"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Malınızı az bir bedel ile satar mısınız?

Süleyman KÖSMENE
12 Haziran 2017, Pazartesi
İbrahim Bey: “Âyetlerimi az bir menfaat karşılığında satmayın” âyetini nasıl anlamalıyız? Az menfaati veya çok menfaati nasıl anlamalıyız?”

Kur’ân’a Baha Biçilemez!

“Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın” manasını işleyen birçok âyet vardır.1 Bu âyetler, Kur’ân’ın az veya çok hiçbir bedel ile ölçülemeyeceğini, Kur’ân’a dünyevî bir baha biçilemeyeceğini, Kur’ân’ın kıymetine hiçbir dünyevî değerin yetişemeyeceğini ifade ediyor.  

Bu Kur’ân’ın hakkıdır. Çünkü Kur’ân Allah’ın kelâmıdır. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, Kur’ân ism-i azamdan ve her ismin azamlık mertebesinden gelmiştir.2 Allah’ın zatı, kudreti ve sair sıfatları beşerden ne kadar yüksekse, Allah’ın kelâmı da beşer kelâmından o kadar yüksektir ve baha biçilmez derecededir. 

“Az bir bedel ile satmayın” emrinden “çok bedele satabilirsiniz” gibi bir mana anlaşılmaz. Kur’ân’a uyun, emrine itaat edin; ama Kur’ân’ı bir menfaat aracı yapmayın gibi bir nehiy anlamak gerekir. 

Dünyada beşer olarak Kur’ân’a ne kadar baha biçerseniz biçin, o baha Kur’ân’ın damen-i muallasından çok aşağıda olacaktır. Beşerin ona bedel biçmesine imkân yoktur. 

Bir Sinek Kanadı Kadar Bir Nurun Değeri

Kur’ân’a baha biçilemediği gibi, Kur’ân’a ait hiçbir değere de baha biçilemez. Keza Kur’ân’ın müjdelediği sevap, feyiz ve hasenatın, dünyevî bir ölçme aracı ile ölçülüp tartılması da mümkün değildir. Bir tek sevaba dünyevî hiçbir bedel karşılık gelemez. Feyiz satılıp alınmaz. Bir tek hasenenin değerine dünya ölçüleriyle güç yetmez. Kur’ân’ın ifadesiyle “bakıyatü’s-salihattan” olan bir amel için, yani baki değerler taşıyan bir amel için dünya ölçüleri ile bir bedel, bir karşılık takdir edilemez. 

Bir tek sevabın, bir tek feyzin, bir tek hasenenin uhrevî karşılığı ise ebedî Cennettir. 

“Dünyanın Allah katında bir sinek kanadı kadar değeri olsaydı, kâfirler ondan bir yudum su bile içemeyecektiler.” 3 Hadisini Bediüzzaman Hazretleri şöyle tefsir ediyor: “Âlem-i bekadan bir sinek kanadı kadar bir nur, madem ebedîdir, yeryüzünü dolduracak muvakkat bir nurdan daha çoktur.”4  

Yani herkesin kısacık ömrüne yerleşen hususî dünyası, beka âleminden bir sinek kanadı kadar “daimî bir feyz-i İlâhî ve bir ihsan-ı İlâhî” ile muvazene edilemez, ölçülemez.

Daha Fazla Veren Var

Medine’de bir kıtlık senesinde Hazret-i Osman (ra) Şam’dan yüz deve yükü buğday getirmişti. 

İnsanlar bir miktar buğday satın almak için Hazret-i Osman’ın kapısında toplandılar. 

Fakat Hazret-i Osman (ra):

“Size satılık buğdayım yok. Sizden daha çok veren var.” diyor, buğdayı satmaya yanaşmıyordu. 

İçlerinden daha yüksek fiyat teklif edenler oldu. Fakat Hazret-i Osman (ra) hiçbir fiyata razı olmuyor, her yüksek teklifi azımsıyor ve: 

“Hayır! Daha fazla veren var!” diyordu. 

İnsanlar Hazret-i Ebu Bekir’e (ra) durumu şikâyet ettiler, Hz. Osman’ın (ra) buğdayını satmayıp pazar kızıştırdığını söylediler. 

Hazret-i Ebu Bekir halife idi. Müslümanların şikâyetini dinledi ve Hz. Osman’a giderek:

 “Ya Osman! Bunlara buğday vermemişsin. Nedir mesele?” diye sordu. 

Hazret-i Osman (ra):

“Ya Emira’l-Mü’minîn! Bunlar benim malımı çok ucuza kapatmak istiyorlar. Oysa bire yedi yüz kâr veren varken, ben bunlara çok düşük fiyata neden vereyim?” dedi. 

Hazret-i Osman’ın (ra) daha sonra yüz deve yükü buğdayı Allah rızası için Medine’nin fakirine fukarasına bedelsiz olarak dağıttığını kaynaklar yazıyorlar.5  

Anlaşılıyor ki, dünya bedeli ne kadar küçük ve hakir, ahiret ücreti ne kadar yüksek ve onurludur!

GÜNÜN DUÂSI

Ey gerçek izzet ve cemal kendisine ait olan! Ey gerçek mülk ve celal kendisine ait olan! Ey gerçek kudret ve kemal kendisine ait olan Allah’ım! Bizi gerçek bedelden, gerçek mülkten, gerçek güzellikten ve gerçek kulluktan mahrum eyleme! Nazarımızı, maksudumuzu, hedefimizi, amelimizi bakıyattan eyle! Âmin.

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 43; Al-i İmran Sûresi, 199; Maide Sûresi, 44.  2- Bediüzzaman, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2004, s. 221. 3- Buharî, Tefsir: 18; Müslim, Münafikun: 18; İbni Mâce, Züht: 3; Tirmizî, Züht: 13. 4- Bediüzzaman, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2004, s. 554. 5- Tirmizî, Menâkıb: 19; Hayâtü’s-Sahâbe, 2: 97.

Okunma Sayısı: 1157
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı