"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Said Nursî’nin müsbet hareket kaynakları

Süleyman KÖSMENE
12 Ocak 2018, Cuma
Abdullah Bey: “Müsbet hareket nedir? Müsbet hareket çizgisi nereye dayanıyor?”

KUR’ÂN MÜSBET HAREKET EMREDER 

Müsbet hareket, fitnenin ayyuka çıktığı ve fesadın çok can yaktığı dönemlerde pozitif davranmak, asayişi muhafaza etmek, menfi tepki ve davranışlardan kesinlikle kaçınmak, şiddete şiddetle karşılık vermekten sakınmaktır. Bu bir Kur’ân prensibidir ve ilk örneğini Asr-ı Saadette vermiştir. Bediüzzaman Hazretleri bu prensibi Kur’ân’dan ve Asr-ı Saadetten ders almış, iman ve Kur’ân hizmetinde bir hizmet modeli yapmıştır.

Bediüzzaman’ın “müsbet hareket” çizgisini ilham aldığı örnek iki âyet:

1- (İdfe’ bi’lletî hiye ahsen) “Kötülüğü iyiliğin en güzeliyle sav.”1

2- (Ve izâ merrû bi’l-lağvi merrû kirâma) “Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman keremle ve iyilikle geçip giderler.”2

Bediüzzaman’a “müsbet hareket” çizgisini ders veren bir Peygamber (asm) emri de şöyledir: “Sakın kararsız olup da: “Ben de herkes gibiyim. Eğer insanlar iyilik yaparsa ben de iyilik yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım” demeyin. Aksine, nefsinizi kararlı tutun, halk iyilik yaptı mı siz de iyilik yapın, halk kötülük yaparsa siz kötülükten sakının.”3

BİZİM VAZİFEMİZ MÜSBET HAREKETTİR

Müsbet hareket, asrımızın sosyal, siyasî ve dinî çalkantılarına, fitnelerine ve zındıka komitelerinin dayanılmaz plân ve saldırılarına karşı Bediüzzaman’ın Kur’ân’dan ve sünnetten aldığı, uyguladığı ve âlem-i İslâm’a tavsiye ettiği bir pozitif duruşu ifade eder.

Nur Talebeleri bu pozitif duruşu Bediüzzaman döneminde gösterdikleri gibi, Bediüzzaman’dan sonra da bütün zor ve acı günlerde müsbet hareketten sapmamışlar ve davranışlarıyla müsbet hareketin sembolü olmuşlardır. Öyle ki seksen yıldır nice fırtınalar, fitneler, dinî musîbetler, sosyal facialar, baskılar, darbeler gören ve her fırtınada kendilerini mahkemelerde ve hapishanelerde bulan Nur Talebeleri, tek bir kişinin bile burnunu kanatacak bir hadiseye meydan vermemişlerdir. Bu duruş pasiflik değildir, korkaklık değildir, vurdumduymazlık değildir, kaygısızlık değildir, gayretsizlik değildir!

Bu duruş, müsbet hareket duruşudur!

Bediüzzaman bu duruşu şöyle özetliyor:

“Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfi hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet İman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.”4

ASR-I SAADETTE MÜSBET HAREKET

Müsbet hareket bir Kur’ân prensibi olunca, elbette ilk örneklerini Asr-ı Saadette, bizzat Peygamber Efendimiz’de (asm) bulacaktır.

Meselâ Peygamberimiz’in (asm) Taif dönüşü… Taif’in serseri gençlerince taşlanmış ve mübarek vücudu kanlar içinde kalmıştır. Allah’ın gayretine dokunmuş bir tablodur. Derhal inen ve eğer isterse Taif’lileri helâk edeceklerini haber veren meleklere, Peygamber Efendimiz (asm): “Hayır! Ben helâk edici değilim. Ben rahmet Peygamberiyim. Onlar anlamadılar. Ola ki onların sulbünden gelenler anlar.” buyurmuşlar ve Taif’lilerin hidayetleri için duâ etmişlerdi.

Denebilir ki, efendim Mekke döneminde devlet yoktu, güç yoktu, kılıç yoktu, cihad emredilmemişti!

Devlet ve güç yok idiyse, mu’cize vardı. Peygamber Efendimiz (asm) dilediği kimseyi helâk edecek bir ehliyete sahipti! Bununla beraber gerek Mekke dönemi, gerek Medine dönemi müsbet hareketin önemli bir modeli olmuştur: Toplam yirmi üç senelik bu dönemin özellikle Mekke kısmında Peygamber Efendimiz (asm) yüzlerce dayanılmaz işkencelere, zulümlere, hakaretlere maruz bırakılıyor. Ama sabırdan, hilmden, teenniden, yumuşak huydan, kırıcı olmayan tatlı sözden, kucaklayıcı ve şefkatli bir yaklaşımdan hiç ayrılmıyor.

GÜNÜN DUÂSI

Ey bütün mahlûkatı terbiye eden! Ey kelâmıyla ve fiilleriyle hak olduğunu ibraz eden! Ey bir olan ve birliğini esmasının sayısız tecellileriyle gösteren Allah’ım! Kandan, kinden, ateşten, adavetten, menfi hareketlerden Sana sığınırız! Ehadiyetinin, Vahidiyetinin, Hakkaniyetinin, Rububiyetinin ve Rahmetinin hakkı için ülkemizi ve İslâm ülkelerini zalimlerin ent- rikalarıyla terbiye etme! Âmin...

Dipnotlar: 1- Fussilet Sûresi: 34.  2 - Furkan Sûresi: 72.  3 -Tirmizî, Birr 63, (2008).].  4 -Emirdağ Lâhikası: 455.

Okunma Sayısı: 1690
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı