"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastalıklı hassaslık

Yasemin YAŞAR
03 Kasım 2018, Cumartesi 00:45
Başkalarının gözünde ne olduğumuza, kim olduğumuza verdiğimiz kıymet ve mutluluğumuzu bunlar üzerine bina etmek insanî zayıflıklardan biri olsa gerek.

Oysa insan birazcık düşünse başkalarının gözünde ne olduğu düşüncesi mutluluk açısından çok da önemli olmadığını anlayacaktır.

Gerçekte kendi ile ilgili ne olduğu ve neye sahip olduğu noktasındaki yoksunluk ve yetersizlik karşısında insan, bu boşluğu başkalarından duyacağı övgüler, medihler ile doyurmakla tatmin edeceğini sanır.

Aynı ruh hallerinde olanları, onaylanmak övülmek ne kadar mutlu ediyorsa, tenkit, eleştiri ve küçümseyiş de bir o kadar incitir.

Yani insanın onur duygusu “Kim olduğu düşüncesi”, başkalarının bilmelerine ve düşüncelerine bağlı kalmışsa, o insanın, iç huzuru, mutluluğu yakalaması ve gerçek şahsiyete kavuşması mümkün olmayacaktır.

Bunun için kişinin başkalarının görüşlerine karşı olan duyarlılığını hafifletmesine ihtiyaç vardır. Bu hem enenin okşandığı hem insafsızca eleştirildiği hallerde de gereklidir. Zira başkalarının görüşü ve düşüncesinin kölesi olmak hasta bir ruh halini netice verir.

Kendi değerini gerçekte ne olduğu değil, başkalarının gözünde ne olduğunda aramak zorunda kalan bir kimse, derinleşemez, kemâlata doğru gidemez, kişilik oluşturamaz.

Bu yapıların, hastalıklı bir hassaslıkla, sık sık hastalanan özgüvenlerinin, incinmişliklerinin altında başkalarının görüşü, “El alem ne der?” anlayışı yatmaktadır.

Hasılı, bütün endişelerimiz, kaygılarımız, gücenmelerimiz, kızmalarımız, korkularımız çoğu durumda başkalarının görüşüyle ilgilidir. Kıskançlıklar ve nefretler de büyük oranda aynı kökten beslenmektedir.

İnsan hayatında “Başkalarının ne düşündüğüne takılmadan kendi iç değerleri, zaaf ve zayıflıkları ile meşgul olmasını bilebilirse, bu müthiş dönüşümü başarabilirse bunun sonucunda iç huzuru, neşeyi bulacak ve daha sağlam, daha güvenli bir duruşu, sakin davranışları olan bir insan olacaktır.

Kendini bilen, kendi kabiliyet keşfiyle uğraşan ve kendi zaaflarıyla meşgul olan bir yaşama biçiminin iç huzur üzerinde inanılmaz olumlu etkisi vardır. Zira bu durum büyük ölçüde, bizi sürekli başkalarının gözü önünde yaşamaktan ve onların görüşlerini, yargılarını, övgülerini dikkate almaktan uzaklaştırması ve bizi kendimize geri vermesi anlamına gelecektir.

Okunma Sayısı: 1208
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    3.11.2018 11:27:35

    Harika bir tespit.insanı mutsuzluğa götüren bir ruh halinin analizi.Tebrikler Yasemin bacı.Kanaatıma göre toplumun büyük bir kesimi bu halden muzdariptir..Evet mutluluk ve muzsuzluğu başkasının övgüsüne bağlamak,Risale-i nurun dili ile teveccühü nas,hakikaten hastalıklı bir ruh halidir.Üstad,tevevvühü nas istenilmez,belki verilir,verilsede onunla hoşlanılmaz,hoşlansa kabir azabına dönüşür.Böyle dehşetli bir neticeyi veren başkasının methu senasını,ilgi ve alakasını istemek karı akıl değildir. Evet kişi kabiliyetleri ve zaaflarıyla tanımalı ve kemalat yolunda zaaflarıyla mücadele etmeli,fani medih ve övmeler yerine rıza-yı ilahiye yönelmelidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı