"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnanmak, psikolojiyi rahatlatıyor

18 Nisan 2019, Perşembe
Ahirete inanmanın psikolojik olarak da rahatlattığını söyleyen Halit Altuntop, “Allah’a inanmak gibi, ahirete inanmak da insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından birisi. Çünkü ölüm korkusu ve ölümsüzlük arzusu bütün insanlar için değişmez bir psikolojik gerçektir“ diyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe Ve Din Bilimleri Anabilim Dalı’nda Halit Altuntop’un hazırladığı yüksek lisans tezinde, “Dindarlık- intihar” konusu ele alınıyor. Allah’a ve ahirete inanmanın temel psikolojik ihtiyaçlardan birisi olduğunu söyleyen Altuntop, tezinde şöyle ifade ediyor: “Çünkü ölüm korkusu ve ölümsüzlük arzusu bütün insanlar için değişmez bir psikolojik gerçektir. Dolayısıyla insan için tabiî ve zorunlu olan ölüm duygusu insanda fıtrî olarak bir korkuyu beraberinde getirmektedir. Din, ölüm korkusunu hafifletmekte ve ümitsizlik duygusunun sebep olacağı zayıflamalara karşı insana yardımcı olmaktadır. 1

Stres ve gerginliği azaltıyor

“Dinî inanç düzeyi yüksek olan bireye göre yaşadığı bu hayat, bir imtihan sürecidir. Bu dünyada birey, yaratıcısı tarafından bir takım sıkıntılarla imtihan edilebilir, inanan kimse bilinçli olarak mevcut şartlar çerçevesinde bu imtihanı lâyıkıyla vermeye çalışır. Bireyin bu motivasyonunun temel sebebi ise, ölüm ötesine olan inancıdır. Bunun yanı sıra söz konusu inanç sayesinde birey, beşerî kanunlarla yargılanması sonucu sosyal hayatta çeşitli sebeplerle haklı olduğu halde haksız duruma düşse de, ölümden sonra mükâfat / ödül ve mücazat / cezanın adil olarak dağıtılacağına olan inancı tamdır, işte bu bağlamda bireyin bu gibi psikolojik olarak bunalımlı olduğu dönemlerinde bile, ölüm ötesi hayat inancı devreye girmekte ve mevcut problemlerinin çözümünde bireyde meydana gelen stresi ve gerginliği azaltıp onu rahatlatabilmektedir. 2

Ölüm ötesi hayat, zorunlu gerçektir

Allah’ın varlığına inanç, genelde psikolojik bir zorunluluk olarak hissedilmektedir. Bu yüzden, hangi yaş ve sosyo-kültürel gruptan olursa olsun, günümüzdeki seküler kültür ve çevre şartları içerisinde bile ülkemizde Allah’a olan inançta önemli bir sarsıntının yaşanmadığı başka araştırmalar tarafından da doğrulanmaktadır. Jung’a göre, ölüm ötesi bir hayata inanma insan için kaçınılmaz, zorlayıcı bir durumdur. Bu bağlamdan ölümsüzlük arzu ve düşüncesi evrensel bir tarzda, fakat farklı ifade kalıpları içerisinde kendisini gösterebilmektedir. Dini inançların dile getirdiği, ölümden sonra yeniden diriliş ve sonsuz bir hayatın varlığını inkâr eden kimselerin de, sosyal, fizikî veya daha başka türlü bir ölümsüzlük anlayışına sahip bulunmaları, bu köklü eğilimin insandan söküp atılamayacağını göstermektedir. 3 Ölüm olgusu gibi bireyin kendi gücüyle aşamadığı konuları anlamlandırırken, ölüm ötesi hayat inancı devreye sokulmazsa, birey psikolojik olarak kendisinin ebediyen yok olacağını düşünüp bunalıma girebilir. Bunun yanı sıra, ölüm ötesi hayat inancına sahip olup da kendisini günahkâr olarak gören birey de, öldükten sonra cezalandırılacağı inancından dolayı kaygılanabilir. 4 

Ölüm, hayatı bize ait kılar

Heidegger, bireyin ölümü ancak içselleştirerek anlamlaştırması durumunda hayatın gerçek anlamını kavrayabileceğini söylemektedir. Çünkü ölüm, bireyin hayatını anlamlaştırarak, ona sorumluluk yüklemektedir. Birey, kendinin ölümlü bir varlık olduğunu kavradığı ölçüde bu dünyadaki ödevlerinin farkına varmaktadır. 

Umumiyetle hayatını iyi değerlendiren bireyler, ölümü kabullenme tutumu göstermektedirler. Dinî bakış açısının da, bireyin ölüme yaklaşmasında sükûnet, boyun eğme ve kabul tutumu meydana getireceği söylenebilir. 5 Ölüm, bizi gündelik hayatın içinde kaybolmakla karşı karşıya bırakan basit kaygıların kölesi olmaktan kurtararak yaşamımızı tamamen bize ait kılabileceğimiz temel projeleri önümüze serer. 6 

Dipnotlar:

1) KOÇ, “Kişilik ve Din”, s. 93. 2) KOÇ, “Yaşlılık Döneminde”, s. 204. 3) HÖKELEKLİ, “Ölümle İlgili Tutumlar”, s. 94. 227 KOÇ, “Ölüm Psikolojisi II”, Tasavvuf, sayı 9, 2002. 4) KOÇ, “Yaşlılık Döneminde”, s.205. 5) KOÇ, “Ölüm Psikolojisi II”, Tasavvuf, sayı 9, 2002, s. 345. 6) BARETT, W., Çeviren: ÖZER, S., İrrasyonel İnsan, Hece Yayınları, Ankara, 2003, s. 228.

Okunma Sayısı: 2120
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    18.4.2019 02:18:22

    Imanin sartlari birbirinin lazimidir. Insan fitraten, maddî ve manevî varliginda oksijen ve su gibi gereksinmeleri kadar hayatî imanin sartlarindan herbiri ile psikolejisini dengeleyebilir ve bir mahlukatin en sereflisi konumuna gelebilir- Imanin verdigi huzur bir bütündür. Kur'an Sureleri okuyan bir mü'min bilir ki maneviyati huzur icindeyken semayi saf saf doldurmus hiccbir bosluk birakmamis Melekler icin o surelerle bir sofra-yi rahmaniye gidalar gönderen birisi olur, zira Meleklerin gidasi Kur'an ve Dualari algilamakla mütelezziz olmaktir. Kainatta en büyük hakikat imandir. Bunlari bize ögreten Risale-i Nur Külliyatini bize ihsan eden Rabbbimize hamdolsun. Elhamdulillahi haza min fadli Rabbüna.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı