"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çalıştığımın karşılığı bu (mu)?

Zübeyir Seyda Okay
13 Ocak 2019, Pazar
Başlıktaki soru kalıbını günlük hayatımızda çok sık kullanıyoruz.

Bir memnuniyetsizlik ifade ediyor. Eğer, herkese çalıştığının karşılığını veririm diyen Allah’a güveniyorsak ve inanıyorsak bu soruları sormak durumunda olmayız. Aslında insan inanç noktasındaki itikadı sağlam ise bu soruları kendisini sorgulamak için sorabilir ve kendi iç âleminde tartıp biçip cevap da verebilir. Meselâ bir sınav için çok çalıştık –veya çok çalıştığımızı düşündük- ve karşılaştığımız sonuç bizi tatmin etmedi. Hani çalışmamın karşılığı nerede? Bu mu? deyip isyana mı sürükleyecek bizi nefsimiz, yoksa ben nerede hata yaptım da böyle bir netice aldım sorusuna cevap mı aratacak kalbimiz? 

Biliyoruz ki iki çeşit duâ vardır. Fiilî ve kavlî olmak üzere. Fiilî duâmız ders çalışmak, kavlî duâmız ise neticeyi asıl verecek olandan güzel bir surette talep etmektir. Ve yine biliyoruz ki duânın makbuliyeti için yapmamız gerekenler vardır. Meselâ bir inşaatın temelinde kullanılacak donatı malzemesi hesaplanır ve hesaplandığı ölçüde uygulanır. Eğer yanlış hesaplanırsa veya iş, gerçekten hakkıyla üstesinden gelemeyecek bir mühendise emanet edilmişse o temel, gayet tabiîdir ki sağlam olmayacaktır ve yıkılma süresi kısalacaktır. Fiilî duâ eksik kaldığı için ve yeterli olmadığı için kavlî duâ güzel netice beklemek yanlış olacaktır. O mühendisin fiilî duâsıdır işine gösterdiği özen, herkesin hakkını gözetmesi ve üzerine aldığı sorumluluk bilinci. Neticeyi ise Allah’tan beklemek, O’ndan istemektir asıl marifet. Bu aslında içtimaî hayatın her alanında geçerli olan bir durumdur. Herhangi bir örnek ile kısıtlamak yanlış olur. 

Üniversite sınavına hazırlanan bir genç şöyle bir soru yöneltti: ‘Abi, şimdi benim hedeflerim vardı çalıştım, ama ilk senemde istediğim olmadı? diyor ve yukarıdaki minvalde bir açıklama yapıyoruz. Sonra cevaben: ‘Ama şevkimiz kırılıyor? diye bir soru yöneltiyor. Duâ meselesindeki gibi düşünürsek biz Allah’tan bir şey istediğimizde ve istediğimiz aynen gerçekleşmezse eğer duâmız kabul olmadı zannediyoruz. Halbuki öyle olmadığını duâ bahsini okuyunca daha iyi anlıyoruz ve böyle bir şüpheden uzak duruyoruz. Hayırlısını istiyorsak eğer takdir ne olursa olsun onu hayra yorarız, yormalıyız. Meselâ ben hazırlanırken İstanbul dışında bir şehir hayal etmiyordum, istemiyordum da. Başka bir arkadaşım ise Ankara’da okumayı çok istiyordu. Biz fiilî duâmızı yaparken kavlî duâmızda da hayırlısı ne ise onu karşımıza çıkarmasını istediğimiz için Allah’tan, ben Ankara’yı arkadaşım ise İstanbul’u kazandı. Şu an baktığımız zaman ikimizde hayatlarımızdan ve halimizden gayet memnunuz şükürler olsun.

Şevk meselesine gelecek olursak eğer, yapılan yanlışlar, alınan hatalı kararlar ve pişmanlıklar hayatımızın her döneminde karşılaşabileceğimiz durumlardır. Sınava hazırlanan kardeşimiz için deneme sınavından beklediği neticeye ulaşamaması, sürecin uzunluğu, stres, üzerindeki baskı ve netice endişesi vs.  şevkini kıracak ayrı ayrı sebeplerdir. Ama şu an baktığımız zaman gireceği bir sınav ve önünde bu sınav için bir süre mevcut, boşa geçen her an, dolu dolu değerlendirmediği her an için fiilî duâsı makbuliyetini yitiriyor. Bu sadece bir süreç ve bu bitince bir başka sürece geçilecek. Bu hayatın farklı farklı zamanlarında farklı sebepler için bir süreç içerisine gireriz ve aslolan o sürece, ne derece odaklandığımızla alâkalıdır. 

Gerçekten yaptığı işe veya yapması gereken işe, içinde bulunduğu sürece odaklanan kimsenin şevki kolay kolay kırılmaz, kırılmamalıdır da. Yapılan her hata bir tecrübedir ki tecrübe dediğimiz bir değerdir ve asla kolay elde edilmez. Mesele yanlış yapmakta değil yanlışta ısrar etmemektedir. Her anımızın kıymetini bilmek ve doğru bir şekilde değerlendirmek bilincinde olduğu sürece şevkimiz kırılmayacaktır. Günah da işlesek bileceğiz ki tövbe kapısı her zaman açık ve affedilme ümidi ile şevkimiz yine kırılmayacaktır. Bu bahsettiğimiz Dünya’lık bir sınav ve telâfisi mümkün. Bir sene daha deneme imkânımız var. Bu hayatta sağlımız yerinde olduktan sonra Allah’ın da izni ile telâfi edemeyeceğimiz bir şey olmayacaktır. Peki ya asıl sınav için de bu denli ince düşünüyor muyuz? Geri telâfisi mümkün olmayan hayat sınavı için.. Bu dünyadaki her şey asıl imtihan için bir araçtır. Asıl imtihanı kazandığımızda hayallerimizin çok daha ötesinde bir güzellikle karşılaşma bilinci ile hazırlanırsak eğer işte o zaman şevkimiz kırılmayacaktır. 

Numunelerine bu kadar hayran olduğumuz bütün bu nimetlerin aslına kavuşma arzusu ile çıktığımız bir yolda araba ile mi gidiyoruz yayan mı hiçbir önemi yoktur. Çünkü ayağımız da kanasa, tekerimiz de patlasa bizim şevkimiz hiç kırılmayacaktır. 

Okunma Sayısı: 823
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı