"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mi’rac bedenle mi, ruhla mı?

Süleyman KÖSMENE
13 Temmuz 2018, Cuma
Trabzon’dan Yılmaz Erdoğan ve Giresun’dan Sündüs Akar: “Allah her mekânda hazır iken mi’racta mekân hükmünü kaldırdı mı? Bir televizyon programında şöyle sordular: Mi’raca beden ile çıkılmışsa yön ve cihet yok mudur? Oysa Allah mekândan münezzeh değil mi?”

Maksadı Aşan Söylemler

Bazen akıl sınırlarını aşmaya zorluyoruz. Akılda donanım olmadan melekût boyutu olan bir meseleyi kavramaya çalışıyoruz. Ortaya maksadı aşan söylemler çıkıyor.

Oysa meseleyi hiç dallandırıp budaklandırmaya gerek yoktur. Peygamber Efendimiz (asm) mi’racı esnasında Sidre-i Münteha’ya kadar kâinat içerisinde seyahat etmiştir. Sema dairelerinden ve katlarından ibaret olan bu alanda Cenâb-ı Hakk’ın Esmâ-i Hüsnâ’sının tecellîlerini gözüyle, kulağıyla, bütün duygu ve lâtifeleriyle müşahede etmiştir.

Bu alanda yön ve mekân vardır. Çünkü Sidre-i Münteha’ya kadar olan bu alan zaten mekândan ibarettir. Ancak Sidre-i Münteha’dan sonra, yani kâinatın ötesinde, yani Vücup âleminde, yani Refref ile kurb-u İlâhî’ye müşerref olduğu anda, yani Allah’ın huzuruna yükseldiği Sidre ötesinde belirli bir mekânda ve yönde bulunduğunu söyleyemeyiz. Allah’ın mukaddes zatına ait Vücup âlemi ile ifade edilen Sidre ötesi, beşerî sözlerle ve kavramlarla ifade edilmekten münezzehtir.

Ehl-i Sünnete Göre Durum Nedir?

Ehl-i Sünnet itikadına gör Peygamber Efendimiz (asm) mi’raca uyanıkken, mübarek bedeni ve ruhuyla birlikte çıkmıştır. Biz başka itikatlara karışmıyoruz.

Peygamber Efendimiz (asm) mi’raca rüyada değil, uykuda değil, ruh ile değil; uyanıkken, bedeni ile ve ruhu ile birlikte çıkmıştır. Ehl-i Sünnet bu itikada bir çok delil de göstermiştir:

Meselâ, Mi’raçta Âmenerrasulü ile başlayan iki âyet nazil olmuştur. Namaz emredilmiştir. Âyetler ve emirler rüyada ve uykuda gelmez. Keza Peygamber Efendimiz’in (asm) mi’racı O’nun (asm) kulluğudur. Kulluk rüyada ve uykuda olmadığı gibi, ruh ile de olmaz. Kulluk ruh ve beden ile birlikte ve uyanıkken yapılır.

Keza mi’rac uykuda, rüyada veya ruh ile olsaydı müşrikler endişelenmezlerdi. Oysa müşrikler neredeyse çıldırmışlar, şaşırmışlar, inkâra sapmışlar ve delil istemişlerdir. Peygamber Efedimiz de (asm) bir anda Kudüs gözleri önüne gelmek suretiyle istedikleri delili ibraz etmiştir. Ve mi’racını bizzat kendisi anlatmıştır.

Küreleri Sapan Taşı Gibi Kim Çeviriyor?

Bediüzzaman bu konudaki Ehl-i Sünnet itikadını şöyle savunuyor: 

Mealen yazıyorum: Madem Cenâb-ı Allah, mülk ve melekûtundaki acip âyetlerini ve şu âlemin tezgâh ve menbalarını temaşa ettirmek ve insanoğlunun amellerinin uhrevî neticelerini göstermek istemiştir. Elbette Peygamberimiz (asm) gözlerini, kulaklarını ve ruhunun âlet ve cihazlarının makinesi hükmünde olan cism-i mübareğini de beraber alması mi’racın hikmeti gereğidir.1 Fence sabittir ki, yerküre gibi ağır bir cisim aynı anda kendi ekseni etrafında saatte 1670 km, güneşin ekseni etrafında saatte 108.000 km hızla uçuyor. Güneş sistemi gibi devasa ağırlıkta bir sistem, samanyolunun merkezi etrafında saatte 720.000 km hızla dönüyor.

Samanyolu gibi ağırlığı akılları durduran bir galaksi 200 milyar yıldızla birlikte, uzayda saatte 950.000 km hızla yol alıyor.

Bediüzzaman soruyor: “Acaba, şu muntazam harekâtı ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi (küreleri) döndüren bir Kadîr-i Zülcelâl, bir insanı Arşa getiremez mi? Şemsin cazibesi denilen bir kanun-u Rabbanî ile Mevlevî gibi etrafında pek ağır olan cism-i arzı gezdiren bir hikmet, cazibe-i rahmet-i Rahman ile ve incizab-ı muhabbet-i şems-i Ezel ile, bir cism-i insanı, berk gibi, Arş-ı Rahman’a çıkaramaz mı?”2

Bediüzzaman şöyle diyor: “Cennette hikmet-i İlâhiye cismi ruha arkadaş ediyor; çünkü pek çok vezaif-i ubudiyete ve hadsiz lezaiz ve âlâma medar olan cesettir; elbette o cesed-i mübarek, ruha arkadaş olacaktır. Madem Cennete cisim ruh ile beraber gider; elbette Cennetü’l-Me’vâ gövdesi olan Sidretü’l-Münteha’ya uruç eden zat-ı Ahmediye (asm) ile cesed-i mübareğini refakat ettirmesi ayn-ı hikmettir.”3

TEBRİK - Değerli kardeşimiz Abdulbasir Şeker ile değerli hanımı Nur Ayşe Hanımın adını Hüseyin Hulusi verdikleri bir erkek çocukları dünyaya gelmiştir. Nur bebeğe hoş geldin derken, Allah’ın uzun, bereketli, sağlıklı ve hizmetle dolu verimli bir ömür vermesini diler, anneli babalı büyütmesini Rabbimden niyaz eder; genç kardeşlerimizi ve kendisine kardeş gelen Seha Nur’u yavrumuzu tebrik ediyorum.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 929. 2- Sözler, s. 929. 3 -Sözler, s. 930.

 

Okunma Sayısı: 3585
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı