"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan neden serçe kuşu kadar neşeli olamıyor?

Süleyman KÖSMENE
08 Ağustos 2018, Çarşamba
Hurisel Hanım: “Risale-i Nur’da ‘insanın, serçe kuşundan, saadet-i hayat cihetinde yirmi derece aşağı düşüp, en bedbaht, en zelîl bir bîçare olduğu.”1 Cümlesini açıklar mısınız? Burada neden serçe kuşu kıstas alınmıştır?”

HAYVANLAR VE İNSANLAR 

Gerek serçe kuşu, gerekse bütün hayvanlar şirin ömürlerini on beş yirmi duygu ile yaşıyorlar. Ya insan?

Binden fazla duygu ile! 2 İnsan bir emanetler denizinde yüzüyor. Şükrünü eda etmezse insanın işi bu açıdan zor.

Bin bir esmadan her biri, iz olarak, öz olarak, nüvecik olarak insanda bir veya birkaç duygu bırakmış. Her bir duygu da yüzünü fani dünyaya değil, baki dünyaya çevirmiş. Elini fani dünyadan çekip, baki dünyaya atmış! Gülünü fani dünyaya değil, baki dünyaya uzatmış!

Belli ki insan ahirete gidiyor, baki bir âleme uçuyor!

Bediüzzaman’a göre, en güzel biçimde yaratılan insan, ahireti unutup dünya hayatını birinci plâna alırsa, hayvandan yüz derece yüksek yaratıldığı halde, serçe kuşu gibi bir hayvandan yüz derece aşağı düşer.

BİN ALTIN MİSALİ 

“Meselâ” diyor Bediüzzaman, “bir adam, bir hizmetkârına on altın verip “Mahsus bir kumaştan bir kat elbise yaptır!” emreder.

İkincisine bin altın verir, bir pusula içinde bazı şeyler yazılı o hizmetkârın cebine koyar, bir pazara gönderir.

Evvelki hizmetkâr, on altın ile âlâ kumaştan mükemmel bir elbise alır. İkinci hizmetkâr, divanelik edip evvelki hizmetkâra bakıp, cebine konulan hesap pusulasını okumayarak, bir dükkâncıya bin altın vererek, bir kat elbise istedi. İnsafsız dükkâncı da kumaşın en çürüğünden bir kat elbise verdi. O bedbaht hizmetkâr, seyyidinin huzuruna geldi. Ve şiddetli bir azar işitti.

İşte, azıcık bir şuuru olan anlar ki, ikinci hizmetkâra verilen bin altın, bir kat elbise almak için değildir; belki, mühim bir ticaret içindir.

Aynen onun gibi, insanda hayvana nispeten fevkalâde gelişmiş manevî duygular ve lâtifeler vardır. Bunların hiçbirisi şu geçici dünya hayatını kazanmak için verilmemiştir.

Böyle bir insanın esas vazifesi, duygular anahtarlarıyla Allah’ı esmasıyla birlikte tanımak ve geçici dünya hayatından geçip ebedî hayat olan ahirete hazırlanmaktır.3

NEDEN SERÇE KUŞU? 

Bediüzzaman’a göre insan sırf dünya hayatı için çabalasa, emeline ulaşmakta bir serçe kuşuna yetişemez. Fakat ahiret için çalışsa bütün hayvanatın sultanı ve kumandanı hükmünde olur.4 Keza Bediüzzaman’a göre, insan hayvan gibi yaşasa, bir serçe kuşu kadar mutlu olamaz; çünkü insan baki bir hayat için yaratılmıştır. Bu sebeple insanın ruhunda gelecek kaygısı, hüzün, keder ve korku vardır. Oysa serçe kuşunda gelecek endişesi ve korkusu yoktur.5

Bu bahislerde serçe kuşunun kıstas alınma hikmetine gelince…

Serçe kuşu ağaçların, kırların, dalların, tabiatın dili, mutluluğu ve neşe kaynağıdır. Dört mevsimde cıvıltılarıyla ağaçların ve insanların adeta gözü, kulağı, dili ve neşesi olurlar. Bir avuçluk cüsseleriyle, mutluluktan uçarlar! Tasasız ve kedersizdirler.

Gece gündüz mütevekkildirler. Tevekkülün sembolüdürler. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki; “Şayet siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabahları açlıktan karınları çekilmiş olarak çıkıp, akşamları karınları dolu olarak dönen kuşlara rızk verdiği gibi Allah size de rızkınızı verirdi.”6

Serçe kuşları fıtraten şükran-ı nimet içindedirler. Lâtiftirler, şirindirler, sevimlidirler. Cıvıldaşmaları zikirdir. Cikcikleri tespihtir. Yürekleri Hakk’a dönüktür.

Daldan dala uçarlar. Böylece insanın yapamadığı, ama hayalinden düşürmediği bir işi, neşeyle yaparlar. Serçe kuşu bu ve buna benzer lâtif özellikleri dolayısıyla hayvanlar adına sembolik olarak Risalelere girmiştir denilebilir. Ama Risalelerde imanî konular işlenirken, yer yer diğer hayvanların da adıyla bahsi geçmektedir.

GÜNÜN DUÂSI

Allah’ım! Tespihimi, tevekkülümü, itaatimi, ibadetimi, neşemi, saadetimi serçe kuşundan geri bırakma! Dünyada bütün Müslümanların tasalarını gider. Ahirette bütün ehl-i imanın kaygılarını dindir. Rahmetini cümlemize yar eyle! Âmin.

Dipnotlar:  1- Sözler (yeni tanzim), s. 177; Lem’alar (yeni tanzim), s. 921.

2- Mektubat, s. 37.

3- Sözler, 23. Söz, s. 293-294.

4- Sözler, 5. Söz, s. 29; 21. Söz, s. 245; Şuâlar, 11. Şuâ, 8. Mesele, s. 202.

5- Mesnevî-i Nuriye, 10. Risale, s. 187.

6- Tirmizi; Kitab’üz-Zühd, 234S, İmam Ahmed 1/30, İbn Mace; 4164; İmam Nevevi, Riyaz’üs-Sâlihîn, 1/205.

Okunma Sayısı: 1507
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı