"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatın içinden dersler

Yasemin GÜLEÇYÜZ
02 Ağustos 2017, Çarşamba
“Asıl iyilik Allaha, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmış, ihtiyacından dolayı isteyene ve hürriyetleri için kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, anlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar doğru olanlardır. İşte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” (Bakara Sûresi, 177.)

“İyilik nedir?”

Yaklaşık bir haftadır zihnimin bir köşesinde düşünüp durduğum sorunun Kur’ân’daki cevaplarından biri bu. 

Yapılan araştırmalar maddî anlamda da “veren  el, alan elden üstündür” sözünü doğruluyor. İyilik yapanlar daha huzurlu ve sağlıklı, uzun ömürlü... 

DUYGU KÖPRÜLERİ

İslâm merhamet dini olarak inananlara her fırsatta yardımlaşmayı tavsiye ediyor. Böylelikle zenginle fakir arasında şefkat, itaat hürmet duygularından köprüler oluşuyor. 

Gülümsemeyi bile sadaka olarak tanımlayan bir dinin mensuplarıyız. Peygamberimiz (asm) sadakayı musîbetleri def eden bir kalkan olarak mü’minlere tavsiye ediyor. Siyer-i Nebi’de hanım sahabelere olan özel sohbetlerinde şefkat kahramanlarına sadaka vermelerini özellikle öğütlüyor. 

AFETİN VERDİĞİ DERSLER 

Her fırsatta elimden geldiğince bu emr-i Nebeviye gayret eden hanımlardan biri olarak geçenlerde yaşadığım ibretlik bir olayı paylaşmak isterim sizlerle. Maksadım fark ettiğim bir hakikati hatırlatmak. 

Deniz motoruna yetişmemiz gerekiyordu.  Kızımla birlikte hazırlanıp evden hızlıca çıktık.

Mahallemizde Suriyeli çocuklar yardım istediklerinde elimden geldiğince gönüllerini hoş etmeye çalışırım. O zamana kadar hiç görmediğim çocuklardan biri bizi görünce yanında oturduğu arkadaşını bırakarak öyle bir acele ile peşimize takıldı ki ayakkabısının tekini bile giymeden bir ayağı çıplak koşa koşa yanımıza gelip yardım istedi.  Biz hızlıca yürürken o da bize eşlik ediyor, “şimdi olmaz” dememe rağmen ısrar ediyordu. 

Yetişmemiz gereken deniz motoru varken ağır çantamın derinliklerinden para çıkarmak zordu o anda. Kızarak şimdi veremeyeceğimi söyledim. Buna rağmen peşimizi bırakmayınca “tıpkı at sineği gibi yapıştı çocuk” diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Sonrasında da “çok garip, ama hiç böylesi ısrarcısını görmemiştim. Vardır hikmeti” deyip bir kenara çekilip çantanın diplerinden çıkardığım parayı biraz da sinirlenerek çocuğa fırlatırcasına attım. Bir ayağında ayakkabı, diğeri çıplak halini seyrettim. Gülümsedi. “İstediğin oldu mu? Allahım sabır ver” diyerek yetiştik nihayetinde iskeleye. 

27 Temmuz 2017 hayatımda unutamayacağım günlerden biri olarak hafızamda yer alacak. Bir anda patlayan fırtınaya denizde Haydarpaşa önlerinde yakalandık. İstanbul’u geçen hafta silkeleyen afet Yunus Peygamberin kıssasını, yaptığı duânın sırlarını yaşayarak da öğretti bize.  Denizin “Ya Celil” zikrini nasıl çektiğine, gökyüzünün gayzına şahit olduk. Sebeplerden ümit kesildiğinde, Ehadiyet içinde vahidiyet nurları nasıl tecelli edermiş gördük. 

Herşey bitip Kadıköy sahilinde denizi seyrettiğimizde Yunus Peygamberin sahile çıktığında hissettiklerini bir nebze de olsa fark ettik. 

Yaşayarak öğrendiğimiz derslerden biri de insanın açgözlülüğü ve rant hırsıyla dünya Cennetlerinden bir köşe olan İstanbul’u toprağa nefes aldıramaz hale getirdiğinde nasıl Cehenneme çevirebileceğiydi.

Bir diğer ders  umumî hataların umumî musîbetleri celbettiğiydi. Haksızlıklara göz yummak musîbetleri mıknatıs gibi çekiyordu.

KENDİMİZE İYİLİK YAPMAK

En önemli ve yazının yazılmasına sebep olan ders ise şuydu:  Her fırsatta yardımlaşmayı hayat prensibi haline getirmek kendimize yapacağımız en büyük iyilikti. Belki yaptığımız o küçük yardım bizi daha büyük bir belâdan korumuştu.

İyilik yapmak ciddî önemli bir iş, ibadetti. Her fırsatta bu gayrette olmak gerekirdi. Bir Kur’ân tefsiri olarak Risale-i Nurdan aldığımız ders buydu.  Risale-i Nur da küllî bir sadaka hükmündeydi.

Sanırım o gün kızımla hayatımızın en önemli ilâhî derslerini aldık. 

Okunma Sayısı: 1952
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gökmen

    03.08.2017 00:08:18

    Çok güzel ve kalbe dokunur bir yazı olmuş. Allah a.c yolunuzu açık etsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı