"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çare, çaresizliğin zirvesindeyken gelir

ZÜBEYDE MERYEM ŞAKAR
15 Nisan 2018, Pazar
Adem Aleyhisselâm nimet yurdundan çıkarıldığında ve yeryüzüne gönderildiğinde çaresizliğin en büyüğünü yaşıyor.

Hem Rabbine karşı işlediği hatanın ağırlığıyla kırk sene ağlayıp çöllerde dolaşıyor, hem de Havva’nın firakının elemiyle yanıyordu. Kırk sene “Allah Teâlâ’nın öğrettiği ‘Rabbimiz biz nefsimize zulmettik eğer bize mağfiret etmezsen ve merhamet buyurmazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz’”1 duâsıyla yalvarıp yakarıp ağlıyordu. Kırk senenin sonunda çaresizliğin doruk noktasındayken tevbesi kabul edilip Havva’sıyla buluşuyordu insanların atası, Allah’ın yeryüzündeki halifesi oluyordu.

Nuh Aleyhisselâm dile kolay dokuz yüz elli sene kavmini hidayete dâvet ediyordu, fakat taştan daha katı kalpler onunla sadece istihza ediyorlardı. Nuh (as) o kadar bunalmıştı ki; “Rabbim yeryüzünde kâfirlerden bir tane bile bırakma.”2 diye yalvardığında imdadına bir gemi ve tufan yetişiyordu. Ve yeryüzünde kâfirlerden bir tane bile kalmıyordu.

Lut (as) evine gelen misafirlerine saldıran kavminin ortasında kalınca o iki misafir Melek onların üzerine Allah (cc) katında damgalanmış çamurdan taş yağdırıp yerle bir edip yerin dibine sokuyordu.3  Çaresizliğinin zirvesindeyken yetişiyordu çare O’na (as)...

Hz. Eyyüb’ün (as) hastalığı kalbine ve diline ulaşınca “Rabbim şüphesiz bana zarar dokundu ve Sen erhamürrahiminsin”  4  diye yakarıyor ve bir anda ayağının altından çıkan su ile şifayab oluyordu...

İbrahim Aleyhisselâm ateşin ortasındayken “Bana vekil olarak Allah yeter.” 5 dediği anda “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” 6 dedik. ”İlahi emriyle ateş, berd ve selâm yani soğuk ve selâmetli oluyordu...

İsmail Aleyhisselâm boynunu uzatmışken kemal-i teslimiyetle kurban olmaya “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi. Her ikisi de Allah’ın emrine boyun eğip İbrahim çocuğu alnı üzerine yatırınca, “Biz ona: ‘Ey İbrahim’ diye seslendik. Gerçekten sen rüyanı doğruladın. Şüphesiz, biz iyi iş yapanları böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu, apaçık bir imtihandı. Biz ona, (oğlunun yerine) büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.”7 buyuruyordu Rahman ve böylece bıçak boğazında iken gökten inen kurban ile bitiyordu imtihanı İbrahim’in de İsmail’in de. Çaresizliğin zirvesindeyken yetişiyordu çare.

Yakup Aleyhisselâm ağlamaktan gözlerini kaybedip “Sen iyice bunadın her şeyde Yusuf’u sayıklıyorsun” ithamını işittiğinde hasreti dayanılmaz raddeye vardığında Yusuf’un kokusunu duyuyordu uzaktan. “Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.” 8 günler süren mesafeden gelen gömlekle kırk yıl sonra gözleri açılıp kavuşuyordu Yusufla...

Yusuf (as) kuyuda iken kervan eliyle kurtuluyordu. Kadınların iftirasından onu zindan temizliyordu ve zindandan onu kurtaran Aziz’in rüyası oluyordu... 9

Çaresizliğin en koyu yerinde yetişiyordu çare...

Musa (as) kavmiyle firavundan kaçarken arkada dev gibi bir ordu, önde dağvari dalgalar Allah’ım ne yapacağız dedikleri anda “Hayır!.. Muhakkak ki Rabbim benimledir; bana doğru yolu hidayet edecektir.”10 diyerek tevekkül ediyor, çaresizliğin zirvesindeyken deniz yarılıyordu on iki kola ve hepsi selâmete yol buluyordu.

