"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâbe’nin verdiği ders

Yasemin GÜLEÇYÜZ
19 Ekim 2016, Çarşamba
Geçtiğimiz yıl Şubat ayında rahmetli annemle birlikte maaile Umre ziyaretindeydik.

Yapılması gereken ibadetleri ancak yetiştirebilmiştim. Zira daha çok annemin ihtiyaçlarıyla meşguldüm. Hastaydı, ama Umre’ye bizimle birlikte gelmeyi “Kâbe’yi bir kez daha görebilmeyi” o kadar çok istiyordu ki, zorlu bir ziyaret olacağını tahmin ettiğim halde onun isteğini geri çeviremedik.

İyi ki de öyle yapmışız. Zira annem “Ne güzel bir kez daha gördüm Kâbe’yi” diye defalarca duâ ettiği ziyareti dönüşünde toparlanamayarak, kırk gün sonra vefat etti. 

SİYAH ELBİSELİ GÜZEL

Umre ziyaretinde ilk durağımız Mekke idi. Birkaç gün sonra ise Medine’ye geçecektik. Dağlar arasındaki o kutlu şehri, Mekke’nin ruhu kendine bir mıknatıs gibi çeken cazibesini kelimelerle anlatmak mümkün mü?

Mekke’de son günümüz, Medine’ye gitmeden önce kılacağımız son namazımızdı. Kıymetli kardeşim, Umre arkadaşım annemin de nazını çeken arkadaşım ile gittik Kâbe’ye. Kalabalığın izin verdiğince Kâbe’ye en yakın noktada hazırlandık namaza. Parlak siyah elbisesiyle ne kadar da muhteşem ve cana yakındı! 

Önümüze acele acele gelip namaza hazırlanan beyleri izledik. Birisi terliklerini tam da önümüze iterek hazırlığını tamamladığında uzanarak usulca terlikleri biraz daha öteye iteledim. Namazımıza zarar verebilirdi. Namaza durduk nihayet. Selâm verdiğimizde beyefendi eliyle terlikleri yokladı, yerinde olmadığını fark edince uzanarak aradı, buldu. Arkasına döndüğünde, namaza zarar vereceği endişesiyle yine eski yerlerine iteledim onları. 

Velhasıl namazımızı defalarca yeri değişen “terlik krizi”yle kılabildik. “Bu kadar kaba, düşüncesiz, anlayışsız birini görmek demek Kâbe’de kısmet olacakmış” diye düşünüyordum. Tesbihatlar yapıldı. Yine eliyle yoklayıp buldu terliklerini ve yanındaki arkadaşının koluna sımsıkı yapışarak kalkmaya hazırlandılar. 

HÜKÜM VERMEDEN ÖNCE TAHKİK ET!

“Nasıl biriydi o zat?” diye döndüğümde bembeyaz iki göz bakıyordu bana. İki gözü de kör olduğu için, terlikleri kaybolmasın diye tedirginliğinden yoklayıp duruyordu demek ki onları. Kimbilir kaç kez kaybetmişti? İçim yanmış, gözlerim buğulanmış, utanmıştım düşüncelerimden. 

Hemen hüküm vermiş, yargılamış, neticeye ulaşmıştım. Ama yanlıştı verdiğim hüküm. Hiçbir şey göründüğü gibi değildi. 

Hüsnü zan ile emrolunmuştuk, ama kontrolü de elden bırakmamalıydık. Araştırıp, tahkik edip, inceleyip, kararımızı ondan sonra vermeliydik. Zira hüküm vermek mesuliyeti, sorumluluğu da yüklenmek demekti. 

Dünyada da, ahirette de yaptığımız tercihlerin, verdiğimiz hükümlerin faturasını ödeyecektik. 

Kâbe’nin bana verdiği bu dersi hayatım boyunca unutmama duâsındayım! 

Okunma Sayısı: 1277
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı