"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz?

Süleyman KÖSMENE
01 Aralık 2016, Perşembe 12:00
Salih Bey: “İnsan nereden geliyor, nereye gidiyor?”

İNSAN BİR YOLCUDUR

Kur’ân, insanın varlığını bezm-i elestle başlatıyor.1 Yani insan, Rabbine şehadet ederek ve O’nu Rab kabul ederek varlık sahasına giriyor. 

Namazında ise başlangıçtaki ahd ve şehadeti, kıyametteki hesap ve şehadet ile birleştiriyor.   

“İnsan bir yolcudur.”2 diyen Bediüzzaman, yolculuk güzergâhını şöyle çiziyor: “o nefy ve yolculuk ise, âlem-i ervâhtan, rahm-ı mâderden, sabâvetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, Sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihandır.”3  

Bu güzergâhları sıralayacak olursak:

1- Âlem-i ervah: Bezm-i elestten ana rahmine düşünceye kadar geçen evremiz. Teklif yok, sorumluluk yoktur.

2- Rahm-i mader: Ana rahminde bulunduğumuz anlar. Teklif yok, sorumluluk yoktur. 

3- Sabavet: Dünyaya geldikten itibaren âkıl ve baliğ yaşı da denilen teklif çağına kadar geçen ve kendi içinde bebeklik ve çocukluk gibi iç evreleri bulunan dönemimiz. Teklif yok, sorumluluk yoktur. Fakat teklife ve sorumluluğa hazırlıklar vardır. Bu dönem sıfır ile yaklaşık on beş yaş arası dönemdir. Eğitim almak, edep ve terbiye öğrenmek ile teklif çağına hazırlık bu dönemde yoğunlaşıyor. 

GENÇLİK VE İHTİYARLIK DÖNEMLERİ

4- Gençlik 4: On beş yaştan itibaren yaklaşık yetmiş yaşına kadar devam eden, aslında kendi içinde de erken gençlik, gençlik ve yetişkinlik gibi iç evreleri bulunan uzunca bir dönemdir. Yaklaşık on beş ile kırk yaşları arasını erken gençlik ve gençlik; kırk ile yetmiş yaş arasını ise yetişkinlik evrelerine ayırmak mümkündür. Her üç evrede de giderek artan bir yoğunlukta teklif ve sorumluluk yükü vardır. İnsan imtihandadır. Bazen dünyayı sırtında taşır, bazen dünyanın yükü altında ezilir; ama yapıp ettiklerinin bütün mesuliyeti kendisinindir. Günahı da, sevabı da kendisi yüklenir. Her adımından sorumludur. Faydalandığı her nimet hesaba dönüktür.  

Bu dönem zor bir dönemdir. Provası yoktur. Bir defa yaşanır. Ahiret için ne lâzımsa bu dönemde devşirilir. Bu sebeple şeytan insanı bütün duygularıyla bu dönemde avlamaya çalışır. İnsan bu dönemde şeytana yaptığı reddiyelerle, başka hiçbir zaman kazanamayacağı yüksek dereceler kazanır.

 5- İhtiyarlık: Çilesi zordur, eziyetlidir; ama sabredilirse nurludur. Başta akıl oldukça teklif ve sorumluluk devam eder. İmanlı ihtiyarlığın farkı bu dönemde yaşanır. İnsan bu dönemde kendisini ahirete daha çok mal eder ve ahirete daha çok hazırlanır. Gençliği iffet, edep ve ibadetle geçmişse, aynı sevabı –eziyetleri ve sıkıntıları sebebiyle yapamasa dahi- bu dönemde de almaya devam eder. Gençliği gafletle geçenlerin, bu dönemde yaptığı tövbe ve istiğfar kendisini rahmete ve mağfirete daha çok yaklaştırır. 

KABİR, MAHŞER, SIRAT VE ÖTESİ

6- Ölüm, kabir ve berzah: Bedenle ruhun ayrıldığı noktadır. Teklif ve sorumluluk bitmiştir.  

Günah defterini kapatan, sevap defteri açık salih ruh, bedenin ağırlığını kabirde bırakıp uçmaya başlar. Salih ruh bezm-i elestteki sözüne sadık bir dünyada yaşayışının huzurunu burada görmeye başlar. Salih ruh müntehayı ve Cennetin kokusunu burada hisseder. 

7- Haşir: Ruh ve beden yeniden birleşmiş, diriliş gerçekleşmiş ve insan Allah’ın huzurunda kıyama geçmiştir. Burası mead ve müntehadır; dönülüp gelinen son noktadır. Çetin hesap yeridir. Bezm-i elestte verdiği söze sonradan gösterdiği sadâkat, burada serinlik, kolaylık, af ve mağfiret olarak kendisine döner. Pişmanlıkla, “Meğer peygamberler doğru söylemişler!” sözü burada söylenir. Rahmete, mağfirete ve şefaate susamışlık had safhadadır. Adalet tecelli eder. 

8- Sırat ve ebed: Salih insanın kurtulduğu, felâha ve saadete erdiği ve yüzünün ilk defa kaygısızca güldüğü diyarlardır. Salih insan için gam ve keder artık kalmamıştır.   

GÜNÜN DUÂSI

Ey mevcudata hükmeden! Ey mahlûkata merhamet eden! Ey kullarına rahmet eden Allah’ım!

Bezm-i elestteki vadimiz üzere ayağımızı sabit kıl! Ahlâkımızı âli kıl! Amelimizi müstakim kıl! Kusurlarımızı bağışla! Amin.

Dipnotlar: 1- Araf Sûresi: 172. 2- Mesnevî-i Nuriye: 189.3- Sözler: 35.  4- Mesnevî-i Nuriye: 189.

Risale-i Nur'dan:

NECİSİN, NEREDEN GELİYORSUN VE NEREYE GİDİYORSUN?

Bütün insanların en ziyade alakadar olduğu "Necisin? Nereden geliyorsun? Ve Nereye gidiyorsun?" suallerine en güzel cevapların verildiği Kur'an-ı Hakim'in hakikatli ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatı'nı okumak için tıklayınız;

http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/

Risale-i Nur'dan bir bölüm;

“…  Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Bu dünyada işiniz nedir? Reisiniz kimdir?"

"Bu suale, benî-âdem namına, emsali olan büyük peygamberler gibi, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, nev'-i beşere vekaleten karşısına çıkarak şöyle cevapta bulundu:"

'Ey hikmet! Bu gördüğün insanlar, Sultan-ı Ezelî'nin kudretiyle yokluk karanlıklarından ziyadar varlık âlemine çıkarılan mahluklardır. Sultan-ı Ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrayı bize vermiştir. Biz haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz. Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle, re's-ül malımız olan istidadlarımızı nemalandırmaktır.' ”

(İşârâtü’l-İ’caz, Fatiha Suresi Tefsiri)

İlgili bölümün devamını okumak için tıklayınız;

http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/isaratulicaz/#28

Etiketler: risale-i nur
Okunma Sayısı: 1996
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı