"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaat olmak (2)

Yasemin YAŞAR
22 Nisan 2017, Cumartesi
Geçen hafta cemaat olmanın aynı hizmet anlayışını, aynı mesleği ve meşrebi sürdüren kimselerle birlikte olmak olduğunu anlatmıştık.

Bu haftaki yazımızda da hem konuya kısmen devam etmek hem de aynı safta olmadıklarımızla münasebetlerimizin nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalışacağız.

Aynı cemaatin içinde olabilmenin düsturları ve şartları kadar aynı safta olmadığımız meslek ve meşrep kardeşlerimizle olan ihlâs ve uhuvvet mevzusu da bir o kadar hassas olunması gereken bir noktadır.

Burada belki de üzerinde durulması gereken en önemli nokta kendi meslek muhabbetimizi anlatırken, başkalarını kötülemeye ihtiyaç duymamaktır.

Kişi kendi mesleğinin muhabbetiyle cemaat olur. Kendi mesleğinin muhabbetini beslemeyenlerle cemaat olamazsınız. Çünkü böyle kimselerle birliktelik esnasında için için sadece hak benim, sadece doğru benim yarışına girebilirsiniz ki, bu ihlâsa mani olup rıza-i İlâhiyi kaybettirecektir. Asıl tehlike de budur.

Bu yüzden aynı hizmet anlayışını ve düsturlarını benimsemeyen insanların arasında rekabet, haset girmemesi ve birbirlerini tenkit etmemeleri için fizikî beraberliklerin olmaması belki daha doğru olacaktır.

Burada şu yanlış anlaşılmamalıdır. Maksatta ittifak da bir sorun yoktur. Müsbet ihtilâf, vesilelerde ihtilâf, meşreben ihtilâf zaten fıtrîdir. Bu ihtilâf diğerine düşman olmayı gerektirmediği, haset etmeyi, tenkit etmeyi gerektirmediği gibi, sadece kendi mesleğine ve meşrebine muhabbetine, revacına, tekmiline çalışmak anlamına gelir.

Gayrın tenkisiyle kendi kemalini göstermek ihtilâfların kaynağıdır. (Muhakemat)

Peki yanlışlar hiç mi gündeme gelmeyecektir?

Elbette gelecektir.  Hatta bazen yanlış gündeme gelmeden doğrunun doğruluğu tesbit edilemez. Buradaki mesele yanlışı söylemek değil, yanlışı söyleme niyetidir. Yani gayrın tenkisiyle, kendi kemalini göstermek yolu seçilmeden, yanlışa yanlış, doğruya doğru diyerek, hikmeti esas alan bir duruş ve yaklaşım sergilemek önemlidir.

Burada bir husus daha var ki anlatılanların meslek ve meşrep ayırımı yapılmadan, meşreben ayrıldıklarınızla meslek olarak ayrı durduklarınız ile aynı düsturlarla hareket etmek ve muamelelerde bulunmak yanlışa kapı açabilecektir. Yani meslekteki farklılıklar ile meşrepteki ihtilâfı karıştırmamak gerekir.

Meşrepteki ihtilâflar, genelde usûl, tarz farklılığıdır. Yoksa meslek düsturlarında bir farklılaşma değildir.

Bu ayırım Yirminci İhlâs Risalesi’nde daha çok meslek olarak ayrıldığımız kimselerle aramızdaki ihlâs hakikatinin nasıl yaşanması gerekliliğine dair düsturları ihtiva ederken, 21. İhlâs meşreben farklılıklarda ve aynı meşreptekilerle, ihlâsı muhafaza etmenin düsturlarını anlatmaktadır.

Bu noktadan bakıldığında rıza-i İlâhiyi esas tutmak, tenkit etmemek, faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemek, faziletleriyle şakirane iftihar etmek aslında meşrep farklılığı kardeşlerle de aramızda yaşanması gereken ihlâs düsturları olsa gerektir.

Bunların yaşanması da, elbette meşrebî düsturlarını, çizgilerini esnetmek veya kaldırmak anlamına gelmemelidir. Belki bizlerin en büyük yanılgısı da budur ki, muhabbet ettiklerimizi müsbet manada tenkit edemediğimiz gibi, tenkit ettiklerimize de muhabbet edemeyişimizdir.

Okunma Sayısı: 1665
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı