Dipnotlar:

1- Yâsîn Sûresi, 51. 2- Bakara Sûresi: 28; Hud Sûresi: 34; Rum Sûresi: 11; Yasin Sûresi: 22, 83. 3- Bakara Sûresi: 285; Mü’min Sûresi: 3. 4- İşaratu’l-İ’caz, s. 381. 5- İşaratu’l-İ’caz, s. 387. 6- Münâfikûn Sûresi, 63/10,11. 7- En’âm Sûresi, 6/22, 23, 24. 8- En’âm Sûresi, 27, 28, 29, 30, 31. 9- A’râf Sûresi, 38. 10- Nahl Sûresi, 85, 86. 11- Bakara Sûresi, 201.

Okunma Sayısı: 1851
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı