"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbadetlerimizi dünya için mi yaparız?

Süleyman KÖSMENE
13 Ağustos 2018, Pazartesi
Salih Sütçüoğlu: “İbadetleri dünyada faydası dokunsun diye mi yaparız? Geçenlerde bir vatandaş müessif bir kaza yaşadı. Geçmiş olsun dedim. Baktım, Allah’a itirazvari bir tavra girmiş. ‘Ama efendim, ben namazını kılan biriyim. Bu kazaya uğramam reva mı?’ kabilinden konuşuyor.”

TEHLİKELİ BİR YAKLAŞIM  

İbadetleri dünyada faydası dokunsun diye yapmadığımız gibi, böyle bir niyet ibadetleri esastan fesada uğratır. Bu, tehlikeli bir yaklaşımdır. Çünkü ibadeti ibadet yapan temel hikmet ve illet ortadan kalkıyor. Çünkü dünya için yapılan bir işe ibadet denmez.

Adi bir iş olsa bile Allah için yapılır, dürüst yapılır, işe hakkı verilir ve ibadet olur. Bu bir ibadet ise doğrudan doğruya Allah emrettiği için yapılır, Allah’ın rızasını gözetilir, Allah için yapılır.

Başka türlü bir niyet ibadeti ibadet olmaktan çıkarır. Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Nazar ile niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet, niyet adi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder.”1 Sözünün bir manası bu olsa gerektir.

Allah dilerse dünyada ibadetten faydalandırır. Ama bu istenmez. Verilince de ucb ve gurur konusu yapılmaz. Yapılırsa ibadetin sadece sevabı değil, kendisi de elden gider. Geriye günah da bırakır.

FAKAT ZARAR BEKLENİR  

İbadetten dünyada menfaat beklenmez, ama ahirette fayda beklenir. Dünyada ise bilâkis bir miktar zarar beklenebilir. 

Ezcümle:

1- Bir miktar vaktimizi alır. Sabırsız nefsimiz bundan hoşlanmaz, bunu zarar görür.

2- Allah razı oldukça imtihan şiddetini arttırabilir. Neredeyse başaramayacağımız derecede, Allah katındaki puanımızı düşürecek ölçüde soruları zorlaştırabilir. Bundan maksat Allah katındaki derecemizi arttırmak, daha yüksek terfi almamızı sağlamaktır. Bu imtihan bize âlâ-yı illiyyine yükselme şansı verir. Nitekim Allah hiç kimseyi kayırmaz. Peygamberleri bile imtihanlardan geçirir.

İmtihan ise rahatına ve hazzına düşkün nefsimizin hoşuna gitmez. İmtihan dolayısıyla gelen dünyevî kayıpları zarar zanneder, zarara düşer.

Oysa imtihan şiddeti ağır geldiğinde yine dönüp Allah’a sığınsa, Allah’tan yardım istese, Allah yardım edecektir. Fakat kul yardım isteyeceği yerde, isyana ve itiraza başlarsa, bu kendisini manen sıkıntıya sokar. Terfii durur, tedenni başlar.

3- İhlâsı, takvası, huşuu arttıkça feragati, zühdü, fedakârlığı, diğerkâmlığı, elindekini paylaşma isteği artar. Dünya menfaatinden uzaklaşma ve ahireti gerçekten isteme düşüncesi zihninde ve kalbinde yer eder. Bu da dünya açısından zarar, ahiret açısından fayda getirir.

Fakat bu zarar güzel zararlardandır. Bunu baştan göze almak insanın değerini Allah katında yükseltir. Allah yardım edince insan böyle güzel zararların altına elini değil, bedenini ve ruhunu koyar.

SALİH AMELLERİMİZ ELİMİZDE NASIL KALIR?  

Başımıza bir iş geldiğinde içimize isyan tohumu atan, elimizdeki ibadetleri Allah’a tahakküm aleti yaparak sıfırlatmak isteyen şeytandan başkası değildir. Bu imtihan ölünceye kadar başımızdan eksik olmaz. Bunu baştan bilirsek, şeytan hangi tohumu atarsa atsın inşallah bizi isyana götürmez. Kader bizi bir imtihana tabi tuttuğunda; şeytan bakıyor ki, bir miktar hasenatımız var, derhal kolları sıvıyor. O salih ameli götürmek için ne lâzımsa yapıyor.

Şeytan vazifesini yapıyor. Biz de vazifemizi tevhid ve tevekkül inancımızı ortaya koyarak yapmalıyız. Başımıza ne gelirse gelsin, Allah’tan şikâyet ederek değil; nefsimizi Allah’a şikâyet ederek… Halimizi, zafiyetimizi, acziyetimizi Allah’a arz ederek, sabırla, duâ ile, Allah’a iltica ile, Allah’ın yardımını isteyerek salih amellerimize devam ettiğimizde inşallah söz konusu imtihandan sınıfta kalmayacağız.

Yoksa “neden ben?” veya “bana reva mı?” gibi sözlerle imtihanımızı sorguladığımızda kaybederiz. Nefsimizi sorgulayıp Allah’a sığındığımızda ise kazanırız. İmtihan da vazifesini bitirir ve gider. Bize de inşallah Allah’ın rızası ve salih amellerimiz kalır.

GÜNÜN DUÂSI

Allah’ım! Affeyle! Merhamet eyle! Mağfiret eyle! Ayıbımı, günahımı, kusurumu, noksanımı setreyle! İbadetimi, bakiyatü’s-salihatımı, salih amellerimi hıfz eyle! Kazadan, belâdan, musîbat-ı dünyevîyeden, ukubat-ı uhrevîyeden muhafaza eyle! Âmin. 

Dipnot:

1- Mesnevî-i Nuriye, s. 45. 

 

Okunma Sayısı: 1463
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı