"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Arzu ve tutku tuzakları

Yasemin YAŞAR
22 Eylül 2018, Cumartesi
Afrika’da maymunları yakalamak için bir çeşit tuzak kurulur. Bir Hindistan cevizi oyulur ve bir iple bir ağaca ya da bir kazığa bağlanır.

Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine maymunun sevdiği tatlı bir yiyecek konur.

Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Zira, maymun yiyeceği almak için elini yumruk yaptığında, elini dışarı çıkaramaz.

Maymun, tatlının kokusunu alır ve yakalamak için elini o ince yarıktan sokar, yiyeceği avucuna aldıktan sonra elini dışarı çıkarması artık imkânsızdır.

Avcılar gelir ve maymunu bu tuzakla yakalar.

Maymunu esir eden aslında sadece tutkuları, hırsı, şehveti, tama’sıdır. Kurtuluş için sadece tek bir çare vardır, o da o dört elle sarıldığı taamı bırakıp, elini yine aynı yarıktan çıkarıp avcıya esir olmadan kurtulmaktır.

Oysa maymun canı pahasına da olsa, bir kere meftun olmuş, hırsla tatlıya yapışmıştır. Gel gör ki maymunun bu hırsı, onu avcılara esir etmiştir. Maymun yiyeceğin esiri olurken, kendisi de avcının esiri olmuştur.

Bu hikâyeyi işittiğimde yine ehl-i imanın manzarası gözümün önünden geçti. Belki, bazılarınız “Yahu sen de bütün meseleyi neden ülkemize, dindarlara getiriyorsun?” diyebilir. “Bunca sömürü, rezillik, haksızlık olan şu dünyada yazılacak o kadar mesele var iken, neden küresel zulümleri, zalimlikleri, talanları, ahlâksızlıkları dalâletleri yazmıyorsun da sürekli eleştirilerini hep bize, kendimize, iç dünyalarımıza, ehl-i imana, kendi ülkemize getiriyorsun?” diyenler olabilir. Bu soruya belki de şöyle cevap vermek gerekir. Bu zamanda “Bizde”, ”kendimizde”, “iç dünyamızda”, “ehl-i imanda”, “ülkemizde” öyle hastalık sirayet etti ki, nefislerinin esiri olup, hızla dünyevîleşen, Karunlaşan hasta dindarlar ortaya çıktı. Ve hatta “din ile dünyayı talep eden” insanlar zuhur etti.

Evet, gadab-ı İlâhiyi celbeden çok günahlar işlendiği bir gerçektir. Bu yüzden bizim Rahmet-i İlâhiyi celb edecek bir kaliteye, duruşa, karaktere ihtiyacımız var diye düşünüyorum.

Binlerce niteliksiz, kalitesiz ehl-i dalâletin, ehl-i siyasetin, ahlâksızlıkları, talanları, zalimliklerinden ziyade, ehl-i takvanın, ehl-i hakikatin, ehl-i tarikatın kusurlarına nazar etmek, yanlışlarına dikkat çekmek daha elzemdir diye düşünüyorum. Zira Rahmet-i İlâhiyi celb edecek Müslümanların kalitesi olduğu gibi gadab-i İlâhi’yi celb edecek de yine Müslümanların kalitesizliği olacaktır.

Evet, herkesçe bilinen en kolay şey, dünyanın fâniliği ve her şeyin gelip geçiciliğidir. Zaten her gün, açık açık dünya haykırıyor fâniliğini. Her biten gün, her ölen insan, her ölen çiçek, her giden bahar; hasılı her şey fâniliği bağırıyor.

İlginç olan, bu fâniliği bildiğimiz halde, elimizde tutamayacağımızı bildiğimiz halde, neden hiç bırakmamacasına sarılıyor, fanide fena hale geliyor, nefislerimizin tutsağı oluyor ve bu tutsaklıklarımız da bizi şeytana, şeytanın vekillerine tutsak ediyor? Ne yazık ki, tam da ehl-i İman manzarası.

Şu geçtiğimiz dönemlerin en çetin imtihanını dindarlar veriyor, cemaatler, tarikatler veriyor. Dünya ile ahiret arasına sıkışmış, ama dünyayı da bir şekilde kalıbına uydurarak elinde tutmaya çalışan dindar manzaraları. Hakikaten iç acıtıcı.

Hasılı; Mevlânâ ne güzel demiş: “Bu dünya bir tuzaktır, tanesi de arzulardır.” Aslında tuzak olan veya tuzağa düştüğümüz şeyler o kadarda büyük fani şeyler bile olmayabilir. 

Bazen bir lokma, bir dane, bir lem’a, bir işaret hayatımızın tuzakları olabilir.

 

Okunma Sayısı: 1709
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı