Abonelik
E-gazete
  24 Temmuz 2014 Perşembe
Ana Sayfa Güncel Yurt Haber Yazarlar Dünya Ekonomi Kültür Sanat Spor Medya-Politik Eğitim Otomobil Bilim ve Teknik Lahika Görüş
 

12 14 16 18

Başa kakmak, başı yarmak gibidir!
Hakikî yatırım ahiret hayatına yapılan yatırım, hüsnüniyetle, oraya dair güzel düşünceler beslemek, düşünmenin mahsulü hüsnü amel işlemek. İşte, hakikî yatırım bu olsa gerek.
Gördüğü rüyayı benimle paylaşan bir yakınım: “Ahiretteki evimi gördüm” dedi. Saygıdeğer o insan, “Ama içinde hiç sergi yoktu” diye de peşinden ilâve etti; ruhundaki endişeyi belirtti.


Ali Rıza AYDIN
hocazade68@hotmail.com

Ona:
“Zahir” dedim, “O sergiler, eşyalar buradan gitse gerek.”
İhlâs, ibadetin her türünde gerekir. Allah’ın (c.c.) rızasını tahsil etmek demek, emre uymak demektir ihlâsın bir mânâsı.
Namaz, oruç, zekât, hac; bunlar en baş ibadet. Bir mü’minin, mü’min kardeşine tebessümünü ibadet sayan Kudret, hasenâta ehemmiyet vermez mi? İyiliği, ibadetten görmez mi? O şartla ki:
“Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar.” 1
Bu âyetlerde hayır yapma teşvik edilmiş, ancak hayır yaparken kalp kırılmaması, fakirin küçümsenmemesi, eziyet edilmemesi ve yapılan iyiliğin başa kakılmaması emredilmiştir. Aksine hareket edilecek olursa kâr yerine zarara girmek, sevap yerine günaha dûçâr olmak işten bile değildir. Yani, toprağını kaybeden kaya misâlinde olduğu gibi, cıs cıbıl kalıvermek sürpriz olmasa gerek.
Bu, “kaş yapayım derken göz çıkarmak” gibi bir şey!
Ebû Ümame’nin (r.a.) rivayet ettiği bir hadis-i şeriflerinde, Efendimiz (asm): “Dört kimse vardır ki, kıyâmet günü Allah onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Anne babasına isyan edene, yaptığı iyiliği başa kakana, içki içmeye devam edene ve kaderi yalanlayana” 2 buyurmaktadır.
Görüldüğü gibi, başa kakmayı gerek Rabbimiz ve gerekse sevgili Nebî’si hasaretten görmüşler, ona yüz çevirmişler.
Hepimiz biliriz ki, ahiret dünyada kazanılıyor. Fakat kazanmak da yetmiyor, kaybetmek tehlikesi hiç gündemden düşmüyor.
Zekât, teşvik için ne kadar açıktan verilir, ilân edilirse; iyilikler, hayırlar da o nispette örtülü, öyle hafî olmalı. Yani, “Bir elin verdiğini diğer elin görmemesi” deyiminde olduğu gibi. Şair:
“Hem ‘buyur’ der, hem lokma sayar.
Bugün yedirirler, yarın başa kakarlar.
Yeme kürküm yeme…” 3 mısralarıyla özetliyor, meselenin aslını.
Demek, yapmalı; unutmalı!
Basîr olan o Zatın takdirine sunmalı…
     
Dipnotlar:
1- Bakara Sûresi, 264.
2- Camiü’s-Sağîr, 1: 270 (Taberânî’nin Kebîr’i).
3- Arif Nihat Asya, Onlar Bu Dilden Anlarlar, 9.

14.06.2012
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
301 Kere Okundu
 
       Yorumlar  

  dursun atmaca 15.06.2012
Muterem hocam yazılarını keyifle okuyorum. Allah razı olsun.



Arama
İle Göre Bak