Zekeriyya (as) saçları bembeyaz olmuş, kemikleri zayıflamış bir halde kendinden sonra bir varis istiyordu. “İşte o sırada Hz. Zekeriya, Rabbine niyaz edip “Ya Rabbî,” dedi, “Bana Senin tarafından tertemiz, hayırlı zürriyet ihsan eyle. Şüphesiz ki Sen duâları işitip icabet edersin! Hz. Zekeriya mihrapta namaz kılmakta iken melekler kendisine seslenip: “Allah sana, Allah’tan bir kelimeyi tasdik edecek, hem efendi, hem gayet zahid, hem peygamber olacak olan Yahya’yı müjdeler” dediler. O: “Ya Rabbî,” dedi, “nasıl benim çocuğum olabilir ki ihtiyarlık başıma çökmüş, hanımım ise kısır hale gelmiştir?” 

Allah: “Böyle de olsa, Allah dilediğini yapar” buyurdu.” 11  İlâhî fermanıyla kavuşuyordu Yahya’ya (as).

Hz. Meryem kucağında Hz. İsa ile kavminin arasına döndüğünde “Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: “Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi. Bunun üzerine Hz. Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler. Hz. İsa şöyle dedi: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni bir elçi yaptı. Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti. Beni anneme hürmetkâr kıldı. Beni zorba ve isyankâr yapmadı.” Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selâm ve emniyet benim üzerimedir.” 12 diyerek anneciğinin imdadına yetişiyor çaresizliğin en zor anında çare oluyor, daha kundakta iken annesinin iffetini savunmasıyla onu rahatlatıyordu.

Hz. İsa’yı son akşam yemeğinde gökten inen maidenin başında ihanet planı kuran Yahuda’nın elinden çarmıha gerilmekten göklere ref ederek kurtarıyordu Rahman. 13

Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin elinden Kâbe’yi “Ebabil Kuşları” kurtarıyordu. Ağızlarında taşıdıkları her bir işaretli taş, bomba oluyordu Ebrehe ve askerlerine.14  Çaresiz kalan Mekke halkının çaresi oluyordu kuşlar.

Muhammed Mustafa’yı (asm) ve üç yüz ashabını on bin kişilik müşrik ordusuna karşı Bedir’de üç bin melek teyit ediyordu. 15 Eğer o bir avuç Müslüman helâk olsa yeryüzünde Allah’a kulluk edecek kimse kalmayacaktı. Ne zaman dara düşse hep Rahman yanında oluyordu.

Çaresizliğin zirvesindeyken yetişiyordu çare...

Hz. Aişe, o tahire annemiz günlerce iffeti için ağlarken tam on âyet 16 inerek semadan O’nun (ra) paklığını ilân ediyordu âleme.

Sen de hatırla ki;

Çare çaresizliğin zirvesindeyken gelir hep.

Gönlüne gam, yüzüne keder çizgileri, saçlarına ak düşüren ne varsa hepsini Allah (cc) görüyor ve biliyor ve duânı işitip cevap veriyor.

Kulunu hiçbir zaman yalnız bırakmayan en zor anında da onun yanında olmaz mı? Tutmaz mı dik yokuşta yorulduğunda elinden. Bir tas su uzatmaz mı yüreği yanıp kavrulduğunda?

O Allah ki her şeye vekildir, kefildir. Gücü her şeye yeter. Çaresizlikte de ve her daim yetişir kuluna, yeter kuluna. 

O zaman ne gam?

Dipnotlar:

  1. Araf 23.

  2. Nuh 26.

  3. Hud 81-83.

  4. Enbiya 83.

  5. Al-i İmran 173.

  6. Enbiya 69.

  7. Saffat, 102-107.

  8. Yusuf 96.

  9. Yusuf Sûresi.

10. Şuara 62.

11. Ali İmran,38-40.

12. Meryem 27-33.

13. Al-i İmran, 55.

14. Fil Sûresi.

15. Al-i İmran 124.

16. Nur 11-20.

Okunma Sayısı: 4976
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf

    15.4.2018 11:16:38

    Allah razi olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı