Yeni bir soru gündemi meşgul etmeye başladı: “Afrika’yı kim soyuyor?” Keşke, “Afrika’yı kim soyuyor?” sorusu yerine; “Afrika’yı kim soruyor?” diye sorabilseydik. Ne yazık ki uzun yıllar Afrika’yı ‘soran’lar değil, ‘soyan’lar olmuş ve gelişmelere bakılırsa olmaya da devam ediyor. Soyguncuların başında da “Asya münafıkları ile Avrupa’nın dessas zalimleri” var...
Afrika, büyük bir kıt’a. Neredeyse adını sanını bilmediğimiz ülkeler bile var. Bununla birlikte kalabalık bir Müslüman nüfus da yaşıyor bu kıt’ada. Geçen aylarda Türkiye’nin Çad Büyükelçisi olarak görevlendirilen Prof. Dr. Ahmet Kavas’ı, UTESAV’ın düzenlediği bir toplantıda (MÜSİAD Genel Merkezinde) dinlemiş ve Afrika’yı anlamaya çalışmıştık. O toplantıda ve başka toplantılarda Afrika’yı anlatmaya çalışan Prof. Dr. Ahmet Kavas, bu kıt’ayı şöyle tarif ediyor: “Çok özet olarak bir kıt’adan bahsediyoruz. Ama Türkiye’nin yüzölçümünden bahsedersek, 800 bin kilometre kare dersek, Afrika 30 milyon kilometre kare yüzölçümüne sahip. Yani içine 30 tane Türkiye koysak 3-5 tane daha istiyor. Nüfus 1 milyar 100 milyon diye ifade ediliyor. Ben bu rakama inanmıyorum. Yani Afrika’nın nüfusu 1 milyar 100 milyon değil, birkaç milyar nüfusu var. Ama neden 1 milyar 100 milyon deniliyor? Çünkü nüfus sayımı yok.”
Düşünün, 2013 yılındayız ve nüfus sayımı yapılmayan ya da yapılamayan ülkelerden, bölgelerden bahsediyoruz. Prof. Kavas’a göre Afrika’nın toplam nüfusunun az gösterilmesi özel bir tercih. Zaten ‘Afrika’ya da çok farklı anlamlar yüklenmiyor mu? Aç, fakir, yoksul ve belki de böyle kalmaya mahkûm bir kıt’a anlayışı... Doğru, Afrika’da açlık, yoksulluk ve fakirlik var; ama bunun sorumlusu orada yaşayanlar mı?
BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan bile bu anlayışa itiraz ediyor. Annan, vergi kaçakçılığı, gizli madencilik anlaşmaları ve para transferlerinin Afrika’yı elindeki kaynakların faydalarından mahrum bıraktığını söylemiş.
Annan’ın başkanlık yaptığı “Afrika İlerleme Raporu Paneli”nin hazırladığı rapora göre, şirketlerin kazançlarını daha düşük vergi bölgelerine kaydırmaları Afrika’ya yılda 38 milyar dolara mâl oluyor. Kofi Annan, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Afrika, bağışçılardan aldığı paranın iki katını bu kanunî boşluklar dolayısıyla kaybediyor. Bu yoksulların elinden ekmeğini almakla aynı şey” demiş.
Açıklamalara bakılırsa, her yıl Mayıs ayında yayımlanan Afrika İlerleme Raporu, aralarında eski Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo ve eski Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela’nın karısı Gracha Machel’in de bulunduğu on kişilik bir heyet tarafından hazırlanıyormuş.
Demek ki neymiş? Afrika’nın “aç, fakir ve yoksulluk içinde bulunması” Afrika’da yaşayanların, hele hele oradaki Müslümanların kabahati değilmiş!
Tabiî ki mesele sadece ekonomik de değil. Bu ülkelerde ekseriyetle diktatörlerin işbaşında olması ve iktidarların çoğunlukla darbeler yoluyla el değiştirmesi tesadüf olabilir mi? Haksız kazançlar elde eden “Asya münafıkları ve Avrupa’nın dessas zalimleri” bu ülkelerde demokrasinin yerleşmesini de istemiyor. Çünkü demokrasi yerleşse, yönetim seçimle el değiştirse, şeffaflık ve hesap sorulabilir bir sistem olsa Afrika’da istedikleri gibi ‘ralli’ (at koşturamayacaklar demedim!) yapamayacaklar.
Bilinen gerçekleri BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da dile getirmiş olması ve bunun bir raporla açıklanması çok önemlidir. Bari bu tesbitler göz ardı edilmesin!
Ne büyük bir tuzak değil mi: Önce Afrika’yı açlığa mahkûm ediyorlar. Sonra güya ‘bağış’ ve yardımda bulunuyorlar ve kendilerinin reklâmını yapmış oluyorlar. Fakat yaptıkları yardım ve bağış, Afrika’da kazandıkları ‘haksız kazanç’tan çok daha fazla!
Bizi dinlemeyen etkili ve yetkili makamlar, lütfen BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ı dinlesin ve bu tuzağı bozup atsın...