"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Feminist kadınlardan itiraflar - 2

Yasemin GÜLEÇYÜZ
25 Temmuz 2018, Çarşamba 00:14
Kadınları fıtrî vazifeleri olan anne ve eş olma kimliğine dâvet eden Batılı kadınların sayısının gittikçe arttığı bir çok yazımızda yazmış, yer vermiştik. Devam edelim:

SUNUCU: EVA HERMAN

‘’Havva’nın İlkeleri ve Nuh’un Gemisi İlkeleri’’ isimli kitaplarıyla feministleri kızdıran Herman çocuk yuvalarının gereksiz kurumlar olduğunu düşündüğünü söylüyor. Yeni yuvalar açmanın Alman kadınlarını daha fazla çocuk sahibi olmaya teşvik edeceği görüşünü ise en az doğumun en fazla yuvaya sahip şehirler olduğunu istatistik bilgiler vererek reddediyor.

Çocuk sahibi olmak istemeyen erkekleri eleştiren ve anne olduğunda gerçek mutluluğu yakaladığını söyleyen Herman ‘’Hayatımda önceliklerimi yanlış koyduğumu bebek sahibi olduğumda anladım. Başarılarım hoşuma gidiyordu, ama bir eksik vardı. Asıl mutluluğu çocuk sahibi olacağımı öğrendiğimde yakaladım. Bir anne öğretmendir doktordur teselli edicidir nasihatçidir danışmandır ve menajerdir. Bütün bunları bilen işletmeler kadınları kullandılar. Kadınlar devletin boşalan kasası için çalıştırılıyor. Oysa ki toplumun korunması çok mühimdir. Kadın özgürlüğünü savunanlar buna engel oluyor’’ diyor. Teklifi ise her ev kadını anneye aylık ücret ödenmesi. (www. tımeturk.com.)

YAZAR: INA FRİTSCH

Alman feminist yazar Ina Fritsch “Anne-Baba Boşanıyor” adlı kitabında şöyle diyor: “Kocamla üniversite sıralarında ta­nışıp evlenmiştik. Politik görüşlerimiz, hayat felsefemiz aynıydı. Kocam, koyu bir kadın hakları savunucusuydu. Ev işlerini ortaklaşa yapacak, geleceğe ait kararları birlikte alacaktık. Planlarımızın içinde bir çocuk sahibi olmak da vardı. Bir kızımız olmuştu. Onu hemşirenin kollarında avaz avaz ağlar görünce içimde bir şeyler uyandı. Benden bir parça olan bu yavruyu koruma hisleri bütün benliğimi sardı. Fakat kendimi çabuk toparladım. Hissi değil, mantıklı olmalıydım, imtihanlarım, meslekî çalışmalarım ve kadın eşitliği konusundaki gayretlerim yıkılıp gitmemeliydi. Aslında gerçek buhran çocuğumuzun doğumu ile başlamış ve dört yıl boyunca devam etmişti. Evimizde anne-baba rolleri belli değildi. Çocuk bağlayıcı unsur olmaktan uzaktı. Kızım yedi yaşına geldiği halde, her sabah yatağını ıslatmış olarak uyanıyordu. Yemek yeme, uyku ve oyun alışkanlığı kazanamamıştı. Hırçın, inatçı, söz dinlemeyen bir çocuktu. Teorik, modern pedagoji bilgim, hiçbir ise yaramıyordu. Evet, bir yanlışlık yapmıştım. Hayır, hayır. Bir değil, birçok yanlışlıklar yapmıştım. Kadın eşitliği konusunda inatçı fikirlerim yıkılmaya başlamıştı. Kadın haklarını savunayım derken, kendi hayatımı bir kördüğüm haline getirmiştim. Kendisini ailesine, çocuklarına ve kocasına adayan fedakâr ev hanımına hayranlık duymaya başladım. Dinî terbiyeyi çağdışı kabul eden felsefenin taraftarıydım. Din ile modern psikolojiyi birleştiren yeni görüşleri saçma buluyordum. Ama artık buna inanmaya başladım. Çocuğum, erken yaşlarda dinî konularda sorular sormaya başlamıştı. Şimdi, inançsızlık sebebiyle kaybettiğim yıllarımı tekrar kazanmak için çok okuyor, dinî konuları, tarihî ve ahlâkî felsefeleri inceliyorum. Kızım da, ben de şimdi çok daha huzurluyuz.”

HÜLÂSA

Fıtrata dönüş yaşanıyor.

Okunma Sayısı: 1630
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı