"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gelin, “sanki gittim” diyelim!

Süleyman KÖSMENE
08 Kasım 2017, Çarşamba 00:30

HİZMET DEVAM EDİYOR

On beş gün kadar önceydi. Bir sabah telefonum çaldı. Arayan Kıbrıs’tan Eyüp Aktaş Ağabeydi. Açtım. Selâm kelâmdan sonra konuya girdi. 

“Burada arkadaşlar diyor ki: “Kocatepe Mevlidi iptal edildi. Oraya gidilmedi. Hizmet duracak mı? Hizmet devam ediyor. Arkadaşlar Kocatepe Mevlidi için yapacağımız harcamayı buraya hizmet binamıza yönlendirelim ve bu binayı bitirelim diyor. Ne dersiniz?”

Önce şaşırdım. Kıbrıs’ta, 580 metrekare arsa üzerine planlanan beş katlı hizmet binasının su basmanına kadar gelindiği ve birinci katı bile yapılmadan ekonomik sebeplerle yaklaşık 3 sene önce inşaatın durdurulduğunu biliyordum. Eyüp Ağabey bu binadan bahsediyordu. Haliyle bitirilmesini istiyordu. 

Ama nasıl bir hesap yapıldığını anlayamadım. Kocatepe Mevlidi’nin iptali ile nasıl alâka kurulmuştu? Sonuçta oraya insanlar en fazla 100’er lira harcamayla gidip geleceklerdi. 100’er liralar koca bir binanın neresine yetecekti ki?

SANKİ GİTTİM HESABI

“Eyüp abi, anlayamadım. Bu iptalden nasıl bir bina bütçesi çıkardınız?” dedim.  

“Kardeş oraya tahmini kaç kişi gelirdi?” dedi.

“Otuz bin diyelim.” Dedim.

“On beş bin kişi bize yeter!” dedi. 

“Nasıl?”

“Biz hesapladık: On beş bin kişi Mevlide gitselerdi her biri en az 100’er lira harcayacaktı. Çarptığınızda toplam bir milyon beş yüz bin lira eder. Bu rakam bize yeter. Biz bu rakamı istiyoruz. Cemaatimiz “sanki gittim” diyecek ve bu rakamı bize gönderecek. On beş bin kişi 100’er lira gönderse bizim derdimiz biter.” dedi.

Evet, pratik bir hesap yapmışlardı. Hesap doğruydu.  Sanki gittim diyerek bir hizmet binası yapılabilirdi. 

Üstad Hazretleri “sanki gittim” meselesini Lemaat’te şöyle işliyor: 

 “Lezâiz çağırdıkça, “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.”1 

SANKİ YEDİM CAMİİ

Sanki Yedim Camii, Osmanlı döneminde 18. Yüzyılda yaptırıldığı tahmin edilen İstanbul’da küçük bir mahalle camiidir. 

Keçecizade Hayreddin Efendi adında dar gelirli bir esnaf  “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı gereği üzere kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başka kimseden korkmayanlar imar eder. İşte bunların doğru yolda olup başarıya ulaşacakları umulur.”2 Âyetindeki müjdeyi duyunca bir cami yaptırmaya karar verir. Para biriktirmeye başlar. Ne zaman canı bir şey istese: ‘Sanki yedim’  der, canının çektiği o şeyi yemez ve parasını bir kenara koyardı. 

Yirmi yıl sonra biriktirdiği paralar bir cami yaptıracak miktara ulaşınca mahalleye küçük bir cami yaptırır. Bu gün bu cami, Kırbacı Sokak’ta bulunan ‘Sanki Yedim Camii’dir. Bu gün faaldir ve içinde 200 kişi aynı anda namaz kılabilmektedir. 

AYNI RUH, AYNI İFADE, AYNI İMAN

Mademki cemaat bir şahs-ı manevidir. Mademki şahs-ı manevî tek bir vücuttur. Mademki, Kıbrıs’ta bir hizmet binası daha başlangıçtan itibaren yarım kalmıştır. Mademki bu binanın tamamlanması hizmet için elzemdir. Nitekim Kıbrıs’ta dokuz üniversitede yüz bin öğrenci var. Yapılacak külliye Lefkoşa, Girne, Lefke ve Magosa’ya hizmet vermeye elverişli bir konumda bulunuyor. 

Mademki bizler Nur’un hamisi sorumluluğuyla yüklü bulunuyoruz. Mademki Üstadımız, “Genç, kavî, iktidarlı çok Said’ler sizlerde vardır. Aynı ruh, aynı ifade, aynı iman... Hadsiz şükür ve sena olsun ki; Rabb-i Rahim sizleri Risale-i Nur’a hâmi, naşir, sahip, şakirt eylemiş.”3 diyerek fakir de olsak, zayıf da olsak, bizlerden hizmet umuyor. Mademki Mahşer yolcusuyuz.  

 O halde… Kendi mahallimizde yapılacak çok hizmetlerimiz olsa da, himmetlerimizi İstanbul merkeze sarf ediyor olsak da, kendi bütçemiz ancak kendimize yetecek kadar olsa da… Artık hiç olmazsa “Sanki Ankara’ya gittim” diyerek Kıbrıs’ı tamamlamaya yardımcı olmak ve en azından 100’er lira Kıbrıs bütçesine ayırıp göndermek bizim için vacip olmuştur. 

Gelin bu vacibi işleyelim ve üzerimizden bu mesuliyeti atalım. Yarın Üstadımızın yanında yüzümüz ak olsun.

İşte Eyüp Abi bunu söylüyor. Geçtiğimiz hafta sonu Umumî Meşveret’ten Kıbrıs’a yardım edilmesi yönünde karar da çıkmıştır. 

O halde, bir gayret, inşallah Kıbrıs’ımızı bitirelim. Ne dersiniz?

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 809. 2- Tövbe Sûresi: 18. 3- Kastamonu Lâhikası, s. 25.

Okunma Sayısı: 3909
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı