Abonelik
E-gazete
  2 Ekim 2014 Perşembe
Ana Sayfa Güncel Yurt Haber Yazarlar Dünya Ekonomi Kültür Sanat Spor Medya-Politik Eğitim Otomobil Bilim ve Teknik Lahika Görüş
 

12 14 16 18

Atma Hamidiye, atma!
Tarihi, hele de yakın olanını yeterince bilmiyoruz; daha da kötüsü bilmediğimizi de bilmiyoruz ya da kabul etmiyoruz. Yaşanmış pek çok hadise, babadan oğula anlatılarak bu güne kadar gelse de, çoğu zaman o bilgiler ‘ders kitapları’nda yer almıyor.


Faruk ÇAKIR
cakir@yeniasya.com.tr

Her insan kendi köyünün, şehrinin ve ülkesinin tarihini mümkün olduğu kadar ayrıntılarıyla bilmek ister. Bu istek de kişilerin en tabiî haklarındandır. Her insan tarihini merak eder ve öğrenmek için de gayret sarfeder. Peki tarihimizi kimden ve nereden öğrenebiliriz? Okul kitapları çok ayrıntıya girmese de özet olarak ‘doğru tarih’i öğretmek durumundadır. Öyledir, ama Türkiye’deki uygulama maalesef böyle değildir. Son yıllarda kısmî iyileştirmeler yapılmış olsa da, umumî anlamda ders kitapları yeterli değildir.
Çocukluğumuzda dinleyerek büyüdüğümüz bir hadise vardı. Buna göre cumhuriyetin ilk yıllarında şapka takmamakta direnen Rize halkı, Hamidiye Zırhlısı/ Vapuru tarafından top ateşine tutulmuş ve bombalanmıştı. Bu hadise anlatılır ve top ateşi sonrasında Rize halkının “Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuz, vergi de vereceğuz” dediği ilâve edilirdi.
Böyle bir hadisenin meydana geldiğini Rize’de (ve çevresinde) yaşayan herkes bilir. Çünkü hemen herkes dededen ve babadan bu ‘hikâye’yi dinleyerek büyümüş. Ancak sıra okullarda okutulan ders kitaplarına gelince bu ve benzeri hadiseler yer almaz. Diyelim ki sınırlı bir bölgede meydana gelen bu hadise kitaplarda yer almadı, hiç değilse konu gündeme geldiğinde ve yine hiç değilse Rize’deki okullarda böyle bir hadise yaşandığı inkâr edilmese ne olur? Düşünün, çocuk annesinden babasından ya da dedesinden “Bir zamanlar bir gemi Rize’yi topa tutmuştu, şöyle olmuştu, böyle olmuştu” şeklinde hadisenin hikâyesini dinleyerek büyüdü. Okul sırasında, dedesinden duyduğu bu bilgiyi öğretmeniyle paylaştı... Öğretmeni de “Hayır, böyle bir şey olmamıştır” dese bu inkârın o çocuğun dünyasındaki etkisi ne olur? Öğrenci dedesine mi inansın, öğretmenine mi? Diyelim ki o gün için öğretmenine inandı ve dedesinin ‘yaşlı olduğu için unuttuğunu, hadiseleri karıştırdığını’ kabul etti. Sonraki yıllarda gerçeği öğrendiğinde ne yapacak? Öğretmenine hangi gözle bakacak?
13 Aralık, Şapka Kanununu protesto eden Rize’nin, Hamidiye Zırhlısı tarafından topa tutuluşunun yıldönümüydü. O gün Türkiye, 25 Kasım 1925 tarihinde Şapkanın İktisaı Hakkındaki Kanun ile tanışmış ve inançlarına ters olan Batı tipi kıyafeti giymeye zorlanmıştır.
MAZLUMDER, Hamidiye Zırhlısı vasıtasıyla Rize’nin bombalanması hadisesini protesto eden bir açıklama yapmış ve şöyle demişti: “(Şapka Kanununu) benimsemeyen ve itiraz ederek protesto gösterileri düzenleyen halka karşı son derece sert; hukuk, adalet ve insanlık dışı karşılıklar verilmiştir. Sivas, Giresun, Maraş ve Erzurum gibi kanunu protesto eden pek çok vilayetten biri de Rize olmuştur. Hiçbir şekilde şiddet içermeyen, kimsenin yaralanmadığı Rize’deki bu gösteriler, dönemin siyasî iradesi tarafından isyan olarak değerlendirilmiştir. Sözde isyanı bastırmak için Rize sahiline gönderilen Hamidiye Zırhlısı, bütün halka gözdağı vermek adına şehri topa tutmuş, akabinde de Rize’de bir İstiklâl Mahkemesi kurulmuştur. 12 Aralık’ta yargılamalara başlayan mahkeme tam 143 kişi hakkında bir günde hüküm vermiş, 13 Aralık’ta 8 kişiyi idama mahkûm etmiş, 14 Aralık’ta da idamları infaz etmiştir. Rize halkının, şehirde derin yaralar açan olaylar karşısındaki hissiyatını ‘Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuz, vergi de vereceğuz’ şeklindeki türküyle ifade ettiğini bütün kamuoyu bilmektedir.”
Başta Rizeliler olmak üzere milyonların bildiği bu gerçeği gizleyerek, inkâr ederek ya da yok sayarak bir yere varılabilir mi? Tarihte yapılan ve apaçık yanlış olduğu bilinen hadiseleri kabul etmek elbette kolay değil, ama kabul edip özür dilenmeyince de bir ve beraber olmak mümkün değil.
Hemşehrilerim “Atma Hamidiye, atma!” demiş; biz de gerçekleri yazmayan tarihçilere benzer şekilde seslenelim: Atmayın ‘resmî tarihçiler’ atmayın, başka kaynaklardan da olsa milletimiz gerçekleri öğrenecek inşaallah...

07.03.2013
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
1141 Kere Okundu
 
       Yorumlar  
Henüz Yorum Eklenmemiş.
İlk Yorumu Siz Ekleyiniz.

Arama
İle Göre Bak