"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tesettür Risalesi’nden gündeme bakış

Yasemin GÜLEÇYÜZ
13 Eylül 2017, Çarşamba 00:25
Geçtiğimiz günlerde tartışması yapılan aile içi cinsel taciz (ensest) hadisesi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanayan yaralardan biridir.

İnsanın yaradılışında sınır tanımayan hayvanî hislerin seviyesini göstermektedir. Kardeşler arası, baba, amca, dayı, kayınpeder, kayın tacizi… 

Ülkemizde yapılan araştırmalara göre namus-töre cinayetlerinin büyük ölçüde aile içi cinsel tacizden kaynaklandığı belirtilmektedir. 

Ensest, insanlık tarihinde sıkça rastlanan, kavimlerin helâk sebeplerinden biridir. İlâhlar ve ilâhelerle dolu Yunan, Roma, Mısır medeniyetlerinden günümüze intikal etmiştir. Bu medeniyetlere ait mitolojik hikâyeler ensest örnekleriyle doludur. 

Hz. Âdem (as) ile başlayan peygamberlik müessesesi, insanoğlunun sınır konulmayan hayvanî duygularına, semavî şer’î sınırlar koymuş, peygamberlerin hayatı bunun mücadelesiyle geçmiştir. 

Peygamberlerin mücadele ettiği hastalıklardan biri de ensesttir ve ne yazık ki, günümüzde bütün insanlığın nesebini tehdit eden boyutlara ulaşmıştır. 

Bu sapıklığın “koruyucu hekimlik” çerçevesinde mütalâa edilebilecek tek reçetesi, insanın fıtratındaki güzelliklere hitap eden Kur’ân’ın tesettür emridir. 

MAHREM-NAMAHREM 

Bediüzzaman Hazretleri Tesettür Risalesi’nde bu tablo için “hayvancasına” tabiri kullanır. 

Üçüncü Hikmet’te cinsel sapkınlık olan ensest hastalığını ve ilâcını nezih bir Kur’ânî üslûpla şöyle beyan eder: 

“İnsan hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehevanî his taşıyamıyor. Çünkü mahremlerin simaları, karabet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşrûayı ihsas ettiği cihetle, nefsî, şehevanî temayülâtı kırar. Fakat bacaklar gibi şer’an mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açık saçık bırakmak, süflî nefislere göre, gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünkü mahremin siması mahremiyetten haber verir ve nâmahreme benzemez. Fakat meselâ açık bacak mahremin gayrıyla müsavidir. Mahremiyeti haber verecek bir alâmet-i farikası olmadığından, hayvanî bir nazar-ı hevesi, bir kısım süflî mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukut-u insaniyettir.” 

Mahrem: Haram olan, yani evlenmesi dinen caiz olmayan akrabalar demektir. 

Nâmahrem: Haram olmayan, yani evlenilmesinde dinen mahzur bulunmayan kimseler demektir. (Osmanlıca Türkçe Lûgat, Yeni Asya Neşriyat.)

Bu iki kelime bizi doğrudan Rabbimizin huzuruna götüren, O’nu hatırlatan özel kelimelerdir.

Nur Sûresi’nin 31. âyeti ve Nisa Sûresi’nin 23. âyetleri ışığında kadın için mahrem olan erkekler şunlardır: Babası, kayınpederi, oğlu, kocasının eski hanımından olan oğlu, kardeşi, erkek ve kız kardeşlerinin oğulları, amcası, dayısı, sütkardeşi… Yani kadının bunlarla evlenmesi, dinen yasaktır. 

Erkek için mahrem olan kadınlar ise şunlardır: Annesi, kızı, kız kardeşi, halası, teyzesi, erkek ve kız kardeşlerinin kızları, sütannesi, sütkardeşi, sütkızı, süt halası, süt teyzesi, süt erkek kardeşlerin kızları, sütkız kardeşlerin kızları, kayınvalidesi, hanımının önceki eşinden olan kızı, üvey annesi, gelini. Yani erkeğin bunlarla evlenmesi, dinen yasaktır. 

SÜFLÎ MAHREMLER 

İnsan kızkardeşi gibi mahremlerine fıtraten şehvet hissi taşımaz. Mahremlerin simaları, aile bağlarını, şefkat ve meşrû muhabbeti hissettirdiğinden nefsanî, hayvanî hisler kırılır. Ama bacak gibi uzuvlar süflî nefislerde çirkin hisler uyandırabilirler. Zira bu uzuvlar yüz gibi mahremiyeti haber vermediğinden, bir kısım süflî mahremlerde hayvanî dürtülerin harekete geçmesi mümkündür. Böyle bir durum “tüyler ürpertecek” derecede insaniyetin alçalmasıdır. Ama imkân dahilindedir. 

O yüzden Bediüzzaman Hazretleri, şefkat ve merhametle özellikle kadınları, mahremleri konusunda “Süflî nefislerde, süflî mahremlerde hayvanî dürtüleri uyandırabilir” diyerek tesettür konusunda dikkatli olmaya dâvet eder. 

HÜLÂSA

Bediüzzaman Hazretleri’nin tabiriyle “insaniyet-i kübra” olan, yani insanın yaradılışındaki bütün cihazatlara hitap eden dinimiz aile fertleri arasında güven, saygı ve muhabbet hislerini incitecek her türlü tavır ve davranışını engelliyor. 

Konuya hemcinslere karşı tesettür kuralları ve çocuklara mahremiyet eğitimi başlıklarıyla devam edelim.

Okunma Sayısı: 2132
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı