On beş kişiyi bulan bir ekip ile Reyhanlı’dayız. Reyhanlı’nın acısını paylaşmak, onların dertlerini dinlemek ve vefat edenlere Kur’ân tilâvetleri ve duâlar, yaralananlara ise şifa temennileri ile geride kalanlara, sabır, tahammül ve tevekkül halleri, rıza halleri paylaşılması amaçlı program tam bir teselli kaynağı ve gönül rahatlığı vesilesi oldu.
Bir gün öncesi Cumartesi akşamı, ‘Risale-i Nur’da Şevk Kaynakları’ konulu Nur dersimizi paylaştık. Adana’dan Yeni Asya Gazetesi Yönetim Kurulu üyesi Ali Kanıbir ve İskenderun, Dörtyol gibi ilçelerden gelen okuyucularımızla şevk düzeyimizi kontrol etmek, şevkin kaynağını, nelerden beslendiğini, şevki kırmamanın yollarını, eğer kırılmışsa yeniden kazanmanın yollarını paylaştık.
Doğrusu şevk ihtiyacı hayatın her aşamasında kendini ciddî boyutta hissettiriyor. Yani şevk illâ ki şevksiz olanlara değil, var olan şevke yeni bir ivme kazandırmak, bir adım daha şevk arttırımına gitmek veya şevki taze tutmak, diri tutmak ve potansiyeli arttırmak gibi pek çok katkıları oluyor. Bir de her yaşın, her olayın, her kişinin şevk derecesi aynı değildir. Şevk denen şey, her an değişen ve dalgalanan bir durum içerir. Dün şevkli olan bir insan bugün şevk kırıklığı yaşıyor olabilir. Veya yıllar önce çok güzel hizmetler yapmış olan bir kişi, yıllar sonra ciddî bir şevk kaybı içerisinde olabilir. Onun için şevk sürekli gözetilmesi gereken, sürekli beslenmesi gereken bir mekanizmadır.
Kardeşlik bağı her şeyin üstünde…
Pazar günü öğleden sonra üç araçla ulaştığımız Reyhanlı’da doğrusu şehre sinmiş bir hüzün kendini her halde hissettiriyordu. Bombaların patladığı yerlerden geçerken adeta camid cisimlere bile sinmiş bir korku hali kendini gösteriyordu.
Ama Reyhanlı’yı oldukça metanetli, sabırlı ve sağlam bir ruh hâli içerisinde bulduk. Kendilerinin misafiri olduğumuz İsmet Tokdemir Beyefendi (Eski Hatay milletvekili Nurettin Tokdemir’in kardeşidir) hakikaten oldukça sakin, sabırlı ve temkinli bir ağırlık içerisinde misafirlerini ağırladı. Ve en küçük dahi olsa, yanlış bir kanaat ve bilgi gündeme girmemesi için yaşananları itina ile paylaştı. Mümkün mertebe bir genelleme cümlesi ile belli bir kesimi zan altında bırakmama hassasiyeti her halinden anlaşılıyordu. Fitneye meydan verilmemesi için dikkat edilen itina hakikaten oldukça yerindeydi. Tebrikler! Tabiî en güzel tarafı da, Bediüzzaman Said Nursî’nin, ‘müsbet hareket’ düsturunu hayatın her alanına katmak gerektiği ifadesi ve bunu kendisinin de bir hayat felsefesi olarak yaşaması oldukça olgun bir etki bıraktı. Bir tebrikler daha!
Patlamanın hemen yakınında iş yeri bulunan ve kendisi de küçük çaplı yaralanmış olan Diş hekimi Mehmet Yürür Abimizin anlattıkları tam da olayın şahidi penceresinden oldu.
Yürür Abimiz, olay anında kendisinin iş yerinde olduğunu, o anda tam bir şok hali içerisinde olduklarını ifade ederek, “Şok halindeki insanlar yaralılara dahi yardım edemediler. Patlama ile birlikte iş yerlerinde, evlerde de araç gibi, tüp gibi patlamalar da meydana geldi. Bir de ayağı kopmuş, kafası parçalanmış insan manzaraları karşısında insanlar kaçacak, sığınacak yer arıyorlardı. Nitekim ambulans yok, olsa da yetersiz. Kim nereye götürüldü belirsiz. Ölenlerin tesbitleri, yaralıların tedavisi derken hakikaten çok büyük bir hadise idi.” dedi.
CEMAATLER YARALARI SARIYOR
Cemaatlerin pozitif etkisi burada da kendini gösterdi. Gittiğimiz hemen hemen pek çok taziye evlerinde Kur’ân tilâveti, mealleri, tefsirleri gibi pek çok adımlar atılıyor. Adeta cemaatler bir şekilde buradaki insanlara ulaşıp, onların acılarını paylaşıyor ve acılı ailelere, akrabalara ‘kuvve-i maneviye’ oluyorlar. Nitekim hadisede kardeşi vefat eden bir beyefendi, “Sizlerin bizleri tanımadığınız halde, sadece din kardeşliği vesilesiyle taa uzaklardan kalkıp gelmeniz ve acımızı paylaşmanız bizi oldukça memnun etmiştir. Allah sizlerden razı olsun” demesi, bu sivil toplum organizasyonlarının etkisini gösteren cümlelerdi.
Tabiî sonrasında kızı, oğlu, kardeşi, babası vefat etmiş olan taziye ortamlarına uğradık. Ekibimizde yer alan hafız ve müftü olan Hasan Altıok Hocamızın buralarda uzun zaman görev yapmış olması ve bu şehirden olması ve beraberindeki Mehmet Emin Hocamızın icra ettikleri programlar hakikaten böyle bir acı atmosferi bir anda serinletti ve o ateşin düştüğü yerlerde tevekkül halini, sabır halini güçlendirdi.
Hocaların bir ekip ruhu içerisindeki Kur’ân tilâvetleri ve devamındaki okunan âyetlerin mealleri ruhu dinlendiren, kalbi tatmin eden, aklı da güçlendiren bir sonuç ortaya çıkardı.
Evet, yaşanan hadiselerin hakikaten tüyler ürpertici olduğu hem anlatılanlardan, hem de olay mahallinden çok net anlaşılıyordu. Biz uğradığımızda olayın üzerinden bir hafta gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen, halen bombanın patladığı binalar birer harabe olarak duruyordu. Tabi cumhurbaşkanının ilçeye uğraması ve taziyelerde bulunması, ortamı biraz daha yumuşatmış.
Görüşlerine baş vurduğumuz insanlar, olaya kadar Reyhanlı’nın bir huzur ortamı olduğunu ifade ettiler. Ancak anlatılanlara göre, Suriye’den geçişler olmaya başladığı andan itibaren, ister istemez problemler de baş göstermiş.
Ama Reyhanlı halkının her aşamada Suriye’den geçenlere sahip çıktığı, işlerini paylaştıkları, onlara geçimlerini temin noktasında değişik imkânlar sağladıkları hep ifade edildi.
Fakat gittiğimiz pek çok yerde anlatılan bazı tesbitleri de ilgililerin kulaklarına ulaşması için paylaşmadan geçmeyelim:
**
Hükümetin Suriye politikası oldukça ciddî eleştiriliyor.
Bir kontrolsüzlük var deniyor. Giren çıkan belli değil deniyor. Kim nerede kalıyor, ne şartlarda kalıyor bir tesbit yok deniliyor. Hatta ülke içerisinde bir yerde bir yerleşim olmayıp, bu insanların kontrolsüz şekilde şehre karışmaları pek çok kargaşanın sebebidir deniliyor.
Vatandaşlar devlet yetkililerinin ilgisizliğinden şikâyet ediyorlar. Bu kadar insanın şehrin içerisine bu derece kontrolsüz bırakılışı pek çok problemi beraberinde getirmiş.
‘Bundan sonra ne olacak?’ sorusu herkesin en çok sorduğu bir soru.
Bir de mezhep çatışmasına dönük bir planın insanlar arasında konuşuluyor olması, tedirginliği daha da arttıran bir durum olarak görülüyor. Bunun için de devletin ciddî tedbirler alması ve bu huzur ortamının bozulmamasına dikkatler çekiliyor. Yarın yeni bir başka olayın olmayacağı konusunda bir güvensizliğin olması halkı korkutuyor. Emniyet zafiyeti gibi konuların halk arasında konuşulması ve bir yetkili açıklamanın olmaması tedirginliği arttırıyor.
Evet, Reyhanlı dün, bir huzur ortamı idi. Ama gelinen noktada bir tedirginlik hali görülüyor.
Ama edindiğim genel kanaat de şu ki, Reyhanlı halkı sakin ve temkinli. Suların yakında durulacağı kanaati hakim. Hisle hareket etmenin ortaya çıkaracağı vahim neticelerin herkes farkında. Onun için de orada ‘akl-ı selim’ galip gelecek.
Reyhanlı, hac seferlerinin yapıldığı dönemde tam bir geçiş yeri, uğrak yeri olmuş. Ve bu imtihanını da tam bir misafirperverlik örneği ile vermişler.
Ben eminim ki yine bu olaydan da Reyhanlı, alnının akıyla kurtulacaktır.
Halkı galeyana getirip, pek çok farklı tezgâhları olanlara fırsat vermeyeceklerdir. Bu da Reyhanlıların imanî altyapılarının, dine olan bağlılıklarının oldukça güçlü olduğunu gösteren bir örnektir.
Şu an Reyhanlı ile ilgili onlarca hatıramız var. Onlarca telefon numarasını aldığımız dostlarımız var. Maddî ve manevî bağlarımız daha bir güçlendi.
Şimdilik şer, hayır olarak neticelendi.
Görelim daha Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler.