"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mülkün Sahibini tanımalıyız

Süleyman KÖSMENE
18 Temmuz 2018, Çarşamba
Ahmet Bey: “Malik-Mülk ilişkisini ayrı ayrı izah eder misiniz?”

Allah Mülkün Malik’idir 

Mevcudat umumen mülktür. Malik ise mevcudatın sahibi ve hâkimi olan Cenâb-ı Allah’tır.

Kâinat mülkünün Sahibi ve Malik’i olan Allah, kâinat üzerinde gerçek tasarruf sahibidir. İnsanlara emir ve nehy gönderen O’dur. Her şeyin Sahibi ve Rabb’i, her şeye “Ol” emriyle hükmeden, kâinâtın hükümranlığı kendisinde bulunan, dünyada insanlara mülk veren, âhirette ise tek hüküm ve emir Sahibi olan Cenâb-ı Hak’tır. Her şeyin mülkiyeti Allah’a aittir. 

Mâlik ismi Kur’ân’da geçen esmadandır. Bir âyette: “O Rahmân ve Rahîm’dir. Cezâ gününün Mâlik’idir.”1 buyurulmakta, bir diğer âyette de; “De ki: Allahım! Mülkün Mâlik’isin, Dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden de çekip alırsın.”2 buyurulmaktadır.

Şu kâinât Mâlik’inin sonsuz bir rahmetle Rubûbiyet ettiğini kaydeden3 Bediüzzaman, Mâlik’ül-Mülk-ü Zülcelâl’in geniş bir merhamet eseri olan bu fânî memleketinin, ebedî âlemde ebedî mülklere, dâimî meskenlere, temelli kalıcı sakinlere, bâkî makamlara ve mukîm mahlûklara işâret ettiğini, bu işâretin şu âlemde görünen merhamet, hikmet, inâyet ve adâlet hakîkatlarından anlaşılacağını 4 beyan eder. 

Said Nursî, Mâlik-i Zülcelâl’in memleketi içinde isyan ve küfrün ne kadar acı ve vahim olduğunu; zîra kâinâtta çok büyük ve azametli varlıklara ve dev kürelere sözü ve emri geçen Kudret-i Ezeliyeye, insanların ve cinlerin isyanlarının ve küfürlerinin hiçbir etki etmeyeceğini; gurur ve temerrüdün ise, en büyük kötülüğü kendi sahibine getireceğini belirtir.5

Rahmeti Tanıyan, Keder Çekmez

Bediüzzaman’a göre, fânî dünyanın insanı müteessir etmesinin sebebi, insanın, mülkün Mâlik’inden gaflet etmesidir. Mülk; Kadîr olan, Rahîm olan, Mâlik olan Allah’ındır. Mâlik-i Hakîkî’den gaflet edilmemelidir.6 İnsan Allah’ın hem mülküdür, hem de mülkü üzerinde Allah’ın emriyle tasarruf eden memlûküdür. İnsan kendini kendine mâlik saymamalıdır. Çünkü insan kendini idâre etmekten âcizdir. O yük ağırdır. Mülkü Sahibine teslim edip Allah’ın kudretine istinad eden ve rahmeti ittiham etmeyen insan keder çekmez, keyfine bakar, zahmeti atar, safâyı bulur.7 

Çünkü ferşten arşa, serâdan Süreyyâ’ya, zerrelerden yıldızlara, ezelden ebede kadar her bir mevcut, semâvât ve arz, dünyâ ve âhiret, her şey Allah’ın mülküdür. Mâlikiyet mertebesi Tevhid-i azam sûretinde O’nundur.8 Mâlikimiz Allah’tır. Çünkü biz memlûküz. Bizim üzerimizde tasarruf eden bizden başkasıdır.9 Cenâb-ı Hak, Mâlik unvanıyla bütün kâinâtın Rabb’idir.10 

İnsanın her bahar ve yazda gayptan, hiçten, umulmadık yerden ve kuru topraktan lezîz rızıklarını ihsân eden Mâlik-i Kerîm’in iâşe defterine kayıtlı bulunduğunu beyan eden Bediüzzaman, böylesi bir kulluğa şuuru olan insanın elîm acısının lezzetli bir iştihaya, acizliğinin ve fakirliğinin hoş bir lezzete döneceğini kaydeder.11

Said Nursî’ye göre, ayrılıp gidişi tazelenmekten ve yenilenmekten ibâret olan mülkün fani oluşundan teessüf etmemelidir. Çünkü Mâlik-i Bâkî Allah’tır,12 Mâlik-i Rahîm’i tanımayanlar, ahmak Sofestâîler gibi bu yeryüzü mülkünü mahsulâtıyla berâber inkâr etmeye mecburdurlar. Çünkü Mâlik olmazsa, mülkün de olmayacağı aklın zarûrî netîcesidir.13   

“Mahkeme-i Kübrâ gününün Mâlik’i”14 âyetini tefsir eden Bediüzzaman, bu kâinât Sâniinin sermedî rubûbiyetinin, rahmetinin, hikmetinin, ezelî ve ebedî cemâlinin, izzet ve celâlinin, yüksek ve nezih kemâlinin, nihâyetsiz sıfatlarının ve sonsuz isimlerinin âhireti kat’î bir surette gerektirdiğini beyan eder.15

GÜNÜN DUÂSI

Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın. Bu fani mülkün bizi aldatmasına izin verme! Bu fani mülkte bizi şâkir kıl, sabir kıl, mütevekkil kıl! Bizi ebedî saadet mülküne ulaştır! 

Bizi Cennet mülküne ulaştır! Âmin.

Dipnotlar:

1- Fâtihâ Sûresi, 1/3,4. 2- Âl-i İmrân Sûresi, 3/26. 3- Sözler, s. 70. 4- Sözler, s. 81. 5- Sözler, s. 166. 6- Lem’alar, s. 249. 7- Mektûbât, s. 219. 8- Mektûbât, s. 226. 9- Mektûbât, s. 234. 10- Mektûbât, s. 399. 11- Şuâlar, s. 62. 12- Şuâlar, s. 82. 13- Şuâlar, s. 519. 14- Fâtiha Sûresi, 1/4. 15- Şuâlar, s. 529.

 

Okunma Sayısı: 6038
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı