"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân günümüz medeniyetinin daha ilerisini göstermiştir

Süleyman KÖSMENE
31 Ekim 2018, Çarşamba
Eyüp Şahin: “İnsanlar nasıl bu kadar gelişebiliyor? Bilim bu kadar nasıl ileride, tüp bebek tedavisi, klonlama vesaire… Allah sizce bu duruma izin verdiği için mi böyle olmaktadır? Diğer husus, Kur’ân ve İslâm günümüz dünyasında yeterli bir kaynak ve bütün sorulara cevap olur mu?”

ASIL ŞAŞILACAK ŞEY 

İnsanların bu kadar gelişmesinde ve bilimin bu kadar ilerleyişinde şaşılacak bir durum yoktur. Allah akıl ve merak vermiş, dünyayı üzerinde bilim yapılabilir kılmış, insana ihtiyaç midadı vermiş, kutsal kitaplarıyla medeniyetin önünü sürekli açmıştır. İnsana da artık açılan bu yolda yürümesi kalmıştır.

Asıl şaşılacak şey, insanın bu kadar imkânlarla, bu kadar adalet ve medeniyet anlayışıyla, bu asırda  nasıl bu kadar canavarlaşabiliyor, nasıl bu kadar menfaatperest olabiliyor, insan insanı nasıl yiyebiliyor, insan bu kadar nasıl zalimleşebiliyor meselesidir! Gözümüz önünde Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Arakan’da, Somali’de insanlığın nasıl kaybettiğidir. Âlem-i İslâm’ın siyasî, askerî ve iktisadî olarak nasıl bu kadar bitik ve silik oluşudur. Hemen her imtihanda sınıfta kalışıdır. Zalimlerin İslâm coğrafyasında ağızlarının suyunu akıtarak dolaşmasıdır ve Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmasıdır.

Dünyada, İslâm coğrafyasından başka, dünyanın üzerinde oyunlar sergilediği, atlarını tepiştirdiği, adamlarını birbirine kırdırdığı bir coğrafya var mıdır?

Kur’ân ve İslâmiyet elbette yeterli bir kaynaktır, bütün sorulara cevap olur ve ter ü taze bir yapıya ve emsalsiz bir zenginliğe sahiptir.

KUR’ÂN BİLİMİ TEŞVİK EDER

Gelelim insanlığın son yüzyılda geldiği gelişmelere, inkişaflara, medeniyet harikalarına…

Bütün bunlara ve daha ilerisine işaret Kur’ân’da vardır. Ve teşviki de Kur’ân vermiştir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle “Zaman ihtiyarlandıkça gençleşen”1 bir Kur’ân’ımız var. Kur’ân’ın hakkını yemeyelim. Batı dünyası bu gelişmeleri Müslümanlardan devşirmiştir. Müslümanların hakkını da ketmetmeyelim. Eski devir Müslümanları çalışmayı ve bilim yapmayı ibadet sayardı. Dünyayı bilim, adalet ve insanlık renkleriyle boyamışlardı. Şimdikiler gibi dünyanın çirkef renklerinde kaybolmuş değillerdi.

Yirminci Söz adlı Risalesinde Bediüzzaman, Kur’ân’ın Peygamber Mu’cizelerini anlatmak suretiyle şimdiki medeniyet harikalarından çok daha ilerisine işaret ettiğini ve kapıyı ardına kadar bilime açtığını kaydediyor.

Meselâ “Âdem’e bütün isimleri öğretti”2 âyetiyle Kur’ân insanoğluna bütün bilimleri öğrenme yolunun açık olduğunu ilân etmiştir.

Meselâ insanlık suda yüzmeyi bilmezken, Nuh Aleyhisselâm gemi yapıyor, suda yüzüyor ve insanlığa suda yüzmeyi öğretiyor. Kur’ân bundan bahsetmek suretiyle insanlığın nazarını suya çekiyor ve gemilerin yapımına işaret ediyor. Bu gün deniz ticareti ve deniz yolculuğu medeniyetin önemli bir yerini işgal ediyor.

KUR’ÂN’DA TEKNOLOJİK ÂYETLER   

Kur’ân İbrahim Aleyhisselâmın ateşe atılıp yanmadığından bahsetmek suretiyle ateşin yakmadığı maddelere dikkat çekmiştir. Beşer bu gün bu amyant maddesini bulmuştur ve başta itfaiye olmak suretiyle birçok sektöründe kullanmaktadır.

Kur’ân, Davud Aleyhisselâm’ın demiri hamur gibi mu’cize olarak elinde yoğurup kullandığını ondan malzemeler ürettiğini haber vermek suretiyle beşerin nazarını demire ve metal malzemelere çekmiş, teknolojinin kapısını açmıştır. Bu gün beşer için demir ve metal malzemeler teknolojinin eli ayağı hükmündedir.

Kur’ân, Süleyman Aleyhisselâm’ın havayı kullanarak mu’cizevî bir biçimde havada uçtuğundan bahsetmekle, insanlık için havada uçmanın mümkün olduğuna işaret etmiş olmaktadır.

Keza Kur’ân Süleyman Aleyhisselâm’ın bir aylık mesafede bulunan Belkıs’ın tahtını mu’cizevî bir şekilde bir anda yanına celp ettiğini haber vermekle, uzak mesafedeki sesi, görüntüyü ve hatta maddeyi yakına celp etmenin yolunu açmıştır. Bu günün radyosunun, televizyonunun, internetinin, tayyaresinin, füzesinin çok daha ötesine Kur’ân işaret etmiştir.

Keza Kur’ân İsa Aleyhisselâm’ın Allah’ın izniyle ölüleri dirilttiğinden bahsetmekle, tıp cihetinde beşer için yolun açık olduğunu, bu yönde bilimle ilerleyerek ölüme geçici bir hayat rengi verilebileceğini göstermiş, tüp bebek ve klonlamanın çok daha ilerisine işaret etmiştir. .

Örnekler arttırılabilir. Anlaşılan şudur ki, kusur Kur’ân’da ve İslâm’da değil; Müslümanlar olarak bizdedir. Bizim, Kur’ân’a ve dinimize tarziye vermemiz ve onları yeniden keşfetmemiz gerekiyor.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2004, s.1195. 2- Bakara Sûresi: 31.

Okunma Sayısı: 1195
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı