"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Küfrün istibdata çıkan menhus yolu

Süleyman KÖSMENE
29 Ocak 2019, Salı 00:08
Necdet Atıcı: “Bediüzzaman, “Risale-i Nur’un gerçi siyasetle alâkası yoktur, fakat küfr-ü mutlakı kırdığı için küfr-ü mutlakın altı olan anarşiliği ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder.” der. Küfr-ü mutlak ile istibdat ve anarşi arasındaki bağlantıyı biraz açar mısınız?

AKIL YOLDAN ÇIKINCA  

Küfr-ü mutlak, Allah’ın varlığını inkâr başta olmak suretiyle, Kur’ân’ın bakiyatu’s-salihat1 dediği uhrevî değerleri topyekûn inkâr etme hali olarak tarif edilebilir. İman esaslarının her biri birer uhrevî değerdir. İnkâr eden kişi aslında başta kendi ruhu ile, vicdanı ile, latif duygularıyla anarşi ve kaos yaşamaya başlayan kişidir. Bu kişi iç âleminde bir tek nefsi ile barışıktır. Akıl nefsin manyetik alanına girerek yoldan çıkmış; ruhu, vicdanı ve diğer latif duyguları da yoldan çıkarmıştır.

Aklı mutlak hâkim yaptığınızda yapacağı ilk iş budur. Yoldan çıkmak ve sahibini yoldan çıkarmak! Ruhu, vicdanı ve diğer latif duyguları ise anarşide bırakmak!

Bu durumda akıl tek başına kendisini, başına buyruk sayıyor. Sözünü dinleyeceği bir kutsal metin tanımıyor. Kendini kutsuyor, vahyi küçümsüyor. Çok iyi cerbeze üretiyor. Kendini kendine malik saydığından, her şeyin malikiyetini de o şeye veriyor.

Dolayısıyla kendi kafa fenerine göre Allah’a lüzum kalmıyor. Allah’ı inkâr, diğer iman esaslarını da inkârı kolaylaştırıyor. Mesela ahireti ve diğer esasları inkâr iş bile değil artık. Ona göre ölenler toprak gibi, mineraller gibi, geldiği unsurlara geri dönmüş oluyor. Böylece pozitif düşündüğünü de var sayıyor. Hava da atıyor.

İÇ ÂLEMDE İSYAN BAŞLIYOR

Ahlâkî değerlerin bağlamını değiştiriyor, vahiyden alıp akla bağlayarak kabul ediyor. Böylece menfaati olduğu şeylerde ahlâklı oluyor. Ruhun boşluğa itildiği, vicdanın hoşlanmadığı, merhametin incindiği nice durumlar vardır ki, akıl tevile sapıyor ve kör biçimde kendi tevillerini savunuyor.

Oysa ruh, kalp, vicdan ve sair latif duygular aklın bu gidişatından rahatsızdır. Mesela kalp ebedî hayat istiyor; akıl onu dünyada arıyor. Vicdan müessif bir durumdan sızlanma nöbetine giriyor; akıl onu başkasına vererek vicdanını rahatlatıyor. İç âlemde isyan başlıyor.

Kimileri bu iç isyanı bastıramayıp intihara sürükleniyor. Kimilerini akıl yeni cerbezelerle, eğlencelerle, sarhoşluklarla susturuyor. Aslında kandırıyor.

Oysa şu bir gerçektir ki: Kişi, “eğer Kadîr-i Zülcelâl’e dayanıp tevekkül etmezse ve itimat edip teslim olmazsa, vicdanı daim azap içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar; ya sarhoş veya canavar eder.”2

Neticede küfr-ü mutlak, kişiyi anarşik bir zemine oturtuyor.

AKIL İSTİBDADA NASIL GEÇER?  

Bir anarşi zemininde oturan akıl, gidişatında ısrar ediyor. İsyan geldikçe yeni cerbezeler üretiyor. Vicdanı tefessüh edene kadar bu böyle devam ediyor. Vicdanı tefessüh edince de artık aklın hezeyanlarını duymaz hale geliyor.

Çünkü akıl vahiyden uzaklaşınca kendini beğenme huyu zirve yapıyor.

Böyle münkir bir akıl, iç dünyada başını çıkaran herkesi cerbezesiyle susturuyor. Ona Rahmanî bir yol tavsiye etseniz, cerbezesiyle size on yol tavsiye ediyor.

Yani akıl ihtilal yapıyor ve diğer bütün iç dinamiklere sokağa çıkma yasağı uyguluyor.

Bu dehşetli bir istibdat halidir.

İç dünyada başlayan istibdat, bir fırsat bulunca içtimai hayata yansıyor. Bir yerde bir baş olsa, açık ya da gizli kendi istibdadını uyguluyor. Demokrasiyi ve hürriyeti savunsa da, bunu kendi lütfu sayıyor. İşine gelmediği yerde tevil ediyor. İstibdadı hürriyet diye yutturuyor.

Netice itibariyle Bediüzzaman’ın uyardığı noktaya geliyoruz: Anarşik bir zemin üreten ve bu zeminde boğulan akıl, küfr-ü mutlakın meyvesi olarak, istibdad-ı mutlaktan başka bir şey üretmiyor.3

Dipnotlar: 

1- Kehf Suresi: 46  2- Sözler, s. 51

3- Emirdağ Lahikası, s. 218

Okunma Sayısı: 2543
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı