Abonelik
E-gazete
  24 Nisan 2014 Perşembe
Ana Sayfa Güncel Yurt Haber Yazarlar Dünya Ekonomi Kültür Sanat Spor Medya-Politik Eğitim Otomobil Bilim ve Teknik Lahika Görüş
 

12 14 16 18

Reyhanlı katliamı
Son süreç başladıktan sonra en çok tekrarlanan sözlerden biri şuydu: “Kaç aydır şehit haberi gelmiyor, bu bile tek başına süreci desteklemek için yeterli bir sebep değil mi?”


Kazım GÜLEÇYÜZ
irtibat@yeniasya.com.tr

Bu hava içinde, mayın ve kaza gibi sebeplere bağlı olarak gelen “münferit” şehit haberleri geçiştirildi. Paris infazları ve 4’ü Türkiye vatandaşı, tam 17 kişinin can verdiği Cilvegözü patlaması gibi hadiseler de provokasyon olarak yorumlanıp, fazla kurcalanmadan üzerleri kapatıldı ve faili meçhuller dosyasında unutulmaya terk edildi.
Her iki olayda da Şam’ın parmağı olabileceğine ilişkin iddialar ise spekülasyon olarak kaldı.
Ama anneler günü arefesinde Reyhanlı’da patlayan ve onlarca cana mal olan bombalar pek öyle kolayca geçiştirilebilecek gibi görünmüyor.
Başbakanın ilk değerlendirmesinde ağırlıklı olarak sürece yönelik bir provokasyon ihtimali bağlamında yorumladığı bu hadise için Yardımcısı ile İçişleri ve Dışişleri Bakanları, El Muhaberat bağlantısı üzerinden Esed’i adres gösteren açıklamalar yaptılar; hatta Atalay ve Davutoğlu, “Muhaliflerle ilgisi olmadığı kesin” diye konuştu.
Ancak El Kaide’den sonra üretilip yer yer bu örgütle de çatıştırılan El Nusra ihtimaline, daha ötesinde İsrail ve derin Rusya şıklarına dikkat çeken Prof. Deniz Ülke Arıboğan (Vatan, 12.5.13) gibi yorumcuların analizleri de yabana atılmamalı.
Tabiî, bunların hepsi spekülasyon. Ve işin arkaplanı da muhtemelen hiç aydınlatılamayacak.
Eğer Reyhanlı katliamı Suriye’deki dehşet verici gidişatın bir yansıması olarak gerçekleştiyse, esas üzerinde durulması gereken birinci husus, oradaki durumun nasıl ve neden bu hale geldiği, ikincisi de Türkiye’ye nasıl ve niye sirayet ettiği.
İki sualin cevabı, Türkiye’yi ilgilendiren boyutuyla aynı noktada kesişiyor. Ankara her fırsatta Şam’a rest çekerken Suriye’deki silahlı muhalefete kucak açıp ÖSO’ya kendi topraklarında karargâh kurduran, Reyhanlı gibi sınır ilçelerinde CIA’nın ofis açmasına ve mülteci kampları başta olmak üzere bölgede ajanların cirit atmasına imkân veren politikalarıyla, alevlenip bu hale gelmesine katkı verdiği çatışmanın aktif tarafı oldu.
Kimyasal silah iddialarında şüphelerin Şam’da değil, muhaliflerde yoğunlaştığını bildiren BM yetkililerinin aksine, bizimkiler “Kimyasal kullananın Esed tarafı olduğunu MİT kesin olarak tesbit etti” iddiasını öne çıkardılar ve Erdoğan da bunun delilini Obama’ya vereceğini ifade etti.
(İşin garibi, Sağlık Bakanı, Suriye’den getirilen yaralıların durumunun kimyasal şüphesi doğurduğunu, ama bir haftadır yapılan laboratuar tetkiklerinin kesin bir sonuç vermediğini söyledi.)
Reyhanlı saldırısını, Erdoğan’ın bir ABD televizyonuna Suriye’de uçuşa yasak bölge oluşturulmasını destekledikleri mesajı vermesi ile irtibatlandıran değerlendirmeler de yapılıyor. Aynı yayında ABD askerlerince yapılacak bir kara harekâtına destek iddiası da vardı, yalanlandı. Ama bu tekzip, oluşan algıyı değiştirebildi mi, tartışılır.
Olayın akıllara getirdiği “Kuzey Irak merkezli PKK’nın yerini Kuzey Suriye irtibatlı D(T)HKP-C Acilciler çetesi mi aldı?” suali de ayrı bir bahis...

14.05.2013
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
752 Kere Okundu
 
       Yorumlar  

  konyalı hür Adam 14.05.2013
Yanlış hesap reyhanlıdan dönmüş gibi.osmanlı politikaları takip ettiğini söylüyen siyasi irade, Osmanlının Abilik yaptığını göz ardı etmiş görünüyor.
Orta doğu fitnesinde taraf olmaktan ziyade ,ıslah edici ve birleştirici roller oynanmalıydı..


  demokrat ses 14.05.2013
ABD’nin yardım ettiği her ülke ihya oluyor;fas,tunus,cezayir,kenya,ruanda,libya,ırak ve son olarak suriye...(Diğerlerini saymıyorum...)Son ziyareti deyapalim,ne tallimatlar alacağız.Tüm saf ve sözde müslümanlara ve amerikan muhiplerine saygılarımla....Sıra bize ne zaman gelecek?


  celal can 14.05.2013
        aylar önce televizyon ekranlarından seyrettiğim suriye askerlerinin bir genci bir odanın içinde esadın büyük bir resmi üzerine kafasına basarak,tüfeklerin dipçikleriyle kafasına burarak rabbin kim söyle rabbin kim demeleri ve bunun üzerine o genç esadın resmine tükürmesi ve kelimei tevhid getirmesi ve ardından suriye askerlerinin o genci ölesiye dövmesi o genç yaşıyormudur bilmiyorum.bir başka karede kaddafinin askerleri birkaç kişiye dipçiklerle tekmelerle haşa!baskılarla askerin gölgesi altında lailaheillah kaddafi resulullah dedirtmeye çalışmaları..bu görüntüler bizlere yabancı değil ,firevunlar nemrutlar asırlar öncede vardı,bir asır öncede ve şu zaman_ ı hazırda da var.Siyasetle bu işler kolay kolay düzelecek gibi değil...


  Nevzat KARAAĞAÇ 14.05.2013
h h k rumuzlu arkadaşımız çok güzel yorumlamış.  istikametli biri olduğu anlaşılıyor.
Kazım beyin yazısına da ancak böyle güzel yorumlar yakışıyor.
nevzat.karaagac@gmail.com


  h.h.k 14.05.2013
   Teröre binlerce defa lanet..meydana gelen mazlumların bu acı feryatları hiç şüphesiz arşa dayandı..Zulmün en hafifine bile meylin neticesi şüphesiz ki ateştir..Hiç bir aklı selim sahibi bu acı olayların üzerinden siyaset yapmaz..Herkes bu yangının söndürülmesini ister..
   Ancak bu durum,takip edilen siyasetteki olumsuzlukların ortaya konmasına engel değildir.Her olayın bir beşeri yönü,bir de kaderi yönü vardır..Beşer zulmediyor bu kesin,fakat kader de adalet ediyor bu da kesin..Hangi yanlış hareketler kadere fetva verdirdi düşünmek gerekmez mi?Geçmişte Kutlulara deprem ilahi ikazdır dediğinden susturmak için hapislere atmışlardı.Bu günde bazıları yanlışlar söylenince adeta linç edilircesine Esed taraftarı gibi görülmeye çalışılıyor..Çok yazık..
   Geçmişte bir şapka inkilabına ve diğerlerine muhalefetten 100 bin kişinin katledildiği eserlerde geçmektedir..Bediuzzaman silahlı bir muhalefete geçmiş mi veya o tür muhalefete destek vermiş mi? Aksine,dahilde maddi cihat olmaz,böyle bir cihattan en fazla masumlar zarar görür, vaz geçin,Kuran bizi böyle bir hareketin içinde bulunmaktan men ediyor,müsbet hareket edin mi demiş..Bu ikaz bütün İslam alemi için geçerli değil mi?
    Biz ne yaptık,siyasetcilerimiz olarak,oradaki zulme uğrayan kardeşlerimize,ta işin başındayken müsbet hareketi tavsiye edeceğimize adeta ateşin üzerine benzin döktük..Ateş bizi de sardı..Aman Amerika yardım, demeye başladık..Amerika Afganistana yardım etti ortada,Iraka da yardım etti o da ortada..Neyleyelim Allah yardımcımız olsun,bu mübarek üç aylarda duaya devam edelim..

Arama
İle Göre Bak