23 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Lahika

Hadis-i Şerif Meâli

Size iyilik yapmaları hususunda, çocuklarınıza yardımcı olunuz. İsteyen, çocuklarını itaatsizlikten kurtarabilir.

Câmiü's-Sağîr, No: 695

23.06.2009


Ahiret ticaretinin kudsî pazarı: Üçaylar

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Bugün mânevî bir ihtarla sizin hesabınıza bir telâş, bir hüzün bana geldi. Çabuk çıkmak isteyen ve derd-i maişet için endişe eden kardeşlerimizin hakikaten beni müteellim ve mahzun ettiği aynı dakikada bir mübarek hatıra ile bir hakikat ve bir müjde kalbe geldi ki: Beş günden sonra çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâseyi böyle bire on kâr veren medrese-i Yusufiyede geçirmek, elbette büyük bir kârdır. Ne kadar zahmet çekilse ayn-ı rahmettir.

İbadet cihetinde böyle olduğu gibi, Nur hizmeti dahi nisbeten—kemiyet değilse de keyfiyet itibarıyla—bire beştir. Çünkü bu misafirhanede mütemadiyen giren ve çıkanlar, Nurun derslerinin intişarına bir vasıtadır. Bazan bir adamın ihlâsı, yirmi adam kadar fayda verir. Hem Nurun sırr-ı ihlâsı, siyasetkârâne kahramanlık damarını taşıyan, Nurun tesellilerine pekçok muhtaç bulunan mahpus biçareler içinde intişarı için bir parça zahmet ve sıkıntı olsa da, ehemmiyeti yok. Derd-i maişet ciheti ise: Zaten bu üç ay âhiret pazarı olmasından, herbiriniz çok şakirtlerin bedeline, hattâ bazınız bin adamın yerinde buraya girdiğinden, elbette sizin haricî işlerinize yardımları olur diye tamamıyla ferahlandım ve bayrama kadar burada bulunmak büyük bir nimettir bildim.

Şuâlar, s. 424, (yeni tanzim, s. 769)

***

Aziz, sıddık kardeşim ve hizmet-i Kur’âniyede hakikatlı bir arkadaşım Refet Bey,

Bu defa istinsah ettiğiniz risâleler çok güzel olmuştur. Senin gayret ve samimiyet ve ciddiyetini bana gösterdiler ve Refet tembel değildir, ispat ettiler. Onları tashih edip göndermiştim. Sonra işittim ki, getiren adam İslâmköyünde bırakmış. Otuz Birinci Mektubun Üçüncü, Dördüncü Lem’alarını yazmaya vakit bulamadım. Korkuyorum ki, onların da “Allah’ın yardımı geldiği zaman” (Nasr Sûresi: 1) sırrı gibi, mevsimi geçerek, sonra güzel yazılmamış olsun. İnşaallah sizlerin iştiyakı beni çalıştıracak. Fakat bu şuhûr-u selâse çok kıymettardır; leyle-i Kadrin sırrıyla seksen sene bir ömrü kazandıracak bir vakitte, en iyi, en efdal şeylerle meşgul olmak lâzım geliyor. İnşaallah, Kur’ân’a ait mesâille iştigal, bir nevî mânevî mütefekkirane Kur’ân okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kıraat-i Kur’ân mânâları risâlelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız.

Barla Lâhikası, s. 176, (yeni tanzim, s.529)

LUGATÇE:

derd-i maişet: Geçim derdi.

müteellim: Elemli, acılı.

şuhûr-u selâse: Üç aylar.

Leyle-i Kadir: Kadir gecesi.

uhrevî: Ahiretle ilgili.

ticaret-i uhreviye: Ahiret ticareti.

mümtaz: Seçkin, üstün.

meşher: Sergi, fuar.

medrese-i Yusufiye: Hz. Yusuf’un medresesi; Allah yolunda mahkûm olanların kaldığı hapsihane.

ayn-ı rahmet: Rahmetin ta kendisi.

kemiyet: Nicelik, sayı çokluğu.

keyfiyet: Nitelik, birşeyin nasıl olduğu yönü.

mesâil: meseleler.

iştigal: meşgul olma.

mütefekkirane: Tefekkür edercesine.

kıraat-i Kur’ân: Kur’ân okuma.

istinsah: Nüshasını yazma, kopya etme.

23.06.2009


İslâmiyete lâyık doğruluk

Kâinatın Yüce Rabbi, insanlığın en mükemmel insanına, yani Habibi Muhammed Mustafa’ya (asm), Kur’ân-ı Azîmüşşan’ında “Emrolduğun gibi dosdoğru ol” diyerek, kâinatın en yüce hakikatının yaşanması için emir buyurmuştur. Çünkü yaratılan her şey doğruluk terazisiyle en güzel bir şekilde yaratılmıştır.

Yaratılışın içinde eğriliklere rastlamak mümkün değildir. Beşerin bulaşık eli olmasaydı, herhalde görünen-görünmeyen varlıklar içinde eğriliklere rastlanmayacaktı.

Hâlık-ı Kâinat olan Allah’ın hikmeti gereği, varlıkların içinde en mükemmel bir şekilde yaratılan biz insanlar, doğruluk ve eğrilikle imtihan olunmaktayız. Bundan dolayı, hayatımızın bir safhasında, bir tarafta bizleri eğirliklere sürüklemeye çalışan şeytanlar, diğer tarafta da biz insanları gerçek mahiyetlerine ulaştırmak için gönderilen Peygamberler ve Kitaplardaki İlâhî emirler yer almaktadır.

Şeytan ve avâneleri tarafından bizlere, nefsimize çok hoş gelen câzip teklifler sunulmaktadır. Ve ne yazık ki, insanların bir kısmı hiçbir direnç göstermeden şeytanın insanı insanlıktan ayıran tuzaklarına rahat bir şekilde düşebilmektedir.

İnsanın yenilgiye düşmesi hadisesi bilhassa ahirzaman olarak ifade edilen zamanımızda daha çok görülmektedir ki, bu dehşetli fitneye karşı biz insanlara kuvvetli bürhanlar ve deliller gönderilmiştir. Bu sebepledir ki, dünyanın yaratılmasından bu yana insanoğluna gönderilen resûllerin en büyüğü bizlere gönderilmiştir.

Yüce Nebî (asm) gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin hususiyetlerini taşımaktadır. Çünkü bütün peygamberlerin zamanında gelen bütün fitneler, adeta birleşmiş bir şekilde zamanımızın insanlarının başına musallat olmuştur. Böyle bir zamanda insanlığın bütün güzelliklerini şahsında bulunduran bir peygambere ihtiyaç vardır ki, işte o, Peygamber-i Zîşan Aleyhissalâtü Vesselâm’dır.

Ahirzamana uygun bir peygamber gönderildiği gibi, aynı şekilde iman hakikatlerini en mükemmel bir şekilde kendisinde bulunduran yüce bir kitap olan Kur’ân-ı Âzimüşşan da gönderilmiştir. Eğer duâlarımızla Rabbimizin yardımını alabilirsek, gerek Kur’ân-ı Kerim’in hakikatlerinin ışığında, gerekse Kur’ân’ı hayatında en güzel bir şekilde yaşayan Peygamberimizin sünnetlerinin rehberliğinde Rabbimizin emir buyurduğu doğruları bulabiliriz.

Zamanımızda İslâm’ın doğruluğundan ayırmak için karşımıza çok şaşırtıcı durumlar çıkabilmekte ve zâhiren hak gibi görünen yanlışlıklara bizleri sürükleyebilmektedir. Bu sebepten dolayı İslâmiyete lâyık doğruluğu bulup hayatımıza geçirebilmek için karşımıza çıkan herkese kanmamamız gerekir.

Bilhassa doğruluk ve yalancılığın birbirinden tefrik edilmediği, siyaset canbazlarının ortalıkta cirit attığı zamanımızda, bazı inananlar hak namına bâtıl şeylere sarılabilmektedirler. Kendi adıma Rabbime şükrediyorum ki, hayatımın gençlik yıllarında, karşıma Bediüzzaman Hazretlerinin telif etmiş olduğu Risâle-i Nur eserleri çıkmıştır. Aksi takdirde bugün dindarlık adına İslâmiyete zarar veren insanlardan olabilirdim.

Yaklaşık kırk senedir istifade etme bahtiyarlığında bulunduğum Risâle-i Nur eserlerinde iman ve Kur’ân hakikatleri en güzel bir şekilde anlatılmaktadır. Bugün bu eserlerin gittikçe insanlarca daha fazla okunup istifade edilmesi ve dünyanın her tarafındaki insanlarca rağbete mazhar olması bu iddiamızı en güzel bir şekilde doğrulamaktadır.

Samimiyetle ifade ediyorum ki, eğer bir Müslüman asrımızın idrakine en güzel bir şekilde sunulmuş iman ve Kur’ân hakikatlerini görmek ve istifade etmek istiyorsa mutlaka Risâle-i Nurları okumalıdır. Bir kere değil, ömrünün sonuna kadar okumalıdır. O zaman görecektir ki, İslâm’a hizmet metodunun en güzel yolu, bu eserleri okumak ve okutmaktır. Hiç şüphesiz Risâleler dünyada yayıldıkça, İslâm ve Kur’ân hakikatleri kararmış kalplere daha fazla iman nurunu yerleştirecek, İslâm’ın gerçek doğruluğu daha çok insanların iki dünya saadetine nâil olmasına vesile olacaktır.

akay.n@hotmail.com

NURULLAH AKAY

23.06.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.