"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktisad Risalesi’ni okurken

Yasemin GÜLEÇYÜZ
05 Eylül 2018, Çarşamba 00:36
Moda, reklâm, gelenek görenek gibi tüketim ekonomisinin olanca gücüyle pompaladığı faktörlerle paramparça olan aklımızı iman hakikatleriyle toparlamaya çalışıp, tefekkür etsek göreceğiz ki: İnsan varlık âlemine en aciz ve en muhtaç bir mahlûk olarak gönderilmiştir.

İnsan yavrusu ve sair hayvan yavruları arasındaki fark bunun en bariz delilidir. Hayvan yavrularının arzuları, ihtiyaçları bellidir. Dünyaya geldikten kısa bir zaman sonra niçin yaratılmışlarsa o işi bilinmeyen âlemlerde öğrenmişçesine beceriyle gerçekleştirirler.

İnsan yavrusu öyle mi ya? Arzuları sınır tanımaz. Kendi hayatını yetişkin desteği almadan devam ettirebilmesi için uzun yıllar gerekir. Zengin kabiliyetleri onu varlık âlemindeki her mevcutla ilgilendirir. Muhatap olduğu her bir olayı yorumlar, Yaratıcısı ile ilgisini kurar ve eşref-i mahlûkat olur. İnsan bu şekilde imanını yaşar.

Elindeki her bir eşyayı sonsuz merhamet ve hikmet sahibi bir Zat’ın ihtiyacına karşılık verilen hediyesi olarak değerlendirir, “nimet” bilir, böylece eşyaya sonsuz bir değer kazandırır. Kendisine verilen her bir eşya onun rızkıdır ve sonsuz “şükür” gerektirir. Çünkü nimetlerin veriliş maksadı şükürdür. Sadece dil ile söylenen “Elhamdülillah!” haricinde, hâl lisanıyla da şükretmek gerekir. Bu da insanın kendisine verilen nimetleri yerinde, ihtiyaçlarına ve maksadına uygun olarak kullanmasıyla mümkündür. İşte iktisat budur, eşyayı veriliş maksadına uygun kullanmaktır.

SINIRSIZ ARZULAR, SINIRLI İHTİYAÇLAR...

Her arzu ihtiyaç değildir. Arzular sınırsızdır, ebede uzanmaktadır. İhtiyaçlar ise sınırlıdır. Yeme, içme, barınma, giyinme gibi bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdadır. Arzuları tatmin etmek kısacık dünya hayatında mümkün değildir. Bitmek tükenmek bilmeyen arzularını, ihtiyaç zannederek temin etmek için son nefese kadar çabalayıp durmak, adeta dilencilik yapmak ne acıklı bir durumdur! Sınırsız arzuların insan fıtratına yerleştirilmesinin sebebi, ihtiyaçlarının sonsuz, ama iktidarının az olduğunu anlaması içindir. O arzuları karşılayabilecek, ilmi, gücü, merhameti sınırsız olan Zatı anlayabilmesi ancak bu şekilde mümkündür.

Yani insanın hayatı boyunca karşılayamayacak sınırsız arzularının fıtratında yerleştirilmesinde de “israf” yoktur. Mademki arzularımızı karşılayamıyoruz, niçin yaratılışımızda var sorusunun cevabı da buradadır işte.

Başka türlü elimizin ulaşamadığı ihtiyaçlarımız için “Kâdiyu’l-Hâcât”a el açar mıydık?

Kaldı ki, hayatımızı devam ettirmemiz için gereken zarurî rızka Cenâb-ı Hak kefildir.

İMAN GÖZLÜĞÜNÜ TAKINCA

Evet, iman gözlüğü hayatımızın kalitesini ve rengini böyle etkiliyor işte…

Oyuncağından sıkılmış çocuk psikolojisinde olan nefsimizi her zaman iman hakikatleriyle eğitmemiz kulluk vazifemiz, bu dünyaya gönderiliş gayemiz.

Tıpkı âyette söylendiği gibi: “Onlara söyle ki: Ancak Allah’ın lütfuyla ve rahmetiyle ferahlansınlar. Bu, onların dünyada toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.” (Yunus Sûresi, 58.)

Okunma Sayısı: 1839
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı