"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mi’rac hadisi Yahudi uydurması mıdır?

Süleyman KÖSMENE
09 Kasım 2017, Perşembe
İzmir’den Yasin Göktay: “İnternette Mi’rac hadisini inkâr eden hocalar var. Hatta Yahudi uydurması diyen bile var. Bu nedir? Buna ne cevap verilebilir?”

İLAHİYATÇILARA YAKIŞMIYOR

İnternette Mi’racı tartışan inkârcı bir üslûba sahip İlahiyatçıları ben de izledim. İlahiyat gibi akademik bir kurumun ürünü olmaları açısından tam bir facia! Yazık ki, yazık! Bir kısmı Prof titrli, bir kısmı titrsiz bu hocalar öyle bir tahribatın içindeler ki, ne yaptıklarının farkında değiller. Yıkıcı fikirleriyle ulemai’s-su’ makamına oturmuşlar. Ama ben onlara ulemai’s-su’ demeyeceğim. Niyetlerinin yıkmak olmadığı, kavramaktan aciz oldukları meseleler bulunduğu, ama kibrin kendilerini uçurduğu kanaatindeyim. Akıllı meczup hükmünde, bir cerbeze dolmuşuna binmişler, “ayvallah” diye diye gidiyorlar.  

Sormak lâzım: Bu gidiş nereye? 

Hocaları anlamak istiyorum. Kendimi zorluyorum: Ama bir helva çıkmıyor. Bu gün Müslümanlar bunca belânın içindeyken, hak, hukuk, adalet, barış, dürüstlük, merhamet, kardeşlik gibi en has Kur’ânî değerler gâvurlar tarafından değil, Müslümanlar tarafından çiğnenirken, İlahiyat eğitimi yapmış hocaların mümkün mertebe Müslümanların derdine deva olacak kelâm üretmeleri kendilerinden beklenirken, kalkmış Peygamberimizin (asm) hadislerini ve Mi’racını tartışıyorlar. 

EYVALLAH

Eyvallah; tartışsınlar... Uluorta hadislerin sıhhatini eleştiriyorlar. Eyvallah; eleştirsinler. Ama maalesef akademik olmaktan uzak, sığ, çiğ, saldırgan, hırçın, kendileri gibi düşünmeyenleri dışlayıcı, küçümseyici, bin dört yüz yıllık İslâm müktesebatını “gelenekçi” yaftasıyla silip atan, kibirli bir üslûp! Bir ümmete küfretmedikleri kalmış!

Gelenekçi dedikleri ümmet, hadislere ve Mi’raca sahip çıkıyor ya… Bu durum, hocaları çıldırtıyor. Kur’ân varken, yanına bir de hadis koymak da neymiş efendim? Ümmet bin dört yüz yıldır sapıtmış! Bir tek bunlar doğru! 

İlahiyatçılara yakışmıyor.

Öncelikle tartışma adabı yok! Bir konuyu sorgulayacaksanız, konunun lehte aleyhte insafla savunucu uzmanları olur; değil mi? Tartışma sahanızda bir siz varsınız, bir de sizin savunduklarınızı savunanlar… Nerede karşıt görüşlü zevat? 

Rivayetlerin sıhhatleri konusunu ele alıyorsunuz. Peki, ama sizin alanınız hadis usûlü değil! Ne yapacağız şimdi? Sizin bütün çırpınmalarınız cerbeze hesabına geçti! Boşa gitti! 

Hadisleri öldürdünüz. Buhari ve Müslim gibi sizden çok daha şüpheci, ama ciddî ve ilim adamı olan zevatın cerh ve tadilinden geçmiş ravilerin hukukunu çiğnediniz. Uydurmalara karşı olabildiğince tedbir almakta ve rivayetleri sıhhat derecesine göre tasnif etmekte insanlık tarihinin en duyarlı toplumunu oluşturan İslâm ümmetinin hukukunu çiğnediniz, basiretini yok saydınız, titizliğini ketmettiniz.      

Üslûbunuz akademik değil, kavgacı, itici, yıkıcı ve soğuk. Sizi nereye koyacağız?

İLİM ADAMI KİMLİĞİNİ UNUTMUŞSUNUZ

Ümmeti kucaklamıyorsunuz, öteliyorsunuz ve ayrıştırıyorsunuz. Selef âlimlerini küçümsüyorsunuz. İlk dönem-son dönem, muhaddislerin haklarını ketmediyorsunuz. Hukuklarını tarumar ediyorsunuz. Hadis Usûlü müktesebatını yerle bir ediyorsunuz! 

İfrat derecede şüpheciliğiniz var. İlim adamında şüphe olmalı; eyvallah! Şüphe merakı kamçılar; merakla yeni bilgiler keşfedilir ve ortaya yeni ürünler çıkar. Ümmet bundan istifade eder. Size de duâ eder.

Ama sizinkisi bir ucube olmuş! Sizinkisi şüphe-perestlik! Üstelik şüpheciliği kendi alanınızda kullanmamışsınız! Kendi alanınızın çivisi mi çıktı? Dolayısıyla ortaya yeni ürün değil; yeni fitne alanları çıkmış! A alanında uzmanlık yapmışsınız; Balanında ahkâm kesiyorsunuz! Haddinizi aşmışsınız! Bu ne çorba, bu ne lahana turşusu? 

İddialarınız delilsiz! Farklı yorumlara alıcılarınızı kapatmışsınız! Mi’rac hadisinin Yahudi uydurması olduğu gibi, hacminizi aşan mesnetsiz bir iddiayı sallayıp durmuşsunuz! Delil ibraz etmiyorsunuz! Bol bol demagoji; aferin size! Millete fitne tohumu atmak demek size kaldı! Böyük görev!

Buhari’de ve Müslim’de yer alan Mi’rac hadisinin sıhhatini merak ediyorsanız, hadis usûlü okuyun da gelin! Ama yarım okumayın! Yarım hoca dinden eder; duymadınız mı? Okumak istemiyorsanız, bir uzmana sorma nezaketinde bulunun! Sormak istemiyorsanız, kendi alanınızın dışına çıkmayın! Çıkmak istiyorsanız, edepli, insaflı ve saygılı olun! Kibrinizin, heykelinizi yutmasına izin vermeyin. Sokak adamı değilsiniz. İlim adamı kimliğinizi unutmayın!

***

Okumak için tıklayınız:

Mirac Gecesi'nin anlamı ve önemi nedir ve Mirac hadisesi nasıl gerçekleşmiştir?

 

Okunma Sayısı: 2985
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    10.11.2017 07:39:19

    'Yarım hoca dinden,yarım hukukçu hürriyetten,yarım dr.ise candan eder.,Ülkemizde dine hücum edenler evvela inkarcı güruh iken şimdi ise,müslüman olduğunu söyleyenlerce dinimize,islam alimine,müsümanın doğru hareket ve davranışlarına saldırıyorlar.DİYANET ise maşaallah iktidar ve güç odağının arzu ve isteklerine göre camilerde vaz-u nasihatleri yaptırıyor.Müslüman insanımızın sosyal hayatında yaşadığı problemlere,müslümanların arasındaki yapılan yanlış hareketlere ikaz ve bilgilendirme layıkıyla yapılmıyor.SİYASETin vesayetinde olduğu için oluyor herhalde.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı