"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan ebedî/i arar

Yasir Özer
09 Aralık 2018, Pazar
Yazıya seçilen başlık, her iki mânâya da gelir ve hangi şekilde okunursa, hakîkatin başka bir cihetini gösterir. Bazen bir harfte şapka mârifetiyle yapılan tebdîl, büyük bir hakîkatin ip ucunu verir.

Şüphesiz insan ebedî arar. Hem de tuttuğu şeyi bırakmamak gibi bir karakteri olan bir kalple arar. Eğer bulduğu şey fâni bir nesne, ölmeye mâhkum bir eşya ve mecazî bir mahbub ise; menzili kâinata fihriste olacak kadar geniş olan bir kalbi, dar bir muhîtte istimal etmenin acı neticesini yaşar. Çünkü kalp ancak ebede razı olur ve her şey de Rabbini arar.

Bir hevesle ve gayr-i meşrû lezzetle kalplerini ikna ettiklerini sananlar, o lezzet aradan kalkıp kalpleriyle yüz yüze geldiklerinde, hevesatın peşinden koşmakla aslında ne çok şey kaybettiklerini, koşmayanların neler kazandıklarını ilk anda derin ve keskin bir sızıyla anlar.

Acaba bütün hayatın serencâmı, en hayret uyandıran hâlleri ve akla geldikçe ya sevindiren ya ağlatan hisleri ve daha niceleri, hardal tanesi kadar “hâfıza” da kendine yer bulurken, kâînatın fihristesi olan kalp bu hâfızadan daha mı kıymetsizdir ki bir mecazî his ve hevesle mutmain olsun?

 İnsan şüphesiz her şeyiyle ebedî aramaya devam eder. Hiçbir şeyin mükemmelini bulamaz. Eline geçen her şeyde bulduğu kusur onu her defasında daha kusursuzunu aramaya sevk eder ve arar. Buldum zannettikleri, onu yavaşlatan ve yolun sonu gibi gözüken rampalardır. İçindeki İlâhî sesi dinlerse bir an tereddüt etmez yine arar.

Ve Bir gençlik başlar. Bir yükseliş. Onun da ebediyeti aranır. Fenâya mahkûm bir dünyadan ebediyete geçmenin; ancak üzerinde ‘kabir’ yazan bir kapıyla mümkün olduğu anlaşılır ve ebediyete inkılâp ancak temennîlerde kalır. Ve bu devâsâ yükselişin ardından yaşanan ilk gerileyiş acı olur, kabullenilmez. Halbuki bu, düşen ömür taşının ilk fark edilişidir.

Yaşanmış zamanlar artar ve yaşanacak olanlar azalır. Her cümlede artık hâtıraların payı çoğalır. Sîması her cihetle kendisine dönük olarak doğduğu halde, hangi dünyevî perdelerin; ona yaklaşmakta olduğu hakikati göstermeye mani olduğunu hatırlar, pişmanlık başlar ve aramanın artık tercih değil bir mecburiyet olduğunu anlar. Zira kâinatı tâ başından beri kuşatmış olan ölüm hakîkatinin keşif kolları, artık ilk yoklamalarını yapmaktadır.

Bakar… Aslında herkes ebedî arar. Gözlere inen dünyevî perdeler, yol ve yolculukları değiştirmemektedirler.

“Yeter ki gün eksilmesin penceremden” diyen şair de ebedi arar. “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün bizi…” diyen de.

Verilen tekâmül meyli her maddeyi kapsar ve bu mükemmele doğru iradî/gayr-ı iradî bir akıştır, bir arayıştır.

‘Î’ harfi, en az güneş kadar aşikâr olan şems-i hakîkate karşı, şapkasını derin bir huzur ve hürmetle çıkarır.

Çünkü EBEDÎ aramaktan maksat EBEDİ aramaktır.

Netice de hakikate mâni olan gaflet ve ülfet perdeleri kimileri için bir Nur’la yırtılır. Hiç olmazsa birazcık aralanır. Bu perde hakikate mani olan her türlü dünyevî hazdır. Aralanan perdenin kenarından sızan ışık huzmesi, hakikat güneşinin yüze vuran ilk tecellisidir.

Şimdi kâinata bir de bu şekilde nazar edilir.

Geri dönülmez bir ufka gidiş seyredilir. Her bilgi bu derin olduğu kadar zâhir de olan hakikati, her yönüyle takviye ettiği halde nasıl bir teville bunları göremeyişe hayret edilir.

Ya da bir daha görmemek üzere kapanmış bir göz, hiçbir surette sesini duymamak için bütün gayr-i meşrû lezzetler ağzına tıkılmış bir kalp ve ona ebediyetten bahsetmemesi için prangalara vurulmuş bir vicdan ile sessizce nazarındaki ademe gidilir.

Ve bilmez! Ebedler memleketinde bir ömrü heba etmenin neticesi olarak “Keşke toprak olsaydım” derekesine mecbur ve mahkûm edilir.

Okunma Sayısı: 671
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı