"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatın mülk ve melekût yüzlerinin paklığı

Süleyman KÖSMENE
09 Ekim 2018, Salı 00:02
Acil F. Rumuzlu okuyucumuz: “Hayatın mülk yüzü nedir, melekût yüzü nedir? Risale-i Nur’a göre belli ki bunlar farklı şeyler, buradaki ayrıştırmayı nasıl anlayacağız?”

KAVRAM OLARAK MÜLK VE MELEKÛT 

Mülk de, melekût de Kur’ân’da varlıkların içyüzlerine ve sıfatlarına ait tabirlerdir.

Kur’ân Cenab-ı Hakkın, Mâlikü’l-Mülk1 olduğunu, mülkün sadece Kendisine ait2 bulunduğunu ve mülkünde ortak kabul etmeyerek3, mülkü üzerinde dilediği gibi tasarruf Sahibi olduğunu bildirdiği gibi; her şeyin melekûtunun da bizzat Cenab-ı Hakkın elinde olduğunu bildiriyor.4

“Mülk” ve “melekût” tâbirlerini tefsîr eden Bedîüzzaman, eşyanın görünen dış yüzüne “mülk”, görünmeyen perde arkasına “melekût”5 diyor. Saîd Nursî, eşyanın iki yüzünü aynanın iki yüzüne benzetiyor. Aynanın bir renkli, bir de şeffaf yüzü vardır. Aynanın renkli yüzü renklerle karışıktır ve mattır. Fakat diğer yüzü, şeffaftır, parlaktır, güzeldir, berraktır ve nettir.

Her şeyin “mülk” ciheti, aynanın renkli ve mat yüzü gibidir. Bizim beş duyumuzla algıladığımız yüz, mülk yüzüdür. Bu yüz, binlerce renkler, haller ve tavırlar içindedir. Allah’ın kudretine perde hükmünde olan sebepler bu yüzdedir. Bu yüz bize bakıyor.

Aslında her şey doğrudan Allah’ın kudretine bağlı iken araya sebeplerin konulması, Allah’ın izzet ve azametini insanların zâhir nazarlarından korumak içindir. Böylece insanoğlu hikmetini bilmediği olaylarla ilgili olarak sebepleri sorumlu tutacak, Allah’ın kudretini tenzih edecektir. Bu, Allah’ın izzet ve azametine karşı insana kulluğuna uygun bir duruş sağlıyor.

Varlıkların diğer yüzü ise “melekût” yüzüdür. Bu yüzde sebeplerin etkisi yoktur. Bu yüz eşyanın hakikatinin vücut bulduğu, Allah’ın esmasının tecellî meydanı olan yüzdür. Bu yüz aynanın şeffaf ve parlak yüzü gibidir. Burada her şey şeffaftır, parlaktır, aydınlıktır, güzeldir. Her şey doğrudan, aracısız ve sebepsiz Allah’ın kudretine bağlıdır.

MÜLK CİHETİNDE ÇELDİRİCİLER VAR

Eşyanın mülk yüzünde hayatın, nurun ve rahmetin dışında her şey sebeplere bitişik gözükür.6 Öyle ki tevhid inancı olmasa, her şeyi sebepler icat ediyor zannedilir. Tevhid inancına sahip olmayan insanların küfre girmesi bu yüzdendir. Eşyayı sebeplere bağlı görüp, sebeplerden Allah’ın kudretine intikal edemeyişlerindendir. Sebeplere icat etme yükümlülüğü verişlerindendir.

Bu dehşetli bir yanılgıdır. Bu çeldiriciye düşen insan aklı imtihanını kaybediyor. Bu çeldiriciye inanmayıp, arkada Allah’ın kudretine giden insan ise gerçekleri görüyor. Ki tevhid inancı budur.

Oysa hayatta, nurda ve rahmette çeldirici yoktur, yani sebepler müessir değildir, yani az bir dikkat ile kudretin doğrudan tasarrufu kâfirce de fark edilir. Aslında bu yüzden neredeyse hemen hiç kimse doğrudan Allah’ı inkâr etmeye yeltenemiyor.

HAYAT ŞEFFAFTIR   

Hastalık, musibet, afet, deprem, yangın, sel, kış, ölüm gibi mülk cihetindeki şerli tecellilerde sebepler tam bir çeldiricidir. Şüphesiz bu şerleri takdir eden ve bunlarda hayır kılan Cenab-ı Hak’tır. Fakat insan hayır cihetini göremiyor, şer cihetiyle bakıyor ve itiraz ediyor. Çünkü bunlar insanı ağlatıyor.

İşte burada insanın itirazından İlahî takdiri ve kudreti korumak gerekiyor ki, en azından insanın kulluk adabına zarar gelmesin. Sebepler mülk cihetindeki kirli, sevimsiz, rahmete uygun düşmeyen, noksanlı ve kusurlu olan böyle şerli tecellileri insan nazarında üstleniyor. Bu nedenle itirazlar doğrudan Cenab-ı Hakka değil, sebeplere gidiyor.

Hayat, nur, rahmet, rızık gibi doğrudan hayır yönü gözüken, şer yönü hiç bulunmayan tecelliler ise sebeplere bitişik değil, neredeyse sebepsiz geliyor ki, teşekkürler, şükürler, hamdler ve övgüler aracısız olarak doğrudan Cenab-ı Hakka yöneliyor.

Nitekim hayatın şikâyet edecek hiçbir kiri, hiçbir çirkinliği yoktur. Fakat ölüm insan nazarında baştanbaşa kirlidir, ürkütücüdür, soğuktur, çirkindir. Bu hikmetle Cenab-ı Hak ölüme sebepler vaz etmiştir. Hayatı ise bizzat kendi kudret elinde bırakmıştır.7

Dipnotlar:

1- Âl-i İmrân Sûresi, 3/26

2 -En’am Sûresi, 6/73

3- İsrâ Sûresi, 17/111 

4- Mü’minûn Sûresi, 23/88; Yâsîn Sûresi, 36/83 

5- Sözler, s. 264; Mesnevî-i Nûriye, 91 

6- Lem’alar, s. 631

7- Lem’alar, s. 629-63

Okunma Sayısı: 1491
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • nimet deniz

    11.10.2018 16:00:02

    Yazıda aynanın mülk cephesi şudur, melekut cephesi şudur diye açıklanmış. Hayatın mülk cephesi nedir, melekut cephesi nedir ya da neresidir?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı