"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kanlı fitne artık bitmeli

Kâzım GÜLEÇYÜZ
13 Temmuz 2011, Çarşamba
Türkiye bir aydır seçim sonrasında oluşan siyasî tabloyu, tutuklu vekilleri, yemin ve boykot krizlerini ve son olarak şike operasyonları ile Deniz Feneri gözaltılarını tartışırken, hemen her gün yeni şehit haberlerinin gelmeye başlaması pek dikkat çekmedi.
Bunun sebebi diğer gündemlerin daha cazip olması mı, her olaydaki şehit sayısının bir veya ikiyi geçmemesi mi, Genelkurmay’ın terör saldırılarıyla ilgili haberler için “büyütülmeden” verilmeleri yönünde öteden beri medyaya yaptığı telkinler mi, yoksa işin kanıksanması mı?
Belki bunların hepsinin de etkisi var.
Ama sebep ne olursa olsun, gerek yine her gün yeni şehitlerin verilmeye başlanması, gerekse “Filanca yerdeki operasyonlarda şu kadar terörist etkisiz hale getirildi” haberlerinin artışa geçmesi, hayra alâmet değil. Çünkü bu türden her bir haberin anlamı ve mesajı çok açık:
“Kan akmaya, hem de artarak devam ediyor.”
Yani, çeyrek asrı aşkındır içinde debelenip durduğumuz kanlı kısır döngü yine sürüyor. Üstelik, bir taraftan çözüm ümitlerinin herşeye rağmen canlı tutulmaya çalışıldığı, diğer taraftan sabote amaçlı yeni provokasyonlarla gerilimin tırmandırılmak istendiği sisli bir ortamda.
Son olarak Lice-Bingöl yolunda iki askerle bir sağlıkçının kaçırılması, işin tuzu biberi oldu.
Bu insanları PKK kaçırdıysa, amacı ne? Taleplerini kabul ettirmek için onları koz olarak mı kullanacak? Yoksa “Buralar hâlâ benden sorulur” diye meydan okuma mesajı mı veriyor?
Ya da, yine PKK’nın yahut onun adını kullandığı halde ondan bağımsız eylem yapan “derin PKK”nın devrede olduğu o tipik Ergenekon tertip ve tezgâhlarından biri daha mı söz konusu?
Sonuçta bu  gelişmeler ne anlama geliyor?
Seçimle parlamentonun yenilenip, yeni bir hükümetin kurulduğu; iki yıl önce gündeme getirildiği halde çoktandır sözü edilmeyen demokratik açılım projesinin bundan böyle başbakan yardımcılığı düzeyinde özel olarak takip edileceğinin açıklandığı bir ortamda bunlar neyin nesi?
Bu olayların, seçimi kazanan 6 milletvekilinden birinin vekilliği seçimden hemen sonra YSK kararıyla düşürülen, diğerlerinin de tahliye talepleri reddedilen BDP’nin, tepkisini Meclisi boykot şeklinde ortaya koymasıyla bir ilgisi olabilir mi?
Ankara’ya gelmeyip Diyarbakır’da toplanan BDP’li vekillerin bu boykotla vermek istedikleri mesaj, ayrıca adeta gözdağı mahiyetindeki saldırı ve eylemlerle tahkim edilmeye mi çalışılıyor?
Veya yine seçimden hemen sonra “Kürt sorununun çözümü” olarak bazı adreslerce gündeme getirilen ve “PKK’lılara genel af, Öcalan’a ev hapsi, dağdan inecek örgüt yöneticilerine Kuzey Irak’ta ikamet hakkı” gibi konuları içeren planlarla ilgili olarak yürütüldüğü söylenen pazarlıklarda tıkanma mı var ki, bunlar oluyor?
Cevabını bizlerin bilemediği sorular bunlar.
Ama olanlar endişe verici. Terör bağlamında dökülen her damla kan ve giden her can, çözüm çabalarını çıkmaza sokarken, bu noktadaki ümit ve beklentileri solduruyor. Onun için, öncelik, bu kanın mutlaka bir an önce durdurulması.
Aksi halde, yeni Meclisin ve hükümetin işbaşı yapmasını takiben, tıkanan açılım sürecine yeni bir ivme kazandırma noktasındaki beklentileri  karşılayacak adımlar atmak mümkün olmayacağı gibi, tam tersine kanlı şiddet sarmalı daha da katmerli hale gelerek çözümü iyice zorlaştırır.
Oysa bu sorunu çözmek Türkiye için artık bir hayat-memat meselesi. Yıllardır akan ve gencecik insanları aramızdan çekip alan kan durmalı, anaların gözyaşı dinmeli, hasret kalınan barış ve huzur sağlanmalı, herkes güven içinde aslî gündemine yoğunlaşarak yoluna devam edebilmeli.
Bunca yıldır huzurumuzu, enerjimizi, kaynaklarımızı tüketen bu kanlı fitne artık sona erdirilip tarihe karışmalı. Ve bunun için, herkes iyiniyet ve samimiyetle elini taşın altına koyarak üzerine düşenleri yerine getirmeli. Görevini yapmayıp yine gerilim siyasetleriyle vakit geçirmeye kalkanlar ise dizginlenmeli.
Okunma Sayısı: 1559
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • özdemiroğlu

    13.07.2011 00:00:00

        PKK meselesini bir terör olarak;Kürt meselesi,Güneydoğu sorunu vs. bir demokratikleşme konusu olarak ayırdedemezsek,sorunu çözdük zannaettiğimiz süreç bile rahat olmayacaktır.Maalesef,kolaylıkla ayırdedilecek problemleri bile bazen karmaşık hale getirebiliyoruz.Yani bir Habur beceriksizliği elimizi kolumuzu bağlamış gibi.

  • özdemiroğlu

    13.07.2011 00:00:00

         (2) Türkiye,Güneydoğu meselesini demokratik zeminlerde çözmelidir ve çözecektir.Ancak terör karşısında kesinlikle taviz vermeden ve PKK taşeron şebekesinin meydan okumalarına aldırmadan kararlılıkla ve ısrarla konuyu çözmelidir.Askerlerimizi kaçıran ve meydan okuyan bu ihanet şebekesinin üzerine,gerekirse,Irak’ın Kuzeyine bir kara harekatıyla silip süpürüp cevap vermelidir.Halktan yüzde elli oy emanetini alanlar,içeride efeleneceklerine,dışarıya karşı da bunu göstermelidirler.

  • özdemiroğlu

    13.07.2011 00:00:00

        (3) PKK askerlerimiz kaçırdı ve TC Devleti’ne meydan okuyor.İsrail bir zamanlar bir askeri kaçırıldı diye bölgenin altını üstüne getirdi.Şu an PKK’nın yaptığı Türkiye’nin vereceği cevap için bir fırsattır.Havadan ve karadan yapacağı bir operasyon ile ve hatta yapılacak itirazları da çok dikkate almadan şer mihrakını ininde vurmak ile sesini işitmek istemeyen dev kulaklara çınlatacak ve meyvesini alacaktır.Tabii ki,dev kulaklardan bağımsız hareket edebilirse!

  • Sezai Mumcu

    13.07.2011 00:00:00

    Sizin bir gazeteci olarak soru isareti ile biten cümleleriniz okur icin yillardir devam eden Devlet ve Ordu ici Kemalizm melaneti ile PKK Ingiliz ve Israil isbirlikciligidir. Her damla asker kani bu melanet grühunun onayiyladir. Okuyucu kanaati budur, yillardir olaylardan okudugu da budur.

  • metin

    13.07.2011 00:00:00

    RİSALE-İ NURDAN BAŞKA HİÇ BİR YOL DOĞU MESELESİNİ ÇÖZEMEZ.BU İKTİDAR %50 OY ALDI.BAZILARI BUNLARIN NURLARA DOST OLDUĞUNU İDDİA EDİYOR.EĞER BUNLAR DOST İSE GELSİNLER NURLARDAN FAYDALANSINLAR...





(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı