"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan neden zalim ve cahil oluyor?

Süleyman KÖSMENE
05 Kasım 2018, Pazartesi
Karadeniz Ereğli’den Ramazan Çalışan: “Kur’ân emaneti yüklenen insana zalim ve cahil diyor. Oysa insan semavata, arz’a ve dağlara göre merhametlidir ve akıllıdır. Zalim ve cahil olmaması gerekiyor. İnsan emaneti yüklendiği için mi zalim ve cahil oluyor?”

İNSAN İKİ SORU İLE İMTİHANDADIR

İnsan emanet-i kübrayı yüklenmiş, düşe kalka, kıra döke ahirete doğru gidiyor. Ahirette emanet-i kübradan hesap vardır. Eğer hesabını yüz akıyla verebilirse insan, insan olduğunun asıl onurunu, şerefini, lezzetini, doyulmazlığını orada duyacak, bahtiyar olacaktır. Bu öyle bir bahtiyarlıktır ki, dünyada bunun bir benzerini duymamıştır.

Eğer hesabını yüz akıyla veremezse bedbaht olacaktır. Bu öyle bir bedbahtlıktır ki, dünyada bir benzerini görmemiştir.

İnsan iki zor soru ile imtihandadır: Bunlardan biri zulüm, biri cehalettir.

Göklerin, yerlerin ve dağların imtihanı yoktur. Esasen onlar imtihandan kaçınmışlar ve onun sorumluluğundan korkmuşlardır.1 Dolayısıyla onlara zalim denmez, cahil de denmez. Merhametli ve âlim denmediği gibi…

Çünkü bu sıfatlar kendisine emanet-i kübra verilen insanın sıfatlarıdır. Merhamet insana verilmiştir. Eğer kullanmazsa bundan zulüm çıkar. Akıl insana verilmiştir. Eğer akıl kabına doğru bilgi doldurmazsa bundan da cehalet çıkar.

Oysa göklere, yerlere ve dağlara merhamet verilmemiştir ki, kullanmadıklarında zulüm olsun. Akıl kabı verilmemiştir ki, içine bilgi konmadığında cehalet olsun. Onların varlıkları doğrudan esmaya aittir, Allah’ın isimlerine tabidirler, Allah’ın isimlerini gösterirler. Allah’ın isimleri hesabına vardırlar.

Oysa insan bir felâket olsa da, kendi hesabına yaşayabiliyor. Çoğu zaman kendisine verilen merhameti uygulamıyor ve zulüm ediyor. Çoğu zaman Allah’ın mülkünü kendine ait görüyor, Allah’ı unutuyor ve Allah’ın verdiği sayısız nimetleri, rızıkları ve lezzetleri kendinden ve kendi marifetiyle olduğunu sanıyor. Şükrü unutuyor. Bundan cehl çıkıyor.

İNSAN İHANET EDİYOR 

Zemahşerî bir önceki âyetin itaatten bahsetmesi dolayısıyla, âyeti itaat kavramıyla tefsir etmiş ve emanetin “Allah’a ve Resulüne itaat” olduğunu söylemiştir. 

Bir önceki âyet şöyledir: “Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.”2

Zemahşerî’ye göre: “hamele”den maksat da ihanet etmektir. Buna göre mana şöyle oluyor: Gökler, yerler ve dağlar Allah’a fıtrî olarak itaatkârdırlar. İnsan ise itaatini iradesiyle yaptığı için, çoğu zaman ihmal ediyor, itaat etse de tam gereği gibi yapmıyor. Dolayısıyla Allah’ın emrini yerine getirmeyip üzerinde bekletiyor. Yani onu zimmetinde tutuyor. Gökler, yerler ve dağlar Allah’a itaat emanetini zimmetlerinde tutmuyorlar, yerine getiriyorlar. İnsan ise üzerinde böyle bir itaat emaneti varken bunu görmüyor, algılamıyor, yerine getirmiyor ve emanete ihanet ediyor. Göklerin, yerlerin ve dağların yapmadığı ihaneti insan yapıyor.

İnsanın bu ihanetinden hem kendine, hem başkasına zulüm çıkıyor. Bu zulüm ise insanın cehaletinden besleniyor. Dolayısıyla gökler, yerler ve dağlar Allah’a itaatkâr olduklarından hain değil; ama insan itaatini unuttuğu ve ihmal ettiği için ve bu ihmal ihanet boyutunda olduğu için zalim ve cahil oluyor.

İNSANIN ZALİM VE CAHİL OLUŞUNUN RESMİ  

Bediüzzaman Hazretleri emanetin türü üzerinde durmadan meseleyi “emanet-i kübra” sıfatıyla izah ediyor. İster itaat olsun, ister Allah’ın insana karşılıksız hibe ettiği sayısız nimetler olsun, insana emanet-i kübra verilmekle bütün mahlûkata karşı rüçhaniyet verilmiş, kendisi üstün bir konuma getirilmiş ve halife-i ruy-i zemin tayin edilmiştir. İnsan bütün esmayı talim edip öğrenebilen bir istidada sahip olmakla melekleri de geçmiştir. Yeryüzü ve yeryüzündeki her şeyin insana musahhar olması ve emrine girmesi bundandır. 3

Fakat bu yüksek makamdaki insan, Allah’a ve Resulüne itaat etmediğinde emanete ihanet etmiş olur. Bu ihanetle o kendini Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “en zelil bir hayvan-ı fânî-i zailden daha zelil, daha zayıf, daha âciz, daha fakir bir derekeye atar ve manasız, karma karışık, çabuk bozulur bir adî levha derekesine indirir.”4

Bu da insanın zalim ve cahil oluşunun resmidir.

Dipnotlar:

1- Ahzab Sûresi: 72.  2- Ahzab Sûresi: 71. 3- Sözler, s. 414. 4- Sözler, s. 511.

Okunma Sayısı: 2197
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    5.11.2018 10:29:50

    İnsan emaneti yüklendiği için değil, insana emanet-i kübra verilmekle bütün mahlûkata karşı rüçhaniyet verilmiş ve İnsan bütün esmayı talim edip öğrenebilen bir istidada sahip olmakla melekleri de geçmiş olan insan, itaatini unuttuğu ve ihmal ettiği ve bu ihmal ihanet boyutunda olduğu için zalim ve cahil oluyor.Oysa göklere, yerlere ve dağlara merhamet verilmemiştir ki, kullanmadıklarında zulüm olsun. Akıl kabı verilmemiştir ki, içine bilgi konmadığında cehalet olsun. Bu cümler insan neden zalim ve cahil olur sorusuna karşı verilen cevabın net bir resmidir.kaleminize,yüreğinize sağlık hocam.

  • ALP

    5.11.2018 09:19:48

    Zalim olmamaya ASR'A BAK/ALIM!!! Müptelâ Âşığa Kâfidir Yeğnice Yek Bir H/ASIR, Nebi Sevgilime Serin Bir Sergiydi Serilen Ol HASIR, Âşık Ebedî Diridir Eskidikce/Eskidildikce Ş/Ol H/ASIR, Efendim Pak Nebim’in Sevgilisidir Ol Vedûd/Vâhid B/ASIR, Aşk Hem Muhabbet! Anlar Man’da Olmazsa Olmaz AN/ASIR, Anlarla Veledleri Merhamet Duyulmadıkta Duyulur İsrafilî SUR, Eskidikce Yenilenen Hem Ziya(de)lenen SEVGİDİR Soldukca H/ASIR, “İnnel İnsane Lâ Fi HÛSR” (Cümle NAS Hüsranda) Der Sure-i ASR/ASIR, 1) İMAN 2) SALİH AMEL 3) HAKK’I ve 4) SABR’I TAVSİYE Felâha ÇAR UNSUR, Afv, Ata, İhsan, Kerem, Lütuf KIL, Sabr u Selâmet Hem İstikamet VER, Ey Hay Hayy u Kayyum Olan HABÎR B/ASIR,… Selâm Selâm Selâm Vesselâm,...

  • Ali Tam

    5.11.2018 06:20:22

    Halik'in hukukuna aykiri olan mutî raiyetin, mahlukun hukukunu elbette otomatikman cigner. Tipki Allah'in Hatem-ül Enbiya olarak gönderdigi en son Peygamber Efendimiz ASM'i tanimayacak, peygamberligini inadindan, cehaletinden inkar edecek ama ben senin Musa Peygamberine tabiyim veya Isa Peygamberine tabiyim diyecek. Bu insanlar bugün 2 milyara yakin elbette zalimdirler elbette cahildirler. Muti 2 milyar Müslümanin hukukunu da cigniyorlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı