"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsteksiz kıldığımız namazların durumu nedir?

Süleyman KÖSMENE
29 Kasım 2018, Perşembe 00:33
Melike Hanım: “İsteksiz kıldığım namazların durumu ve hükmü nedir?”

NAMAZ EN MAKBUL DURUŞUMUZ

Namaz bizim yaratılış borcumuzdur. Ne kadar isteksiz olursak olalım, Allah’ın huzurunda en faziletli, en sevimli, en makbul duruşumuz namazdır. Namaza karşı isteksizlik kalbimizden değil, şeytandan geliyor. Şeytanın bizimle olan meşguliyeti ise namazın faziletini arttırıyor. Bundan emin olmalıyız.

Bediüzzaman, nefsin şeytandan gelen vesveselere kulak vereceğini kaydeder ve önemli ikazlarda bulunur.

Acaba ömrümüz ebedî midir? Gelecek seneye, hattâ yarına kalmaya senedimiz var mı? Bize usançlık veren şey, dünyada sonsuz seneler kalacağımızı zannetmektir. Oysa bizim hem ömrümüz azdır, hem faydasız uçup gidiyor. Geçip giden her bir fânî günün yirmi dörtten birisini hakîkî bir ebedî hayatın saadetini temin edecek güzel, hoş, rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek ise, usanmak şöyle dursun, bilâkis ciddî bir şevk ve hoş bir zevk verir.

SU İÇMEKTEN USANIYOR MUYUZ?  

Her gün ekmek yiyen, su içen ve havayı teneffüs eden insan, ekmekten, sudan ve havadan usanır mı?

Kalp, ruh ve vicdan, cisim hânesinde nefsin arkadaşlarıdırlar. Nefis her ne kadar usandığını ve isteksiz olduğunu söylese de; kalbin, rûhun ve vicdanın gıdâsı, huzûru ve hayat kaynağı namazdır. Öyleyse nefis bu usanmışlığı sîneye çekmeli, arkadaşlarının namaz gıdâsını almasına hiç olmazsa göz yummalı, huşû duymuyorsa da buna katlanmalıdır.

Çünkü hem sonsuz acılara mâruz, hem hadsiz lezzetlere sevdâlı bir kalbin gıdâsı, elbette her şeye kâdir bir Rahîm-i Kerîm’in rahmet kapısında aranmalıdır. Kezâ, şu fânî dünyada, büyük bir hızla ayrılık feryatları koparıp giden bir rûhun hayat kaynağı, her şeye bedel bir Mâbud-u Bâkînin ve bir Mahbûb-u Sermedî’nin rahmet çeşmesine namaz ile yönelmektir.

Fıtraten ebediyeti isteyen, ebediyet için yaratılmış olan, ezelî ve ebedî bir Zât’ın âyinesi bulunan ve sonsuz derece nazik ve lâtif olan insanın duyguları, şu kasavetli, ezici, sıkıntılı, geçici ve boğucu olan dünya halleri içinde elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Bu teneffüsü ise ancak namaz penceresi sağlayabilmektedir.

NAMAZ ZENGİNLİKTİR 

Bir diğer husus; namaz, şu dünya misafirhanesinde âciz ve fakir kalbimize kuvvet ve zenginlik vermekte, şüphesiz gireceğimiz bir menzil olan kabirde gıdâ ve ışık hükmünde aydınlık kaynağı olmaktadır. Dahası: Çetin bir mahkeme olan Mahşerde senet ve berat hüviyetinde bizi kurtarmakta ve ister istemez üstünden geçeceğimiz Sırat Köprüsü’nde nur ve Burak gibi göz açıp kapayana kadar bizi Cennete ulaştırmaktadır. Böyle eşsiz lütuflara bizi mazhar kılan bir namaz için “neticesizdir” veya “ücreti azdır” diyebilir miyiz?

Cenâb-ı Hak sözünden döner mi? Cennet gibi bir ücreti ve ebedî saadet gibi bir hediyeyi bize vaad ederek, pek az bir zamanda, bize, namaz gibi pek güzel bir vazife verse; biz de onun hediyesini hafife alırcasına o vazifeyi yapmaz isek veya vazifeden usanç gösterirsek, pek şiddetli bir azaba müstahak olmaz mıyız?

NAMAZI KÜÇÜMSEME! 

Bilmeliyiz ki, dünkü gün elimizden çıktı. Yarınki gün ise elimizde sened yok ki, ona mâlik olalım. Öyle ise hakikî ömrümüzü, bulunduğumuz gün bilmeli ve her günün en az birer saatini, birer ihtiyat akçesi gibi, uhrevî bir sandukça hükmünde, hakikî istikbal için teşkil olunan bir mescide veya bir seccadeye atmalıyız. Sakın, “Benim namazım nerede, şu namazın büyük hakikati nerede?” deme, namazını küçümseme! Zira hatırla ki, bir hurma çekirdeği, aslında bir hurma ağacı hükmündedir. Fark yalnız ayrıntıdadır. Bizim gibi bir avamın, hissetmesek dahi namazı, büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan hissedardır, şu hakikatten bir sırrı vardır. Fakat inkişafı ve aydınlığı, derecelere göre ayrı ayrıdır. Bir hurma çekirdeğinden, mükemmel bir hurma ağacına ne kadar mertebe bulunmakta ise, namazın derecelerinde de daha fazla mertebe vardır. Fakat bütün o mertebelerde, namazın nuranî hakikatinin ruhu vardır.1

Dipnot:

1- Sözler, s. 243-247.

 

Okunma Sayısı: 3921
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Şahin

    29.11.2018 11:12:47

    Soru: 1) Hayırlı evlatların hasenelerinden ebeveyni hayattayken ve öldükten sonra istifade eder mi? Soru : 2) Duâlarımız sonucu, biz bilmesek de,hidayete eren veya sıkımtılarından kurtulanların bu hallerinden duâ edenin hissesi? Soru:3) Tebliğ sonucu hidayete erenlerin gelecekteki sevap ve amâlinden vesile olanlar nasıl istifade ederler?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı