"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yazmak bir duâdır

Abdullah ŞAHİN
19 Mayıs 2019, Pazar
Her insan, birikim ve kazanımları ve hayat pencerelerinden bakışı keyfiyetinde, isterse, bazı mevzularda birşeyler yazabilir.

Cenab-ı Allah (cc), her insana yazıyla kendini ve düşüncelerini anlatma istidadı vermiştir. Alak Sûresi’ndeki “İnsana kalemle yazı yazmayı öğreten Allah’tır” âyeti bu gayenin hem başlangıç ve ilham kaynağı, hem de neticesidir.

Başta, “Her insan isterse birşeyler yazabilir” demiştik. Yazılanların istenilen gayeye hizmet etmesi açısından yapılacak iş tabiî ki okumaktan geçer. 

Değişik mevzularda, binbir emek verilerek yazılan kitapların mütalâasıyla birlikte, içinde bulunduğumuz kâinat kitabını vb. daima okur vaziyette bulunmak kişinin olmazsa olmazıdır.

“Okumak ve yazmak” deyince Risale-i Nurlar’a ayrı bir paragraf açmak isterim. Bununla ortaya koymak istediğim şey, Nurlar’la iştigal eden her gönül erinin, aslında bir yazar olduğu veya olma istidadını taşıdığıdır. Bunu anlamak için çok araştırma yapmaya gerek yok. Yeni Asya’nın ismi bilinen ve bilinmeyen yüzlerce yazarı bunun açık bir teyididir. Yeni Asya bu haliyle bir gazetenin ötesinde, aynı anda bir “yazarlar okulu” hüviyetini taşımaktadır.

İsterseniz bu hususu biraz açalım: Nurlar’daki hakikatleri okuyup mas ederken aldığımız lezzetlerle, farz-ı ayn vazifemiz olan, başta kendi nefsimiz olmak üzere, başkalara tebliğinde aldığımız lezzetler ve bunların her ikisinde yaşanan ulvî hatıraların en küçüğünün bile yazıya dökülmesi bir yazı olmaya namzettir.

Bazen değişik yazarların yazılarını okuyup mütalâa ettiğimizde onlar gibi olmak isteriz. İnsanın tevfik-i İlâhî ile mazhar olduğu, mevcut durumu ve sahip olduklarından gurura düşmesini önleyen bir panzehir olan, ‘Kader Risalesi’nin “Hatime” kısmındaki bölüm bu konuda bir şaheserdir:

İKİNCİ FIKRA: Sen, ey mağrur nefsim! Üzüm ağacına benzersin. Fahirlenme! Salkımları o ağaç kendi takmamış; başkası onları ona takmış.

ÜÇÜNCÜ FIKRA: Sen, ey riyakâr nefsim! “Dine hizmet ettim” diye gururlanma. “Allah bu dini facir bir adamın eliyle de kuvvetlendirir. (Hadis-i şerif, Buhari, 8:88.) sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o recül-ü fâcir bilmelisin. Hizmetini, ubûdiyetini, geçen nimetlerin şükrü ve vazife-i fıtrat ve farize-i hilkat ve netice-i san’at bil, ucûb ve riyadan kurtul. (Sözler, s. 698)

Bu madalyonun müsbet ve insanî yönü olmakla birlikte, bir de bunun tam tersi tahribat kalemleriyle halen iş başında bulundukları ayrı bir gerçek. Biz “Huz mâ sefâ, dağ mâ keder” kaidesince öncelikle güzel olanlara nazarımızı çevireceğiz. 

Tahribat kalemlerinin çöp yığınları arasında kazara yetişen kış ve bahar güllerini de elbette ihmal etmeyeceğiz ki, onlar arz-ı endam etmeden solmasınlar.

Biz güzel görüp, güzel düşünüp, güzele talip olacağız. İnsanlığın maddî savaşlarla ıslâhı devrinin geride kaldığı ve geçer akçe olmadığı şuuruyla; ilk önce nefsimizden başlayarak, içinde yaşadığımız toplumu ve insanlık âlemini güzel olan yola sevk etme yolunda gayretimiz olmalı. 

Bunları gerçekleştirirken şu son cümledeki bir duâ, bir dâvet parolası olan hakikat, daima duygularımızı süsleyip şekillendirmeli:

Aslında yazılan her yazı, ortaya çıkan her eser, bir lütf-u İlâhî olmakla birlikte; yazarın bir duâsıdır.

Son sözümüz: Hadi Nur kahramanları, hep birlikte daha çok okumaya ve yazmak için bismillah. Gerisi mi?

Gerisi, bizim vazifemiz değil...

Okunma Sayısı: 613
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı